Sizden Gelenler kategorisi için arşiv

Dua!…

Posted in DUALAR, Sizden Gelenler on Temmuz 25, 2009 by islamasevgi

Biliyorum ki, beni duyan, benim derdime derman olan Sensin
Biliyorum ki kimse dinlemez beni Senden başka,
Senden başkasına anlatamam derdimi,
İçimde yaktığın ateşlere su verecek olan Sensin,
Düşmanım yok, ancak dostum, dostlarım var,
Onları da ayırma benden, lütfettiğin güllerle hem-hâ l et beni
Gül bahçesinde koştur, dikenlere batır, yaralasın akıtsın kanımı, mürekkebimi, yaşımı
Biliyorum ki dikenlere batmadan goncaya ulaşılmaz, goncalar açmaz,
Gonca olursa gül, bülbüller dolar, pervane olur etrafında,
Biliyorum ki gül Sensin, bülbül et beni, pervane et,
Duyan Sensin, bakan Sensin, konuşan, yazan, okuyan, her yer Sensin, her yerde Sen,
Yürüt beni, Sen yürütmezsen kırık kalır bestem, ayaklarım,
Koştur beni, Sen koşturmazsan, yarım kalır yarışım, bakışım,
Coştur beni, Sen coşturmazsan, akmaz gözlerden gelen deryalarım,
Konuştur beni, Sen konuşturmazsan, sözlerim, zikirlerim eksik kalır,
Derdimendim, derdi veren derman olandır, dert dediğim ne ki,
İnleten, inlettiren Sensin, ancak Sen

Fatma Yüksel

Düğünümüz Var

Posted in Sizden Gelenler on Ağustos 6, 2008 by tesbih

Ateş yanar gül yanar

Posted in Sizden Gelenler on Temmuz 10, 2008 by tesbih

Toprak yanar, su yanar, ateş yanar, gül yanar,
İsmini söylemeyen dudak yanar, dil yanar!
Tutuşup hasretinle kavrulur nice beden,
Visâlinle Efendim parmak yanar, el yanar!
Kıvılcımlar saçılır mahşerinden hülyanın,
Yokluğunla ey Nebi (sas) gayrı nice kul yanar!
Kavuşmak ümidiyle nice tenden can uçar,
Sağ yanımdan aşk vurur, sonra döner sol yanar!
Yıkılır ihtiraslar birden; sesler hep susar,
Sensiz tutunduğumuz umut yanar, dal yanar!
Bir ok gibi yalnızlık saplanır yüreklere,
Gözlerden oluk oluk yaş düşer, melâl yanar!
Bütün renkler beyazdır Sen’in baktığın yerde,
Utancından mor yanar, yeşil yanar, al yanar!
Ebedî karanlığa gömülür bin bir arzu,
Sonra gökler kararır umut ve hayal yanar!
Ses verir mâverâdan zümrüt gagalı kuşlar,
Ebrehe’nin feryadı yankılanır fil yanar!
Bir şahadet uğruna sana açılan elin,
Parmağında gül biter, öbür yanda çöl yanar!
O sedâ ki ‘Allah bir!’ diye, yükselir arşa;
Hicrânınla her vakit Amr yanar, Bilâl yanar!
Sana ulaşmak nedir ey Sultanlar Sultanı (sas),
Kaç asırdır yürürüz ayak yanar, yol yanar!
Bir dokunuş bin asır ömre bedeldir, heyhat;
Sen’i bilmeyen canda küflenmiş vebâl yanar!
Oysa şimdi tarumar yediveren-yedi renk,
Sensizlik diyarında bağbân yanar, gül yanar!
Talihin aynasında kan ve yanık kokusu,
Sensizlik özlemiyle vurulan ikbâl yanar!
Karanlık bir fezâ ki, ötesi yangın yeri,
Güneş bahtına küskün her lâhza hilâl yanar!
Ebedî karanlığa mahkûm olmuştur baykuş,
Her seher vakti ferman bekleyen bülbül yanar!
Toprak yanar, su yanar, ateş yanar, gül yanar,
İsmini söylemeyen dudak yanar, dil yanar…

