Monthly Archives: Eylül 2008

Hayırlı Bayramlar…

Standard

Reklamlar

MÜBAREK RAMAZAN AYINA VEDA EDERKEN

Standard

Rahman Rahim Allahin adi ile…
Alemlerin Rabbı Allaha hamd olsun.
Afiyette ve belada, darlıkta ve genislikte.
Salat ve selam, Seyyidül-mürselin Resulullah Efendimize ve tüm aline
Sübhan Allahtan temenni: Selametiniz, afiyetiniz, sebat ve istikametinizdir

Mübarek Ramazan ayına veda ederken;

Kainatın küçücük bir emmuzeci misali olan insan, maddi ve manevi iki yapıdan meydana gelmiştir.
Maddi yapımız; et, kan ve kemikten teşekkül ederken,

manevi yapımız da, akıl, ruh gibi unsurlardan terekküp etmiştir.

İnsanı mahlukatın en şereflisi kılan eti, kemiği, kanı, malı, makamı değil, Allaha olan yakınlığıdır. Zaman zaman halk arasında söylenen, Çok zengin olmuş ama insan olamamış… Kaymakam olmuş ama adam olamamış gibi sözler, bunun en güzel örneğidir.

İşte kendisine Allah Teala tarafından çok geniş kabiliyet ve istidatlar verilmiş olan insan bütün bu kabiliyet ve istidatlarını onun yolunda, onun rızasına muvafık olarak kullanırsa kemale ulaşabilir. Rabbimizin bize emrettiği her ibadet, nehyettiği her kötülük, bizim insanlık zirvesine çıkmamız için bir terbiyedir.

Son günlerine yaklaştığımız mübarek Ramazan ayında da Cenabı Hakk rububiyetini göstererek, gerek bedenlerimizde ve gerekse ruhlarımızda bizlere manevi bir hava yaşattı.

Kandil geceleri ile başlayıp üç aylar ile devam eden ve Ramazan ayıyla bizi kuşatan manevi bir atmosferden geçtik. Bu zaman zarfında beş vakit namazlarımıza tesbih, teravih, teheccüd, duha, evvabin v.s. namazlarını da ekledik…

Kuran Kerim okuduk, dinledik…

İftar sofralarında Cenabı Hakkın nimetlerini kardeşlerimizle paylaştık..

Zekat, sadaka ve fitrelerimizle hayırlar ettik…

Günahlardan sakınarak, Rabbimize istiğfar ve dualarımızla affımız için iltica ve niyazlar ettik.

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden azad olan Ramazan ayına veda ederken bu ayda elde ettiğimiz haslatlerimizi, Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et(S.Hıcr, 99) fermanı ilahisine uyarak diğer onbir ayda da devam ettirmeliyiz. Zira Ramazan ayında kazandığımız güzellikleri terketmek, bol ve bereketli yağmurlardan sonra başlayan kuraklık gibi olur.

Onbir ayın sultanı mübarek Ramazan ayını, insanlığın kurtuluş reçetesi olan Kuranın indirildiği, bin aydan daha hayırlı ve gecelerin zirvesi olan Kadir Gecesiyle uğurlarken,

 

meleklerin selamet ve saadet dileklerinin üzerimizden eksik olmamasını niyaz ederiz.

(AMİN)

alıntı.

Kadir Gecesi Namazı ve Tesbih Namazı

Standard

 

Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahü teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir.Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır: 

 

“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?  Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.  O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.”

(Kadir Suresi) Dinle

 

 Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:

“Kim Kadir Gecesi’nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.”

“Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır.”

Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :

 

-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi’ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:

Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni. (Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

 

Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

 

“Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir.”

Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek, namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur’ân okuyup da dua ederse güzel olur.

İbnü Hacer Heytemî Tuhfetü’l-Muhtâc’da der ki:“Kadir gecesini görene, saklaması sünnettir. Onun kemâliyle faziletine ancak Allah Teâlâ’nın bildirdiği kimseler nail olur.”
 

“Kadir gecesine rastlamış olan bir geceyi ihyâ eden, Kadir gecesini ihyâ etmiş gibi sevâb kazanır”


hadîs-i şerîfini düşünülerek, sık sık vâki olan 27. gece ihyâ edilirse, o gece Kadir gecesi olmasa bile, büyük sevâba kavuşulur.   (5)

 

Kadir Gecesini nasıl ihya edeceğiz?

·     Yatsı namazında zammı sure olarak Kadir suresini okumalı.

·     Bir iki sayfa Kur’an-ı kerim okumalı.

·     Az da olsa sadaka vermeli.

 

Bu gece 4 rekat Kadir Gecesi Namazı kılınır.

1.Rekatta: 1 Fatiha (Dinle)         3 İnna enzelnâhü(Dinle) 

2 Rekatta: 1 Fatiha                    3 İhlası Şerif(Dinle)

3.Rekatta: 1 Fatiha                    3 İnna enzelnâhü   

4 Rekatta: 1 Fatiha                    3  İhlası Şerif  

 

Namazdan sonra 1 defa:

Allahü ekber
Allahü ekber
La ilahe  illalahü vallahü ekber
Alahü ekber ve lillahil hamd.

