Daily Archives: Temmuz 24, 2008

Sarı Gül…Hüzün…

Standard

Hep mi şansımıza sarı güller düşecek.

Hiç kırmızı gül görmeyecek mi bu hüzünlü gözler.

Gözyaşları hep akacak mı bir pınar misali.

Özlemleri biriktirdik gönlümüzde,

vefadan bir dem olsun Şûle gelmeyecek mi gözlerimize,

Sevgiye muhtaç iken,

Hüzün çiçeği mi tutuşturcaklar ellerimize…!

Hüzün biraz isyandır, biraz rıza;

biraz gözlerini kaçırmaktır, biraz yüreğini sunmak…
Hüzün mübârektir, velûddur.

Mübârek, velûd ve verimli olmayan gam, keder, tasa ve üzüntü, hüzünden değildir.
Hüzün vakurdur, onurlu ve dürüst…

Kaypak ve tamahkâr duygular, hüznü duyumsayamaz.

Hüzün evet, duyumsanır. O denli nârin, o denli zarif…
Büyülü bir güzelliği var hüznün.
Biraz mum ışığıdır hüzün, biraz akşam alacasıdır.

Biraz gazete satan çocuk elleri, biraz bebek ağlamasıdır.
Hüzün zordur.
Hüzün güçlüdür.
Hüzün sızıdır. İnce, keskin, sivri…

Varla yok arası…

Parlak ve göz alıcı, anlık ve güçlü…
Hüzün melezdir. Tefekkürle tedebbürün kendisi esmer, bahtı ak evladıdır. Asâletini tefekkürden, metânetini tedebbürden almıştır.
Hüzün su gibidir. Azizdir. Şerefli ve nâdir…

Hem her şeye yeter, hem yeri asla doldurulamaz.
Tüy gibidir hüzün. Hafif ve yumuşak, canlı ve ölü…

Hayattan ve ölüme dair…
Hüzün, ALLAH Rasûlü’nün dostudur,

takdim ederim. “Hüzün dostumdur.” buyurmuş hüzün Peygamberi -sallALLAH u aleyhi ve sellem-, ömrü hüzünden sağılmış yetim…

Hüzün güzeldir.

hoşgeldin hüznüm….

Bir tevekkül iliştir kalbime ey Rabbim…;

Standard

Ilık bahar rüzgârları gibi ferahlatsın yaralarımı. Sürüklesin sonbaharı, eylülü hatta hüznü bile. Ben ikindi vaktinin yorgun tutsağıyım. Uzayan gölgemle birlikte kısalan ömrüm, kızıllaşan gökyüzüne dalmış sönük gözlerim var. Muhtaçlığımı, acizliğimi katıp duama bir tutam tevekkül istiyorum Rabbim; bakışlarıma, yitiklerime, kaybedişlerime. Bir tevekkül istiyorum Rabbim; gözlerimin kapandığı yer umut, açıldığı yer Allah u Ekber! Bir tevekkül iliştir kalbime ey Rabbim!


Suskunluğumun adı olsun. Ayaza çekmiş gecelerimin sızılarını sustursun önce. Dindirsin bütün hesaplarımı, kavgalarımı, anlamsız gürültülerimi. Sakin ve suskun bir teslimiyette bulayım âlemin huzurunu. Biliyorum, sessizlik gecenin üzerinde bir yük değildir sadece. Her kalem kâğıtlara önce sessizliği yazar ve her sessizlik önce aşka bular kendini. Meryem suskunluğuna bulanmış aşk-ı tevekkül istiyorum senden ey Rabbim. Yalnızca senden ve yalnızca senin aşkını istiyorum. Bir inşirah, bir genişlik, bir tevekkül… Kalemimin ilk hecesi sükût, son hecesi Nûn… Bir tevekkül iliştir kalbime ey Rabbim!

 

Tebessümler bıraksın yüzümde. Baharı bekleyen tohumlarım filizlensin kalbimin otağında. Ufak bir çocuk saflığıyla bürünsün duam ellerime. Gözyaşlarım beklediğim muştularımı beslesin. Bir tevekkül bahşet ey Rabbim gönlüme, duama, sabrıma. Yeni bir dirilişi müjdeleyen bir bahar örülsün hayatıma. Gözyaşlarımın dilini bilen sensin, tut kelimelerimin niyazını, tut ellerimi, tut beni ey Rabbim ve bir tevekkül kondur yüreğime…

Bir tevekkül iliştir kalbime ey Rabbim!

Armağanım olsun. Yağmur damlası gibi usulca ıslatsın çatlamış ruhumu. Bütün dayanaklarımı ve bütün tutamaklarımı bırakıp ardımda senin sağlam ipine sarılayım sımsıkı. Seni bulayım hep aramaklarımda. Titresin kalbim ismini her duyduğumda. Şah damarı yakınlığında değsin alnım secdeye. Atmasına izin verdiğin kalbim senin aşkınla atsın. Senin isminle başlasın başlamaklarım. Ben aceleye meyyal gönlümle hicretini tamamlayamayan bir muhacirim. Ellerim boş, boynum düşük, dizlerim titrek.

Bir tevekkül istiyorum Rabbim; sana giden yollarımı açan, yüreğime bir fetih, hasretlerime bir vuslat…

Fazlından bir tevekkül istiyorum ey Rabbim beni sana bağlayan, yalnız sana, sadece sana.

La ilahe illallah

Muhammedür Resulullah.

Sevgiyle kalınız inşaAllah…

Göz, kalbin elçisidir

Standard

Göz, kalbin elçisidir.
Onu vazifelendirir, araştırmaya gönderir.
Güzel ve manzaralı bir şey bulmuşsa, memnuniyet duyar.
Fakat göz, çoğu defa kalbin başını belaya sokar.
Zira öyle güzellikleri, haber verir ki;
ne hepsini elde etmeye, ne de ayrılıklarına tahammüle kalbin gücü yeter.Bakışlarını Allah’ın rızası haricinde salıverenlerin hasretleri, devamlı olur. Çünkü bakmak, sevgiyi netice verir.
Ve kalb, bir alakaya sahip olur.
Sonra bu alaka kuvvetlenir; vurgunluk derecesine varir ve kalbi kaplar.
Göz bakmaya devam ettikçe vurgunluk hali kalbden ayrılmayacak bir sevgi halini alır.
Sonra bu aşırı sevgi aşka döner ve çılgınlık halini alır.
Artık kalb, köle olmuştur ve layık olmayana kulluk yapmaya başlar.
Bütün bunlar, bakmanın cinayetleridir.
Bir emir iken, şimdi bir esirdir o. Kalb, düştüğü haller için, gözden dert yanar.
Göz ise “Ben senin memurundum”, der.
” Bana vazife veren sen degil miydin?”
Bütün bunlar, Allah’ın sevgi ve bağlılığından boş kalan kalblerin belasıdır.
Kalb Allah’ı sevmek için yaratılmıştır.
Bu yüzden sevgilisi “O” değilse, kulluğu başkasınadır.

– İbn-i Cevzi –