alıntı

AŞK-I HÜSNA

Posted in Sizden Gelenler on Temmuz 8, 2008 by tesbih

Hidayet… Evet, görünürde tek bir kelime belki ama aslında öyle çok şey ki!… Bu tek kelime; her türlü kötülükte yarışan, işe yaramaz, Rahman’dan bihaber, iyilikten bihaber, hatta sevmekten bile bihaber bir avareye bile aşkı öğretiyor. Şu belki de hiçbirimizin hak etmediği halde, En Cömert olanın, cömertliği ile yüreklerimize karşılıksız olarak konuluverilen aşkı …Yani; Aşk-ı Hüsna yı !!! Ve o avare insan bir anda, yaşamın anlamını, ölümün manasını, hayatın değerlerini, her iyiliğin bir hayır ve her hayrın bir sevap olduğunu öğrenip,hayırda yarışanlardan, yani o yüce zikirde bahsedilen insanlardan biri oluveriyor bu aşkla.… Yaşamı baştan sona değiştiren ve belki de, yaşanılanları ve yaşanacakları tümüyle doğrudan etkileyecek olan tek şey bu aşk.Evet..Günahkarlığının farkında bile olamayan aciz herhangi bir İNSAN olmaktan,

“Cennette onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. Ve onlar derler ki: “Hidayetiyle bizleri bu nimete kavuşturan Allah’a hamd olsun! Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik….”. Onlara: “İşte size cennet; yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık ona varis kılındınız. diye seslenilir.” (Araf Suresi-43)

ayetine muhatap olarak, cennetine girebilme ümidine sahip olabilen,

”….kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık onlara, Allah’tan başka dost bulamazsın.Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz.Onların varacağı ve kalacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça onun alevini arttırırız.” (İsra Suresi-17)

ayetini okuduğu anda, bahsedilen cehennem azabının korkusundan ve bu gazaptan korunabileceği hidayeti kendisine bahşeden Rabb’ine duyduğu şükraniyet duygusunun yoğunluğuyla, GÖZYAŞLARI nı tutamayan bir KUL olma bahtiyarlığına…

Fark ettiniz mi? Ne kadar da şanslıyız …
Evet, belki cennetine giremedik henüz ama ümidimiz var. Evet, cehennemden azad olunmadık belki ama Rabb’imin bizleri teselli edici bir sürü ayeti, Resüllullah(a.s.)ın da, kurtuluşumuz için önerdiği bir sürü tavsiyesi var. Ve en önemlisi, Rabb’imizin bizlere bahşettiği İMAN var yüreklerimizde.
Daha ne isteriz ki şanslı olabilmek için;
“La ilahe illallah deyip de, kalbinde bir zerre ağırlığınca İMAN bulunan kimse cehennemden çıkacaktır.” hadisindeki müjdeyi duyduktan sonra ?!!

Evet, En Büyüğe kul olma şerefine nail olan şanslı insan,

eğer sen de,
kendisine verilen en büyük nimeti “İMAN” bilip, şükrünü eda etmekte, dünyada hiçbir şeyin hiçbir şey karşısında kalmadığı kadar aciz kaldığını düşünenlerden;

eğer sen de,
kendisine: < Hayatının sonuna kadar “Allah” zikrini bir kez olsun edemeden ölecek insanlardan ne farkın vardı da sana iman nasip edildi? Ya da bırak yaratıcısını, O’nun en sevdiği kulunu, Resulünü tanıyamadan, bilemeden son nefesini verecek insanlardan ne farkın vardı da sana, bu insanların tanımaktan bile aciz bırakıldığı sevgilinin sözünden çıkmaman nasip edildi?> sorularını sorduğunda, o en güzel mahcubiyet duyguları içinde, gözyaşlarını sadece O’nun rızası için dökmek luftedilen kullardan;

eğer sen de,
karşılıksız olarak verilen bu nimetin değerinin, anlayamayacağı kadar büyük olduğunu fark edip,”Ne yaptın da bu nimeti hak ettin?” sorusunu kendisine sorduğunda, cevap vermekten ne kadar uzak olduğunu idrak edip, ellerinden, utanç içinde gözyaşı dökmekten başka bir şey gelmeyenlerden;