 

100 defa Elem neşrah leke… (Dinle)

100 defa İnna enzelnâhü… (Dinle)

 

100 defa da Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in Hazret-i Âişe (r.a.) Vâlidemiz’e öğrettiği şu duâ okunup, sonra duâ yapılır:

Allahümme
inneke afüvvün
kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni,
okunup dua yapılır.

 

Mümkünse, kandil  gecesi olması sebebiyle bir de TESBİH NAMAZI kılınır.

Tesbih Namazı :

Günahların afvına vesîle olan tesbih namazı 4 rek’atlı bir namazdır. Bu namazı kılabilmek için şu tesbihi ezber bilmek icap eder: “Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym”

– Tesbih Namazının Kılınışı:

Kalben tesbih namazı kılmaya niyet edilir. “Allâhü Ekber” diyerek namaza başlanır.

Yukarıdaki tesbih:

“Sübhâneke…” den sonra 15 kere,
Zamm-ı sureden sonra 10 kere,
Rükûda 10 kere,
Rükûdan doğrulunca 10 kere,
Secdede 10 kere,
Secdeden doğrulunca 10 kere,
İkinci secde de 10 kere,
okunur.

 

Böylece birinci rek’at kılınmış olur. İkinci rek’ate kalkılınca Fâtiha-i şerîfeden önce yine 15 kere, diğer yerlerde de, tarif edildiği gibi 10′ar kere okunarak 4 rek’at tamamlanır.

 

Tesbih namazının diğer tarafları aynen diğer namazlarda olduğu gibidir. Fark sadece okunan tesbihlerdir. İkinci rek’atte oturulduğunda, “Et-tehiyyâtü…” den sonra, “Allâhümme salli…” ve “Allâhümme bârik…”, üçüncü rek’at için ayağa kalkıldığında da “Sübhâneke…” okunacaktır.

 

Tesbih namazında beher rek’atte okunan tesbih adedi 75′dir. Dört rek’atte 300 tesbih okunmuş olur.

 

Cenab-ı  Hak bu geceyi hakkıyla ihya eden kullar arasına bizleri de ilhak eylesin ve bizi zatına kul ve Habine ümmet olma şerefinde daim eylesin. 

Dirilt Bizi Ey Kur’an…!

Standard

Gayrimüslim birinin sözü hala kulaklarımı çınlatmakta: “Müslümanlar bana söylemleriyle İslam’ı sevdirdiler ama yaşantılarıyla nefret ettirdiler.”

İslam, kişilere endeksli bir hayat tarzı değildir. Kişiyle özdeş değil. Kimsenin tapulu malı hiç değil. Allah’ın kitabı hiçbir şeyi noksan bırakmadan açık ve net bir şekilde açıklıyor. Beşerin tanımlamasına fırsat bırakmadan, hatta yanlış anlama ve yanlış tanımlama göz önünde bulundurarak, daha bir açık seçik olarak ortaya konulmuştur… Bu durumda rahatlıkla şunu söyleyebilir

“Bizi Kur’an şekillendiriyor ve ismimizi yine Kur’an koyuyor.”
Bizi dirilten, ayağa kaldıran, yaşamımızı şekillendiren yine Yüce Allah’ın kitabı. Evet bizi diriltecek olan tek kaynak.

Dirilt bizi ey Kur’an!
Kavram kargaşasının ortasında debelendiğimiz günümüzde yaşantımız ve eylemlerimiz doğrultusunda bize Rabbimizin koyacağı isme ve o ismin gerekliliğin yapmaya talibiz.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Susuz ve suya hasret kurak toprak gibi senin bize kana kana gelmene muhtacız. Seni anlamaya, seninle konuşmaya, seninle yürümeye, seninle yol almaya ve seninle dirilmeye muhtacız.

