Monthly Archives: Ağustos 2009

Hüzün Türküsü

Standard

Reklamlar

Şimdi LâL zamanı

Standard

 elifgibi

Şimdi LâL zamanı…. Kapat gözlerini..

Kuyularda inleyen binlerce Yusuf’u saklıyorum…

 Sen ise sevdamızı demlemiş yavru ceylanlara içermektesin…

 Susuyorum Yunus’un dizlerine çökerek…

Seni anıyorum Süleyman evrâdında…

Sen ise dualarına beni katıp binlerce ” lâm ” iniltisine ” Elif’i ” katıyorsun…

Yanıyorsun Mecnun’a yanan Leylâ gibi…

Susuyorsun Yusuf´a susayan Züleyhâ gibi…

Kanatıyorsun yüreğini korkusuzca bıçağa boynunu vuran Esmâ gibi…

Durma şimdi…

Ellerini aç gökyüzüne bir dua gibi…

Yağ bozkırlarıma bir deryâ gibi…

Boynunu bükme sakın…

Ezberlese sonbahar senin narin bedenini.. ” Nun ” gibi dik dursun başın..

Eğme diyorum sancağını..

Aldırma ömrümüze biçilen hasrete..

Aldırma bedenine vaat edilen miadı dolmuş hastalığa. Kan bürüse de gözlerimize..

Hüzne sürgün edilse de vuslatımız… ” Elif ” gibi gülümseyelim suskunluğa…

Elif ki; ne yüce bir kelimedir Tur dağında. Unutma sevgili; hiçbir yara duasız bırakılmamıştır.. Bırak aksın kanımız..

Damlayan her kanın düştügü yerde binlerce ” umut ” inkişaf etsin. Etsin ki Cennet müjdelensin solgun yüzlerimin bayram sabahına Bırak hasret bize yüklensin..

Her hasret cığlığı gömlegimizden damlasın…

Allah(c.c) diyor ki: “Gelin benim yakınım olun!”

Standard

ramadan_comment_10

Nefsimizi Ramazan’da yeniyoruz; ruhumuzu Ramazan’da yeniliyoruz!.

Kalb ve ruh, akıl, sır gibi letaifin, o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen, onlar masumane gülüyorlar…Bediüzzaman, Mektubat

Oruç, her şeyden evvel irade terbiyesidir.

Oruç, İslamiyet’in dış görünüşüdür. Oruç, cami gibidir. İçki satılmayan dükkân gibidir. Kadının kapanması gibidir.

Oruç şeair-i İslam’dır. Yani, İslamiyet’in dışa akseden yansıyan yönüdür.

Allah, Rabb’dır, yani terbiye edicidir. Allah diyor ki: “Oruç size farz kılındı” (Bakara 183) Biz de oruç tutarak Allah’ın terbiyesi altına giriyoruz. Eğer oruç tutulup mide terbiye edilmezse nefis insana hükmeder.

Birisi Hulusi Ağabey’e demiş ki: “Ağabey ben nefsimi terbiye ettim.” Hulusi Ağabey de, “Senin kuyruğuna basan oldu mu?” diye sormuş. Kim nefsini ıslah etmiştir?

Birisi ona zarar verdi mi, o Müslümanca hareket ediyorsa, kişi nefsini ıslah etmiştir. Ramazan’da nefsimize her istediğini vermeyiz… Şahsî hayatımız Ramazan’da maddeten ve manen kuvvet kazanır…

Yeryüzü bir ziyafet sofrasıdır. Bu ziyafet sofrasında böcekler de var, filler de var, insanlar da var. O kadar bolluk içindeyiz ki, insanlar açlığın önemini, fakirin halini anlayamıyorlar. Ramazan’da açlığı anlarız. Fakirin halini anlarız. Biz açız amma akşama üç türlü yemek var. Fakir hem açtır hem de ne zaman ne bulacağını bilemez.

Mevlânâ, hizmetçisine daima sorarmış: “Bugün evimizde yiyip içecek bir şey var mı, yok mu?” Arada bir, “Hayır, hiçbir şey yok” cevabını aldığı zaman, sevincinden uçarmış, “Allah’ım sana şükürler olsun… Evimiz bugün Peygamberler Peygamberi’nin evine benziyor.” Pek çok yemek bulunduğu söylenecek olursa, “Aman” dermiş, “Bu evden firavun kokusu geliyor!”

Unutmamak lazımdır ki, her insanın verebileceği çok şeyler vardır. Biz gerçek manada fakir değiliz. Bediüzzaman buyurmuş ki:
“Hangi fert olursa olsun, kendinden bir cihette daha fakiri bulunabilir. Ona karşı şefkatle mükelleftir.”
Medeniyet, maddi-manevi ihtiyaçları artırdı. Herkes bulamadığı şeyin fakiri oldu. Bu ölçüyle dünyada milyonlarca fakir var.