eğer sen de, Rabb’inin sınırlarını aşmaması gerektiği kendisine öğretildiği halde günah işlediğinde bile, karşısında O’nu, Rabb’ini yine, El-Gaffar ve El-Gafur isimleriyle gördüğünde, “utanmak” kelimesinin yanında hiç kaldığı bir hicab duygusunu, vücudunun her hücresinde, en üst seviyede hissedebilenlerden;

eğer sen de,
işlemediği amelleri aklına geldikçe, hala lutfedilen “Hidayet” nimetine layık olamadığını idrak eden ve bu aklına geldikçe, hıçkırıklara boğulabilenlerden;

eğer sen de,
en büyük nimete, Müslüman olma nimetine sahip olduğunu geç anlayıp, daha öncesinde bir sürü günah işlediğini fark edip dünyadaki en büyük pişmanlığı yaşadıkları anda, işlediği tüm günahlara rağmen, Rabb’lerinin, kendilerine tevbe kapısını her zaman açık tuttuğunu bildirdiği ayetlerini okuduklarında,o küçücük yüreklerine, yeryüzündeki tüm aşklardan daha büyük ve güzel olan aşkı, Allah aşkını sığdırabilenlerden;

eğer sen de,
o alnı secdeye vardığı halde, Allah’a en yakın olduğunu ve O’nun önünde eğilmenin en büyük şeref olduğunu düşünerek, kendini yücelmiş hissedenlerden;

eğer sen de,
“Lütfun da hoş, kahrın da…” düsturunu kendine siper edinerek daima mesud olmayı başarabilen bahtiyarlardan;

eğer sen de,
“İşittik ve itaat ettik.” ayetini rehber kılıp, duyduğu her emirde, başka hiçbir şey düşünmeden bu zikri edebilenlerden;

eğer sen de;
“Ey Rabb’imiz,affına sığındık.Dönüş sanadır.” ayetindeki dönüşü en güzel şekilde yapmak için çalışan, has niyetlilerden;

eğer sen de,
bu zamanda, sadece inancından dolayı, hiç sevilmeyen, hor görülen ve hiç haketmediği pek çok çirkin sıfatla anıldığı halde, bu nimete sevinebilen müslümanlardan;

eğer sen de,
Rabb’ini en güzel vekil bilip, El-Vekil ismini zikredip, bu zamanda insanların çoğunun bilmediği bir kelimeyi: Tevekkülü, sığınak bilenlerden;

eğer sen de,
yapılacak her türlü zulme, işkenceye ve elinden alınacak her türlü özgürlüğüne rağmen, kendini şanslı görebilecek olanlardan;

eğer sen de,
yaratıcısının; verdiği tüm güzel nimetlerine karşı, günah işleyerek, O’na karşı büyük bir saygısızlık eden kulunun cezasını hemen vermeyip kendisine mühlet veren, manasına gelen El-Halim ismini öğrendiğinde, “Sana gereğince hamd etmekten acizim Allah’ım! Sen Yüceler Yücesisin!” diyebilenlerden;

eğer sen de,
işlediği günah yükünün ağırlığı altında,ümidini yitirmek üzereyken, “…..Allah’ın rahmet deryasındaki bunca genişliği kafirler bilseydi, cennetten ümidlerini kesmezlerdi.” Hadis-i şerifini okuyup, Rabb’inin kafirler için göstermiş olduğu bu rahmeti gördükten sonra, “Allah’ım senin sonsuz rahmetinden sual olunmaz, Sen merhametliler merhametlisisin, Sana sonsuz hamd-ü senalar olsun.” diyebilenlerden;

eğer sen de,
tevbe etmesi için pek çok gecenin, Rabb’i tarafından mübarek diye adlandırılarak kendisine lutfedildiğini ve affa bahane ararcasına, tek bir damla gözyaşının bile bağışlanmaya vesile kılındığını öğrendiğinde, dilleri sustuğu halde, gözleri ve yürekleri ile “Rabb’im BENİ AFFET!! AFFET BENİ!!” diye nida edebilen nadir insanlardan olmak lutfedilenlerden biri isen;

NE MUTLU SANA!!! NE MUTLU YÜREĞİNE Kİ : Yüreğinde En Güzeli taşıyabiliyorsan, en güzel yürek senin demektir…