Dirilt bizi ey Kur’an!
Fırtınalarla boğuşuyorken senin sakin limanına yaklaştık, nerede durmamız gerektiğini, nerede fırtınaya dahil olmamız gerektiğini yine sen göster bize. Ne senin gölgendeyiz diye rahat oturalım, ne de senin ardına sığınarak tüm dünyayı gereksiz ithamlarla bulandıralım.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Birliğimiz, birlikteliğimiz dağıldı. Her birimiz parçalanmış tesbih taneleri gibi her bir yöne dağıldık. Toparlanmaya, tekrar kardeş olmaya, yar ve yaran olmaya ihtiyacımız var. Senin mü’minler ancak kardeştir ayetini yaşamaya şu an çok fazla muhtacız. Biz, bir binanın tuğlaları gibi olmalıydık. Oysa kalplerimiz sınırlarla, cemaatlerle, camialarla, mezheplerle bölündü.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Peygamberimizin bize emanet bıraktığı Ümmeti muhafaza edemedik. Onu hovarda mirasyediler gibi paramparça parçaladık.Bazıları seni anlaşılmaz bir kitap olarak tanıttı. Açıp anlamaya bile çalışmadı. Bazıları seni yüksek raflardan hayata indiremedi bile. Yine bazıları seni hayatlarından çıkarıp sadece merasim kitabı gibi lanse ederken, kimileri de bir kısmını okuyup, bir kısmını inkar etti.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Kalbimize tıpkı Mekke’de nazil oluyormuşçasına tekrar nazil ol. Ayet eyet, sure sure tekrar in kalplerimize. Tıpkı sahabiler gibi biz de onar onar hayatımıza aktaralım seni.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Bize kalmamız gereken yeri, nerde durup nerede harekete geçmemiz gerektiğini ve ne zaman yürümemiz ve ne zaman koşmamız gerektiğini bir daha hatırlat. Hatırlat ki her şey çok geç olup ölüm kapımızı çalmadan senin ayetlerin bizde tezahür etsin.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Üzerimize serpilen ölü toprağının kalkmasını sağla. Ve bizi şaha kaldırsın her ayetin.Bizi harekete geçirsin tıpkı kızgın çölde Ömeri, Hamzayı ,Aliyi, Osmanı, Aişeyi, Haticeyi, Sevdeyi, Zeynebi, Fatımayı ve diğerlerini harekete geçirip şimdi anarken saygıyla andığımız bu örnek insanları diriltip harekete geçirdiğin gibi bizi de dirilt.

Dirilt bizi ey Kur’an!
Hayatımıza yön veren senin ahkamın olsun. Seni bize gönderen yüce Yaratıcımızın emri yeryüzünde hakim, beşeriyet seninle mutmain olsun. Biz kalbimizi yitirdik. Peygamberimizin; onlar senin yüce kitabını terk ettiler,terkedilmiş olarak bıraktılar; şikayetinde dile getirildiği gibi bizler seni terk etmek istemiyoruz. Seni yok saymak, senin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar etmek değil bütününe iman etmek istiyoruz.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Biz senin kulbuna tutunmak istiyoruz. Rabbimizin sağlam kulp diye bahsettiği kulpa tutunmamız gerektiğini yine senden öğrendik ve sağlam kulpun ne olduğunu da yine senden öğrendik.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Cihanşümul mesajınla, alemlere rahmet olarak gönderilen elçinle, tüm insanlığı kucaklayan metninle, “Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz, bizi doğru yola ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna gazab ettiklerinin ve sapmışların yoluna değil” mealindeki duanla yoktan var edene yaklaştır, yakınlaştır bizi.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Yoktan var edeni senden öğrendik, ibadeti, yaradana yaklaşmamızı, onun Resulünü, ona nasıl iman etmemiz gerektiğini, duayı, sevmeyi, salatı, yaşamaya dair ne varsa hepsini senden öğrendik
Dirilt bizi ey Kur’an!
Adem (a.s.)’ı senden öğrendik. Sen tanıklık yaptın. Ayna oldun İbrahim (a.s.) Rabbini ararken, Nuh (a.s.) gemisini yaparken, İsmail boğazlanmak üzere yatırılmışken, Yusuf (a.s.)’ın kuyudan hükümdar olma yolundaki mücadelesinde, Eyüp (a.s.)’ın sabrında, Ashab-ı Kehf’in kıssasında, Ad, Semud ve Medyen kavimlerinin yaşadıklarında, Firavun ve diğer zalimlerin işlediği zulümlerde hep sen ayna oldun bize. Ve olmaya devam edeceksin bizden sonra geleceklere de.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Af dilemeyi senden öğrendik. Dua etmemiz gerektiğini ve dua etmeyi, istemeyi, dilemeyi senden öğrendik. Allah’a sığınmayı, tefekkürü, tezekkürü, akletmeyi, düşünmeyi, mukayese edip doğru yolda yürümeyi hep senden öğrendik.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Her surende cenneti, cehennemi, hesap gününü okuyorum. Cennet ayetleriyle yüzümde tebessüm beliriyor. Cehennem ayetleriyle yapmam ve sakınmam gerekenleri hatırlıyorum. Kıssaların hep yol gösteriyor bana.

Duam Fatiha.

Önderimizi anıyoruz Ahzab’la.

Davamın temellerini atıyorum tüm peygamberlerin hayatlarının şekillendiği Enbiya ile.
Tevbe diliyoruz yılmadan, usanmadan.
Fetih isteğimiz bizi şahlandırıyor.
İnşirah dileniyoruz bazen kalbimize.
Kıyameti yaşıyoruz kimi zaman.
Adiyatla tozu dumana katarak koşturmamız gerektiğini hatırlatıyoruz nefsimize.

Kur’an’la istiyoruz. Kur’an’la diliyoruz. Kur’an’la şekillendirmek istiyoruz hayatamızı. Dirilt bizi ey Kur’an, bizi ve kalbimizi.

Ey Kur’an dirilt bizi, bir daha ölmemek üzere…

Mükerrem Bulut