Askerlik yaptığım bölükte yüz altmış tane asker vardı. Yemekler dağıtılır, hiç kimse başlayamazdı. Nöbetçi subay bakar kontrollerini yapar, “Afiyet olsun asker!” diye bağırır ve askerlerin hepsi birden yemeğe başlarlardı.

Şimdi biz de İstanbul’da bir iftar vaktini ele alalım…

Milyonlarca insan sofranın başına oturmuş bekliyor. Hiç kimse elini yemeğe uzatamıyor. Lokantaya gidiyoruz, açık saçıklar, berduşlar, zenginler… Herkes öyle bekliyor. Açık yerleri kapalı yerlerinden fazla olan kadınlar, öylece bekliyorlar… Zahiri Fransız, batını Müslüman; o da bekliyor… Koskoca dünyanın Müslümanları sofranın başında oturmuş  bekliyor…  O sırada müezzin, “Allahu ekber” diyor, taburdaki askerler gibi, insanlar kaşığa sarılıyor. Bu manzara Allah’a itaatin en canlı şeklidir.

Kâinat kitabının yönetmeliği Kur’an-ı Kerim, Ramazan’da inmeye başlamıştır. Yeryüzü sarayında nasıl yaşamalıyız ki, ceza görmeden mükâfat görelim? İşte bu sorunun cevabı Kur’an-ı Kerim’dedir. Ramazan ayı İslamiyet’in bütününü Müslüman’a takdim eder; “işte İslamiyet budur” der!..

“İslamiyet nerede, ben neredeyim?”

Ramazan’da bu soruyu düşünmek lazım…

Oruç bir kapıdır; İslam sarayının bir kapısı… Nasıl Topkapı Sarayı’na gireriz, sonra odaları tek tek dolaşırız, aynı şekilde oruç da İslam sarayının kapısıdır. Oradan giren, şükür odasını dolaşır, nefsi terbiye etme odasını dolaşır, zekât kapısını dolaşır.

Bütün mahkûmlar devletten af bekliyor. Devlet de diyor ki: “Devletin çiftliklerinde çalışırsan, bir günün iki gün sayılacak” Böylece beş yıl yatacak olan mahkûm iki buçuk yıl yatacak. Aynı şekilde Ramazan’da yapılan ibadetlerde bir sevaba bin sevap yazılıyor. Bu şekilde günahlarımız eriyecek inşallah.

Cumhurbaşkanı dese, “Gelin benim yaverim olun…” Ne kadar seviniriz;

Ramazan’da da Allah diyor ki: “Gelin benim yakınım olun!”

Böyle Ramazan sevilmez mi?

Hekimoğlu İsmail

Hadislerle Ramazan ve Oruç

Standard

İbn-İ Mesud (ra): “Allah Resulü (sav) oruçlu günümde tertemiz ve başı taranmış olmamı vasiyet etti ve buyurdu ki: Oruçlu gününde, sakın yüzü asık olma!”

“Nice oruçlu kimseler vardır ki oruçtan nasibi, sadece açlık ve susuzluktur.” Çünkü bu tür insanlar dedikodu eder, hak yer, zulüm ederler. Oruçtan nasip alamazlar.

“Oruçlu eğer yalan sözü ve başkalarını kandırmayı bırakmazsa Allah’ın onun yemesini, içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur. Yani gerçek bir oruç tutmuş olmaz. Bu orucun manevi bereketini kazanamaz.”

“Ramazan’ın ilk gecesi olduğu zaman, cehennem kapıları kapanır, onun hiçbir kapısı açılmaz. Cennet kapıları açılır, o kapılardan hiçbiri kapanmaz. Bir seslenici şöyle seslenir: ’Ey hayır isteyen gel, koş! Ey şer isteyen, (kötülüklere karşı) kendini tut!’ O ayda Allah’ın cehennemden azatlıları vardır. Bu, ramazan bitinceye dek her gece tekrarlanır.” (Tirmizi)

“Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, Müslim)

“Ayların efendisi ramazandır.” (Bezzar)

“Her şeyin bir zekátı vardır, cesedin zekátı ise oruçtur. Oruç sabrın yarısıdır.” (İbn-i Mace)

“Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır; cehennem kapıları kilitlenir; şeytanlar zincire vurulur.” (Buhari, Müslim)

“Cennette Reyyan adında bir kapı vardır. Bu kapıdan oruçlular çağrılır. Kim oruçlulardan ise oraya girer, giren ise asla susamaz.” (Buhari, Müslim)