 

Pınar

Ağlayan Kalpler İçin

Posted in Sizden Gelenler on Temmuz 8, 2008 by tesbih

  “Dua sığıyor sadece avuçlarıma…” diyor şair.Büsbütün ruhumun paramparça olduğunu, neredeyse tüm zerrelerimin kasvetle kucaklaştığını, iliklerime kadar dolduğunu hissettiğim anlardan bir andayım Rabbim!Günahla sırılsıklam kalbimde bir yer var; hiçbir beşerin dokunamadığı, eremediği, köreltemediği bir yer, nefsime rağmen!Oraya yazdım adını :

“LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜ’R –RESULLULLAH”

Allah’ım, sana yönelmiş bu aciz, bu titrek yüreğime nazar ettiğini bilerek yalvarıyorum sana, yine senin nurlu ayetinle : “Sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum”

( Sure-i Yusuf 86 )

Halim’sin sen Allah’ım!Biliyorum ve bu güzel ismine sığınarak yalvarıyorum sana; Hz.Yakub’un gibi yalvaramasam da ben de sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece sana arz ediyorum.Ve bütün küçüklüğümle icabetini ümit ediyorum, buna layık olamasam da!

Ve Allah’ım, kimseyi sana şikayet etmiyorum; çünkü bunu yapabilecek kadar bile kul olamadım sana, çünkü ne olursa olsun ve her kim ne yaparsa yapsın, ona karşı yumuşak olmayı öğrendim Şefkat Peygamberim Hz.Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem’den.Çünkü Efendim Aleyhisselatuvesselam’ın dediği gibi bir gölgelikteyim,evet bir ağaç gölgeliğindeyim.Biraz konaklayıp aslolan yere gideceğim.Yaşadıklarım, üzüntülerim, acılarım, hastalıklarım, çektiğim sıkıntılar sadece birer imtihan değil mi?Evet öyle Allah’ım.Hem canım Peygamberimde ki hal ne güzel bir haldir ki; bütün dünya, O’nun olsa bir arpa tanesi bulmuş kadar sevinmez, bütün dünya, bir anda elinden gitse bir arpa tanesi kaybetmiş kadar üzülmezdi.

Ey Allah’ın en sevgili Resulü!Ne güzel bir ahlak üzeresin.V ey sahabi efendilerimiz!Sizler ne kadar talihlilersiniz.

Nebiler Serveri Efendim, gül kokulu Peygamberim, Sultan’üs-Sekaleyn’im, Canım Ahmed’im (Sallahu Aleyhi ve Sellem )!Öyle ihtiyacım var ki sana, öyle özlüyorum ki seni, öyle muhtacım ki rehberliğine; ne namazım namaz, ne duam dua, ne kulluğum kulluk!Ne olur gel, gel de yetiş imdadıma.Gel de çıkar beni bu nefsine batmışlıktan, gel de kurtar beni bu kendini bilmezlikten.

Ve ey nefsim!Bil ki; eğer derdin dünya ise, o zaman bu dünyanın derdinden başını kaldıramaz bir hal alacaksın.Ama eğer derdin Rabb-i Rahim’inin rızasıysa, imanınsa, hak dinini paylaşmaksaAllah-u Teala Semi-ül Alimdir, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.

Dinle ey nefis!Bediüzzaman Said Nursi Hz.’nin ağzından “Firkatli ve Gurbetli Bir Esarette Fecir Vaktinde Ağlayan Bir Kalbin Ağlayan Ağlamalarını” dinle:

Seherlerde eser bâd-ı tecelli

Uyan ey gözlerim vakt-i seherde

İnayet hah zidergâh-ı İlahî

Seherdir ehl-i zenbin tövbegâhı

Uyan ey kalbim vakt-i fecirde

Bikün tövbe, bicû gufran zidergâh-ı İlahî

“Seher vakti, haşir meydanını andırır.Her şey uyanmış gelmiş, tesbih ediyorlar.Ey nefsim, ne zamana kadar gaflet uykusu içinde böyle sersem kalacaksın?Ömrünün ikindi vakti gelmiş, kabre doğru sefer başlamıştır.Her canlıdan ayrılıyorsun.Ney gibi inlemek için niyaz ve namaza gayret et.De ki: Ya Rab!Pişmanım; mahcubum, utanıyorum.Sayısız günahlardan dolayı perişanım.Zelilim, gözlerim yaş doldu, hayatım kararsız.Garibim, kimsesizim, yalnızım, zayıfım, güçsüzüm, hastayım, acizim, hem ihtiyarım, hem iradesizim.Aman diliyorum…Af arıyorum…Yardım istiyorum Senin dergahından ey Allah’ım!”

