Daily Archives: Nisan 15, 2008

Cevapsız…

Standard

“Ben” dedi kadınlardan biri diğer kadına, “otuz yıldır bu evde kendi içini doldurmaya terkedilmiş bir günlük gibiyim. Sanki dört duvarla ciltlenmişim de hiç dışına çıkamamışım tutulduğum günlüğün. İlk zamanlarda bomboş sayısız yaprağım vardı, onlara bakıp umutlanırdım. Bütün kayıplarımın, o yapraklardan birinde yer bulacağını düşünürdüm. Yanılmışım. Tozunu sildiğim camlar tekrar tozlandı; pişirdiğim aşı yeniden pişirdim; büyüttüğüm çocuklar bana hep çocuk döndü; boyadığım duvarları bir daha boyadım ve her seferinde solan çiçeğin yerine vazoya, solacak yeni bir çiçek koydum. Hayatın bende dolduracağı yapraklar gittikçe azalıyor. Bundan sonrası, bundan öncekinden başka olmayacak, biliyorum. Ama yine de her akşam şu kapıyı aralarken, içimde bir genç kız, bana ne beklediğimi soruyor. Keşke bir tek bunu çözebilseydim…”
“Ben” dedi, rençperlerden biri diğer rençpere, “ektim ve yeşerttim, suladım ve büyüttüm. Yağmur getirecek bulutu, başak devirecek rüzgarı, avuçlarımın içi gibi biliyorum. Az değil, elli yıldır, burada bu dağın yamacında mevsimleri kondurup kaldırdım. Önce yeşerip sonra saran bir başaktır hayat. Buna alışamazsanız, içinizdeki toprak çabuk kayar. Bu ıssız yamaçlarda hiçbir gölgenin altına konduramazsınız kendinizi. En iyisi, vakitlerin kaderine teslim olmak. Hem ağaçlara nasıl su yürüyorsa, bana da öyle su yürür; onlar nasıl ağırlaşırsa dallardan, zaman beni de öyle ağırlaştırır. Nereye götürürsem götüreyim bu gövdeyi, yaşlanacağım, beni geriye bu gövdeden çağıracaklar. Gençken bu başakları terk etmek benim de içimden geçerdi. Artık “yeni bir ekinin yeşermesini görecek miyim?” diye dertleniyorum.
Kazdığım toprak benim için kazılmayı bekliyor şimdi. Ama yine de geceleri yıldızlara bakarken, içimde hiç kazma vurulmamış, hiç yeşertilmemiş bir yerin varlığını hissediyorum. Keşke bir tek bunu çözebilseydim…”“Ben” dedi şairlerden biri diğer şair, “ben ki insanın yeryüzüne atılmasının, o yalnızlığın, o yabancılığın kederli bekçisiyim. Dünyayı karnımda dinmeyen bir sancı olarak taşıdım bunca zaman. Çoğu vakit insanların keyifle baktığında bakacak bir yan bulamadım, kimsenin bakmadığı şaşkınlıktan çıldırttı beni. Orta yaşlı bir kadının, boş vazoya taze bir çiçek koyarken ne düşündüğünü biliyorum. Gurur kalmamış bir dilencinin evine dönerken içine düşen karanlığın seyredilmesi için, bütün dilendiklerini vermeye razı olduğunu biliyorum. Bir rençperin, ruhundaki bir yeri kürekle kazıp açamadığı için, kendini kaç defa yıldızların ipine doladığını biliyorum.
Biliyorum ki insan, ölünceye kadar kendi cevapsız sorusunun çengeline asılır, ölünceye kadar kendine mağlup olur. Kaç kere insanın içine daldırdım kalemimi., kaç kere çengele ası sorunun damarlarından kan aldım. Ama yine de hakikat, yazılmamış, bomboş yaprakların üzerinde duruyor. Keşke, bir tek o yapraklarda ne yazdığını çözebilseydim…”
Alıntı…
Sevgiyle kalın İnşaAllah…

Sabır mı?/Tahammul mu?

Standard

Rabbimiz Insanlardan Nasil bir Sabir Istiyor?
Insanlari karanliklardan nura cikaracagi bildirilen Kuran’da (Ibrahim Suresi,1), emredilen tavirlardan biri “sabretmek”tir. Kura’da ögretilen gercek sabir, sadece zorluklar karsisinda degil, aksine hayatin her aninda yasanan bir ahlak özelligidir. Gercek sabir, zorluklarda oldugu kadar rahatlik ve nimet icindeyken de güzel ahlakta kararlilik ve istikrar göstermeyi, bir an olsun bunlardan taviz vermeyerek bir ömür süresince bu ahlakla yasamayi gerektirir.
Su halde, güzel bir sabir (göstererek) sabret. (Mearic Suresi, 5)
Sabir, Allahin Rizasini Kazanmak Icin Bir Anahtardir
Müminler yalnizca Allah icin sabrettiklerinden dolayi sabirlarinin karsiliginda mutlaka somut bir karsilik beklentisi icine girmezler. Gösterdikleri üstün ahlak neticesinde Rabbimiz’in rizasini kazanacaklarini ummak, onlar icin alabilecekleri tüm karsiliklarin en güzelidir.”…Sabir gösterenleri müjdele.” (Bakara Suresi, 155)Allah Kur’an’da “sabredenlerle beraber” oldugunu (Bakara Suresi, 153) bildirerek, sabrin müminlere pek cok güzelligin kapisini acan essiz bir anahtar oldugunu bildirmektedir.
Sabir, Ancak Allah Rizasi Icin Gösterilir

Bir ömür boyu devam eden gercek sabrin asil kaynagi müminlerin Allah’a olan imanlaridir. Iman eden bir mümin tüm olaylarin ardinda Allah’in yarattigi binlerce hayir ve hikmetin gizli oldugunu bilir. Rabbimizin kendisi icin belirledigi kadere tereddütsüz teslim olur ve riza gösterir. Bu nedenle sabir mümin icin zorlanarak yasanan bir ahlak özelligi degil, tüm ibadetler gibi gönül rizasiyla ve hosnutlukla yasanan ve zevk alinan bir nimettir.

“Sabrettiginize karsilik selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel.” (Rad Suresi, 24)
Toplumda yasanan yanlis sabir anlayisi: Tahammül etmek
Kuran’da ögretilen sabir anlayisini bilmeyen kimseler sabri, hicbir caba göstermeden, sadece “söylenerek” bekleme seklinde algilarlar. Hatta bu sekilde aciz bir tavir sergilemenin son derece erdemli bir davranis olduguna da inanirlar. Oysa Allah Katinda makbul olan sabir aklin, vicdanin ve maddi manevi tüm imkanlarin kullanilarak zorluklarin ortadan kaldirilmasini tesvik eder.
“… sürekli olan ‘salih davranislar’ ise, Rabbinin Katinda sevap bakimindan daha hayirlidir, umut etmek bakimindan da daha hayirlidir.” (Kehf Suresi, 46)
Tahammül Göstermek dünyada azap kaynagi olur
Dünyada imtihan geregi Allah kullarini güzelliklerle deneyebilecegi gibi zorluklarla da deneyebilir.
Kaynak: Ilmi Mercek
Sevgiyle Kalın İnşaAllah…