Gönlümün çırasını söndürdümse, kibriti kim çakar?

Standard


Dünyanın büyüklüğüne göre insan bir nokta bile değil, noktadan da küçük
Bu kadar küçük insana Allah öyle kabiliyetler vermiş ki, şeytan gibi her yere giriyor, melek gibi her yerde kendini gösteriyor Uçakla göklerde uçuyor, denizin altına iniyor Yaptığı bombalar şehirleri yıkıyor Testi kadar olan bomba, Hiroşima’ya düşünce kocaman bir şehir haritadan siliniyor Pilot, Hiroşima’nın üzerine gelince bir düğmeye parmağıyla dokunuyor o kadar! Uçağın altından bomba düşüyor ve bir şehri yok ediyor İşte Allah insana öyle kabiliyetler vermiş ki bir emriyle bir şehir yapılıyor, bir parmak hareketiyle de bir şehir yıkılıyor

Bana göre insanoğlunun en büyük kabiliyeti ‘yıkmak’tır Bu sebepten Kur’an-ı Kerim’in bütün ayetleri insana bakar, insanı ıslah etmek ister

İnsanın cinayetlerinden biri de ‘her şeyi tabiat yaratıyor’ demesidir Bir adam diyor ki: ‘Şu dut ağacını tabiat yarattı! ‘ Otların, yaprakların hepsi lisan-ı haliyle Allah’a dilekçe verir; ‘bizi sen yarattın ama bu adam bize iftira ediyor’ İşte o adama otlar, yapraklar adedince günahlar verilecek Her birinden bir günah verilse, ebediyen cehennemde kalacak Çünkü her biri hak talep edecek

Birisi çıksa dese ki, ‘Otlarla mı konuştun? Nereden biliyorsun böyle olacağını? ‘

Aklım söylüyor, aklım!

Bir şeyi tabiata veren, nihayetsiz cinayet işler Nihayetsiz cinayet, nihayetsiz azap icap eder

Cinayet ve cani aynı kökten gelir Cinayetle bir adam öldürülür; haram işleyen birçok helali yok eder Biri adamın bedenini öldürüyor, diğeri adamın ruhunu yaralıyor

Cinayete teşebbüs!

İyilerin varlığı cennetin varlığına alamettir Kötülerin de varlığı cehennemin varlığına alamettir Fırat nereye gidiyor? Dicle nereye gidiyor? Her birinin döküldüğü bir yer vardır İnsanlar da akın akın akıyor İyiler cennete, kötüler cehenneme

Biz, bir şeyden ayrılmışız Dolayısıyla ona kavuşmak istiyoruz Onun hasretini ateşten gömleğe benzetmişiz Bazen yâr, bazen evlat bahanesiyle, bizimle birlikte dünyaya gelen bu hasretimizi, güftelerin harflerine düğümleriz

İçimizde bir sevgi vardır Bu sevgi sahibini arar; yârin, evladın, malın üzerinde dolaşır, sonra sineye yani evine döner, başını gönül yastığına kor, ‘ah’ çeker ve hüngür hüngür ağlar Kendinden haberi olmayan insan, ‘Niçin içim sıkılıyor? ‘ diye acayipleşir Bazen bunu uğursuzluğa da yorar

Ben gönlümün çırasını söndürdümse kibriti kim çakar?

Ey denizlerin dibine, dağların tepesine çıkan insan!

Ne zaman gönlünün derinliklerine inecek ve ne zaman aklının zirvesine tırmanacaksın?

Yoksa aklınla kurduklarının altında kalacak, gönlünü mezar mı edeceksin?

HEKİMOĞLU İSMAİL

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.