Pınar Çağlar

Bismi Hu!

Posted in Sizden Gelenler on Mayıs 26, 2008 by islamasevgi

Bismi Hu!
Rabbim, esirge ve koru…

renklerin raksettiği alemde baharı gözler gözlerim,

kurtulmak diler yüreğim zamanın ve mekanın yüklerinden;

âlemin kavlinden…

uzakları süzen bakışlarımla özlemler süzerim ufkun mavisinden,

zamandan çalarım anı yakaldığım her demde,

ömrümün hırsızıyım; mahcupluğum ondandır.

kaleminde sûretimin yazgısı olan yâr,

adının koyamadığım sevdaların özlemini yazarsın içime,

aklıma korkularımı.

bakışlarıma hüzün dokursun; canıma ateş.

silüetimde ince nakışlar var, nakkaştan haber veren

içimde can ko(r)kusu,

tezatlığında hayatın, ömür devşiririm

secdemde bana yakın ol yâr,

acıyan tarafıma şefkatinle dokun!

orda derin bir fırça darbesi var,

orda bir kırgınlık, kızgınlık…

merhametinle aşkınla suzidilarayım…

Mezarim Beni Bekliyor

Posted in Sizden Gelenler on Nisan 24, 2008 by islamasevgi

 

Kendi üzerinde dönen degirmen taslari misali dönüyorum odalarda;
Seccadeler nerde?..
Kible hangi yöne dogruydu bu evde?
seccade nerde?, cekmek icin tesbih var mi?

Bugün bitti. Gece de gidiyor…
Bir günüm daha bitti; ben nereye gidiyorum?..
Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum!.. Gidiyorum!.. Tükeniyorum;
Haberim var mi?..

Herseyi sevmek… Çok güzel.
Kendini sevmek… Cok güzel. Peki, bu nasil kendini sevmek?
cigliklariyla yak kendini hadi!..
Erit kendini, tüket, bitir!..

Sen… Ey sen, aynadaki!..
Kalanin farkinda misin?
Peki talanin?
Sen… Ey sen, aynadaki!..

Dün de bakmistin aynaya. Farkinda misin; bugün daha yaslisin!.. Bugün daha
cökük, bugün daha cirkin, bugün daha tedirgin!..
Cünkü biraz daha dökülmüs saclarin, biraz daha burusmus suratin!
Biraz daha; bir saniye, bir dakika, bir saat, bir gün daha yaklasmissin
düsecegin cukura!..

Nerde, Nerde seccadeleeer?..
Kible hangi yöndeydi bu evde?..

Ninem son gelisinde ne tarafa dogru namaz
kilmisti?..
Katlanir rahlenin nasil acildigini unuttum.

Ve onun icinde acilan Kitabin
yüzümü ve icimi nasil aydinlattigini…
Icim…
ALLAH’ım, icim yaniyor.

Bugün bitti, gece de gidiyor…
Bir günüm daha bitti; ben, ben nereye gidiyorum?..
Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum… Gidiyorum…
Tükeniyorum;
Haberim var mi?..

Son tuttugum orucu hangi iklimde biraktim?.. Son kildigim namaz hangi
seccadeyle katlandi?..
Merak ediyorum;
Kabe hala bekliyor mu beni?..
Bilmiyorum… Bilemiyorum.
Ama sundan eminim:
Mezarim beni bekliyor….

alıntı

 

Sevgiyle kalınız inşaAllah…

Dirilt Beni Rabbim…

Posted in DUALAR, Sizden Gelenler on Ocak 18, 2008 by islamasevgi

110.jpg

Tükeniyorum Rabbim!

