Gel Ey Şifa

Standard

 

 

 

 

HASTALIKLAR SAĞLIĞI HİSSETTİRİYOR, sıkıntılar hisleri harekete geçiriyor…Sağ ve sağlıklı olmanın değeri yitirilmeye yakın idrak ediliyor. Sabreden için sıkıntıyı sekine izliyor, sabredemeyene ızdırap darbeleri vurmaya devam ediyor…Hastalıklar sarmış, sıkıntılar sıkıyorken tevekkül ipine sarılıp istiğfarla çekmekten başka çare var mı? Kulluğun kalbi dua ve ubudiyetle attığını hatırlatır hastalık…Kalbi temizler, duyguları durultur, dimağları diriltir… Nefis sersemleşse de nazarlar keskinleşir, hayatın anlam perdeleri aralanır…

Hastalık mihnettir, sıkıntı mihnettir, mihnetsiz nimete ulaşacağını ummak sağlıksız bir bekleyiştir. Hastalık gafleti dağıtıyorsa deva geliyordur…Dert ve deva diye döner dünya…Dua denizi, hikmet dağları, ubudiyet ovaları şifa dileyenleri beklemektedir…Oturmak ve durmakla gelmez deva…Çöl durgunluğunda şifa yoktur, vahşi dertler vardır.

Çöl kavuruculuğundan kurtulmak, duyguları diriltmek, kalbi yeşertmek, çoraklığı çiçek bahçesine dönüştürmek iman suyu olmadan olur mu? Su ne kadarsa hayat da o kadar…İman ne kadar kavi ise hastalık da o kadar zaif… Zamanın zayıflattığı ömürde iman kuvvetlenerek büyüyorsa hastalık sıkıntısı, sıkıntı hastalığı küçülüyordur.

Yakinin yükselmesi dert ve devanın yakınlaşması demek…Ayrılıklar yakinin zayıflamasından… Dert ve deva yakalarının birleşmesi iman düğmesini düğmelemeden olur mu? Korku ve ümidi buluşturan iman, hastalık ve şifayı da barıştırır…

Vesvese ve şüphe bulaşmış iman tedaviye muhtaçtır. Dua denizlerinde yüzmeye, hikmet dağlarına tırmanmaya, ubudiyet ovalarında yürümeye ihtiyaç vardır. Ertelenen ihtiyaç imanı örseler…

Denizler öfkelenir, dağlar lav kusar, ovalar depreşir…Her yer hastalık kaynar…Dünyaya darılan hayat terk eder gider…Kainat yapraklarını toplayarak kapanır. Hayat susmuş, ölüm kainata kabzasına almıştır. Bu sonu unutmak asıl hastalık, esas dert…

Güneş her gün doğudan doğuyor batıdan batıyor, ay gecede tebessüm ediyor, yağmur damlaları toprağa okşuyor, çiçekler gülerek bize bakıyor, balıklar Yunus diye yüzüyor, rüzgarlar dağların zirvesine ninniler söylüyor, ovalarda ağaçlar meyve ellerini uzatıyor, arılar vız vızlarından vazgeçmiyor, turnalar uçuyor, sular akıyor, nehirler çağlıyor, bahar bitiyor yaz başlıyor, mevsimler dönüyor, yıldızlar bizi yalnız bırakmıyorsa hastalıklara şifa, dertlere deva vardır…Sıkıntılar sıksa da çözülecektir…

Üzüntüler üzerimizden akıp gidecek, çaresizlikler çareye dönüşecektir…

Hikmet dağları dertleri dinliyor, iman suyu yüreği dolduruyor, ovalarda ubudiyet serinliği esiyor…Umut diye dönüyor dünya, yarınlar devaya akıyor…Sinelere muştu yağmurları yağıyor…

İman, sen ne büyük şifasın… Kainat ne büyük eczehane… Kur’an deva kaynağı… Aklımız bir anahtar, kalbimiz bir anahtar, duygularımız bir anahtar… Kapıları açmak ve içeri girmek varken nazlanmak niye? Vahşi çöl çok mu güvenli ey nefis? Kime dayanacak, nasıl savuracaksın canavarları?

Hasta olan var mı, hasta olmayan var mı? Sadrına sıkıntı saran var mı, sarmayan var mı? Dertle dönen var mı, dönmeyen var mı? Denizler, dağlar, ovalar, bizi hepimizi bekliyor…

Yıldızlar tebessüm ediyor, Ay gülüyor…

Güneş doğuyor… Kur’an kainatı okuyor, kainat Kur’an’ın zikriyle coşmuş…

Ne gam , ne keder, ne hastalık…

Gel ey şifa… Gel.

Hüseyin Eren

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s