“Kim Allah yolunda farz orucu olarak bir gün oruç tutarsa Allah, onu cehennemden, yerler ve gökler arasındaki mesafe kadar uzaklaştırır.” (Taberani)

“Ben uyuyorken, iki adam gelip iki koltuğumdan tutarak çıkması zor bir dağa götürdüler ve:

– Buraya çık, dediler. Ben:

– Çıkamam, deyince:

– Biz sana onu kolaylaştırırız, dediler. Bunun üzerine dağa çıkmaya başladım. Ortasına gelince aniden kuvvetli sesler duyuldu. Ben:

– Bu sesler nedir? deyince:

– Cehennem halkının feryadı, dediler. Tekrar gitmeye başladık. Bir de gördük ki avurtları yarılmış, bu yarıklardan kanlar akan, ayakları bağlanmış bir topluluk! Ben:

– Bunlar kim? dedim.

– Oruç tutmayanlar, dediler.

Nihat Hatipoğlu

Tilâvet Secdesi Nedir?Secde Ayetleri

Standard

Kur’an’daki bir secde âyetini okuyan veya dinleyen müslümanın yapması vacib olan secdedir.Bunlardan herhangi biri, üzerine vacib olan secdeyi yapmazsa günahkar olur.

Resulullah (s.a.v) buyuruyor: Ademoğlu secde âyeti okur ve secde ederse şeytan ağlayarak ayrılır ve: “Yazık bana, insanoğlu secdeyle emredildi ve secde etti, mukabilinde ona cennet var. Ben de secdeyle emrolundum ama ben itiraz ettim, benim için de ateş var ” der.”

Tilâvet Secdesi Niçin Vacibtir?

Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Onlar kendilerine Kur’an okununca secde de etmezler.”  (İnşikâk,21).  Bir kimse ancak vacib olan işi yapmamaktan ötürü kötülenir. Diğer yandan bu secde namazda yapılan secde olup, namaz secdesi gibi vacib hükmüne tabi olur. Resulullah (s.a.v) buyuruyor: “Kur’an’ı okuyan ve dinleyene secde etmek vacibtir” Tilavet secdesi yapmak, Hanefilere göre vacip, diğer üç mezhebe göre ise sünnettir.

Tilâvet Secdesi Ne Zaman Vacib Olur?

Secde âyetini okumak. Okuyanın kulakları duymasa bile secde gerekli olur. Okunan secde âyetini işitmek veya dinlemek. İşitmek kasıtsız, dinlemek ise kasıtlı olur. Bir imama uymuş olmak, İmama uyan kimse imamın okuduğu secde âyetini duymasa bile tilâvet secdesi yapar. Okuyan duyma özürlü olsa dahi, okuma ile üzerine vacip olur. Müslüman olan bir cünüp veya sarhoş da okuyacağı veya işiteceği bir secde âyetinden dolayı secde ile yükümlü olur. Temizlik ve ayık halinde bu secdeyi yapmaları gerekir. Kendisine secde âyetinin okunduğu haber verilen uyuyan kimseye de tilâvet secdesi vacib olur. Secde âyetini hoparlörden dinlemek, okuyucudan dinlemek gibidir. Radyo ve televizyondan dinlenen secde âyeti de hoparlörden dinlemeye benzer. Çünkü sesin tel aracılığı ile ulaşması ile ses dalgaları aracılığı ile telsiz olarak anında ulaşması arasında bir fark bulunmamaktadır.

Tilâvet Secdesi Ne Zaman Gerekmez?

Bir kimse secde âyetini papağan gibi öğretilmiş bir kuştan veya ses kayıt cihazının bantından yahut ses yankısı olarak dinlerse secde etmesi gerekmez. Secde âyeti uyuyan, baygın olan veya akıl hastası bulunan yahut mümeyyiz olmayan çocuktan işitilse, en sağlam görüşe göre tilâvet secdesi gerekmez.

Tilâvet Secdesini Geciktirmek Günah mı?

Namaz dışında okunan secde ayetlerinin secdesi, ömür boyunca yapılabilir. Ancak özürsüz olarak geciktirmek mekruhtur. Gecikmeden dolayı bir günah işlenmiş olmazsa da bu vacibi yerine getirmeden ölen insan günahkar olur.

Tilavet Secdesi Nasıl Yapılır?

Başta tilavet secdesi yapacak kişinin abdestli, üstünün başının temiz ve avret yerlerininde örtülü olması şarttır. Tilavet secdesi yapmak niyetiyle abdestli olarak kıbleye dönülür ve eller kaldırılmaksızın “Allahüekber” diyerek secdeye varılır. Üç kere “Sübhâne rabbiye’l-a’lâ” denildikten sonra yine “Allahüekber” diyerek kalkılır. Secdeden kalktıktan sonra “Ğufrâneke Rabbenâ ve İleykel masîr” denir.

