Tag Archives: ölüm

Ölüm…

Standard

Ölüm, çoğumuzun korkusu olan bir gerçektir. Mü’min kullar için vuslat, Cennet ni’metlerine ve Cemâl-i ilâhiyeye kavuşma anıdır. Ölüm nedense hep bizlere soğuk gelir, halbuki ebedî bir yolculuk, dosta kavuşma olduğunu unutuyoruz. Peki ölümden neden korkarız, neden bu acı gerçeğe hazırlanmaz, ibret almayız.

”Ey nefis!
Şu cenaze farzet ki sensin. Bütün sevdiklerini, malını, mülkünü, evini, barkını bırakmış gidiyorsun. Zira, bu tabut denilen şey öyle bir binektir ki, ona herkes binse gerektir. Önünde sonunda sen de bu bineğe bineceksin. Her gelecek yakindir. Biriktirdiğin bu mallar, bu mülkler hepsi ortaya dökülüp kalacaktır. Öyle ise gel ölmeden âhiret tedarikinde ve hazırlığında olalım.

Bu fâni şeye gönül vermeyelim. Bak, bu cenazeyi görüyorsun ya; evinden, barkından,oğlundan, kızından, kavminden nasıl yüz çevirmiş?

Bütün malını arkada bırakmış da, yanına bir yudum su ve bir öğünlük ekemek bile almamış. Baş açık, yalın ayak, çırıl-çıplak olmuş, hepsini bırakmış gidiyor. Kimse bilmez ki hali nice olacaktır? Bir gün, sen de bunun gibi olacaksın, şimdiden buna hazır ve hazırlı ol”dersin…

Mezarlığa varınca, kabirlerde yatanları gözünün önüne getirmek ve onların hallerini düşünmek lâzım. Gelen-geçen üzerlerine basar, ayakalrı altında kalmışlar, o nazik tenleri çürümüş, o güzel ağızlar çenelerinden ayrılmış, o yakışıklı başlar gövdelerinden kopmuş, o elâ gözleri yılanlar, çıyanlar yemiş. Gece gündüz Kur’ân-ı Kerim okuyan, zikreden o bülbül diller, kim bilir hangi böceklere yem olmuş, kemikleri birbirinden ayrılmış, öyle yatıyorlar. İşte mezarlığa gidince bütün bunları göz önüne getirmek gerekiyor.

Ölümü sık sık anmak, bir çok saadetlere sebebdir. Evvelâ, ölümü sık sık ananlar, dünyadan iğrenir ve tiksinirler. Sonra, dünyayı kendilerine uzak sanır ve gönül vermezler. Öleceklerini, o sıranın bir gün kendilerine geleceğini tefekkür edip, sık sık tövbe ve istiğfar ederler..

Ölüm, zannedildiği kadar kolay bir iş değildir. Ölüm, öyle bir şeydir ki, mâ’murları harap eder, cemaatleri dağıtır, lezzetleri giderir, gözlerden yaşlar akıtır, yürekleri yakar, başları açık ve bedenleri çırıl-çıplak bırakır, anaları babaları, kardeşleri, evlâdları ve bütün sevenleri yakalarını yırtarak gözyaşları arasında halkın ortasında götürür.

Ölüm, öyle bir şeydir ki, o zarif ve nefis kumaşlardan dikilmiş elbiseler soyulur, çıkarılır, meşâyihane kisveler burada bırakılır.

Abdullah İbn-i As diye bir Allah dostu vardı. Bu zat diyor ki, benim babam:
-Acaba, ölenler ölümü nasıl vasfederler? Derdi. Biz de:
-Deli olurlar, onun için vasfedemezler, cevabını verirdik. Nihayet, ölüm geldi babama erişti. Babam:
– Ey oğul! Vallahi, bu ölüm dedikleri çok büyükbir şeymiş ve gerçekten dille vasfolunması mümkin değilmiş. Ama, ben sana şimdiki halimden biraz anlatayım, bildiğim kadarını söyleyeyim. Şimdi, benim halim şuna benzer. Bağrımın üzerine koca koca dağlar koydular, Canım, iğne deliğinden çekilir gibi çekiliyor. Sanki, yer ile gök birbirlerine sıkışmış da ben aralarında kalmışa döndüm. Dille söylemsi kolaydır ama, başa gelince anlaşılıyor ki, pek yaman ve pek zor meseledir. Allah dostları buyurmuşlardır ki; Üç şeyi dille vasfetmek mümkin değildir: ÖLÜM-CENNET-CEHENNEM..
Evet bizden evvel bu cihana gelip-gidenlerin halleri, nasihat olarak bizlere yeter.
Niceler benim dedi ve gitti
Birisi kılmadı sözün ispat,
Toprak içinde zerre zerre yatır,
Muntazırlar ne vakit ola Arasat..
İbret almayan gözde, hikmette yoktur. En büyük ibret ise ölümdür. Bakınız bir beyte ne güzel ifade edilmiş Ümmet-i Muhammed:
Çirkinleşmez bedeni, dünyada bu ümmetin;
Gönül çirkinleşmesin, varsa akl-u himmetin..

Yukarıda belirttiğimiz gibi mü’min için ölüm bir vuslattır, Hak Teâlâ’nın muhabbetiyle dolmuş Allah dostları için bir geçişdir ebediyete. Onlar ölümden korkmaz, daima hazırlıklı olurlar. Canlarını melekler eşliğinde, makam ve mevkilerini görerek verirler. Onlar zaten dünyada ölmeden ölümü tatmışlar, ölmeden önce ölmüşlerdir. Kanaat-sabır kuşağını kuaşnmışlar ve dünyanın bütün lezzetlerinden el çekmişlerdir. Onlar fakir ve sabırlıdırlar. Ömürlerini zayi eylemeyip, sermayelerini âhirete yatırım yapmışlardır. Ne mutlu o mü’min ve mü’minelere, gayeleri Rabbilerini memnun etmek, O’nun rızâsını kazanmaktır. Hayatın gerçeği olan ölüm..

Rabbim celle şânuhû  hidâyet ve istikametinde daim eyleyip, son nefesimiz dahil olmak üzere imandan, Kur’ân’dan ve Salih amellerden ayırmasın.!

Amin insaAllah….

Bu kıymetli paylaşımları için Gülyaprak Hanfendiye tesekkuru borç biliriz.

Ve ayrıca acil şifalar dileriz.Ölümü hatırlatan Rabbe Şükürler Olsun…

Selam ve Dua ile…

Reklamlar