Secde âyetinin mealini okuyana secde gerekir mi?

Secde âyetinin mealini okuyan veya dinleyen kimse de secde yapmalıdır.

SECDE AYETLERİ

Secdeyi Vacib Kılan Ayetler ve Mealleri Kur’an-ı Kerîm’de on dört yerde secde âyeti bulunmaktadır. Bu süreler ve âyet numaraları aşağıda verilmiştir:

“Kuşkusuz Rabbin katındakiler O’na kulluk etmekten kibirlenmezler, O’nu tesbih eder ve yalnız O’na secde ederler.” Araf, 206

“Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez sadece Allah’a secde ederler.” Rad, 15

“Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler.” Nahl, 49

“De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.” İsrâ,107:

“Onlara, çok merhametli olan Allah’ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.” Meryem,58

“Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde ediyor” Hac,18

“Onlara: Rahmân’a secde edin! denildiği zaman: “Rahmân da neymiş! Bize emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç!” derler ve bu emir onların nefretini arttırır.” Furkân,60

“(Şeytan böyle yapmış ki) göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah’a secde etmesinler.” Neml, 25

“Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.” Secde,15

“Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah’a yöneldi.” Sâd, 24

“Eğer Allah’a ibadet etmek istiyorsanız, güneşe de aya da secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde edin!” Fussilet, 37- 38

Önemli Not: İmam Şafiî’ye göre, secde 37. âyetde yapılır. Fakat İmam Azam Ebu Hanife Hazretlerine göre 38. ayet de yapılmalıdır. Çünkü söz orada tamam oluyor. İbnü Abbas, İbnü Ömer, Ebu Vâil ve Bekir b. Abdullah da bu kanaate varmışlardır. Mesruk, Sülemî, Nehaî, Ebu Salih ve İbnü Sîrîn’den de böyle naklolunmuştur.

“Haydi Allah’a secde edip O’na kulluk edin!” Necm, 62

“Onlar kendilerine Kur’an okununca secde de etmezler.” İnşikâk, 21

“Sakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş.” İkra, 19

Secde Âyetinin Tekrarlanması

Bir mecliste secde âyetinin birden fazla tekrarlanması hâlinde bir tilâvet secdesi yeterlidir. Secdeyi ilk okuyuştan sonra yapmak daha iyidir. Başka bir görüşe göre, bu secdeyi tehir etmek daha uygundur. Yine bir kimse çeşitli yer ve meclislerde bir secde âyetini tekrarlarsa, secdenin de tekrarlanması gerekir. Bir kaç secdenin bulunduğu çeşitli âyetleri okuyan kimsenin, meclis bir olsun farklı bulunsun, her bir âyet için ayrı bir tilâvet secdesi yapması vacib olur.

Açık arazide ve yoldaki meclis birliği üç adım yürümekle, yani o yerden başka yere geçmekle; ağaç üzerinde bulunan için ağacın bir dalından başka bir dalına geçmekle; veya bir nehirde yüzmekle değişmiş olur. Küçük bir evde bir köşeden diğerine geçmekle veya büyük bir camide mekân değişikliği gerçekleşmez. Ancak okuyan sabit bir yerde bulunmakla birlikte dinleyen meclis değişirse secdenin vücûbu da tekrarlanır.

Tilâvet Secdesini Bozan Haller Namazı bozan her şey tilâvet secdesini de bozar. Tilâvet secdesinden kalkmadan abdestin bozulması, konuşma veya kahkaha ile gülme gibi. Ancak bu secdede, kahkaha ile gülmek abdesti bozmaz, kadınlarda bir hizada bulunmak da bu secdeyi ifsat etmez.

Selam ve Dua ile…

Rabbime sığınıyor muyum?

Standard

De ki “Sığınırım insanların Rabbine, insanların Mâlikine, insanların İlahına…” [Nas, 1-3]

İnsan olduğuma göre, kendisinden Rabbime, Mâlikime ve İlahıma sığınılacak insanlardan olmam mümkün.

Kendisinden Rabbime, Mâlikime, İlahıma sığınacağım insanlarla karşılaşmam da mümkün.

Birinci ihtimali yok etmek, ikincisini ortadan kaldırmaktan daha kolay ve öncelikli görünüyor.

İnsanlar, benimle karşılaştıklarında, Rabbime, Mâlikime, İlahıma sığınacakları bir insanla karşılaşmış olmasınlar diye,

Rabbime, Mâlikime, İlahıma sığınıyorum.