Yanliz kaldigimi düsünüp,varlığının her an,her noktasında
tezahur ettigini, beni devamlı koruyup gözettiğini,gönlümden geçenlere dahi cevap verdiğini unuttuğum an!”Rabbim”demeyi unuttugumda tükeniyorum!
Diriliyorum Rabbim!Sana yaslandığım ,Sana güvendiğim…Seninle
başlayıp, Seninle devam ettiğim,tüm işlerimi Sana havale ettigim an!
“Ne güzel dostsun” dediğimde diriliyorum.
Tükeniyorum Rabbim!Tüm sevdiklerimden;anne babamdan,canandan,ten kafesindeki candan yakın olduğunu bilerek,ellerimi Sana açmayı,Senden çözüm ,Senden çare beklemeyi,hüzünlenip,kederlenip,sızlanarak,sızımı gidereceğini unuttğum an! “Bu dertler neden bana?” dediğimde tükeniyorum.Diriliyorum Rabbim!Havayi soluyup Seninle dolduğum, gözümü
açtiğımda Seni bulduğum,en saglıklı irtibatı Seninle kurduğum, tüm
dünya bana küsse de Seni umduğumd an! “Kahrın da hoş, lütfun da
hoş”dediğimde diriliyorum.
Tükeniyorum Rabbim!Dünya meşgalesine dalıp bir cenneti, bir
azabı, bir de ölümü unuttuğum an!”Beni affet” demeyi unuttuğumda
tükeniyorum.

Diriliyorum Rabbim!Yandığımda Seninle söndüğüm,Seni
anıp ruhumu güldürdüğüm,O sırlı gücünden kuvvet aldığım,Seninle
yürüdüğüm,Seninle bulustuğum,seninle konuştuğum an!”Yarab, bırakma ellerimi” dediğimde diriliyorum.
Engelle tukenisimi.

Dirilt beni Rabbim!

Amin.

Bir süre buralarda olmayacağız cümleten Rabbime emanetsiniz. 

Dostlarımızı bıraktığımız yerde bulmamız ümidiyle…

Sevgiyle kalın inşallah.

Bir Çiçeğin Duası…

Posted in DUALAR, Sizden Gelenler on Ocak 18, 2008 by islamasevgi

193.jpg

Ey bütün çiçeklerin,bütün bitkilerin,yerin göklerin,ve alemlerin rabbi…
Ben senin yaratığın tohumlardan cansz bir tohumdum bir zamanlar,
Sen bana can verdin.
Dualarm kabul ettin,beni bir çiçek yaptın.
Bana kendi dilediğin gibi bir şekil verdin,renklerle,desenlerle,süsledin
yüzümü,
Bana bir koku sürdün,koklayanı mest eden
Güzellerden bir güzel yaptn görenlere gösterdin,
Senin verdiğin cazibeyle kuşları böcekleri çağırdım kucağıma….
Dayanamadlar koştular…
Onlara senin rahmet çeşmelerinden şerbetler sundum,
Senin izninle
Birbirimize güldük,birbirimize sarldk,el ele kucak kucağa sana
şükrettik,seni zikr ettik günler boyunca nice kuşlar nice böceklerle tanıştm
böylece…
Hepsiyle mutlu beraberliklerim oldu.
Nihayet’ min kulun gördü,
Yanımdan ge birgün…
Beni bir müçiyordu,beni fark etti,durdu,geri döndü,eğildi
Yüzüme baktı uzun uzun önce gözleriyle,sonra elleriyle okşadı kokladı
kokladı…
‘ ‘ Ne güzel yaratılmış! ‘ ‘ dedi sesizce.
işte o an niçin var olduumu anladm.
Melekler sardı etrafmz anszn,
imrenerek seyrettiler olup biteni…
Görmediği Rabbine görmüş gibi inan bir insann yücelişini gördüler.
Ve her şeyi en ince ayrntısıyla kaydettiler…
Çekilen resimlerde ben de vardm…
Ey dualar cevap veren Rabbim,
Ben cansz bir tohumdum…
Dualarm kabul ettin güzel bir çiçek oldum.
Senin kudretinle canlandm,
Senin sanatınla süslendim,
Senin lütfunla güldüm…
Şimdi bir duam daha kaldı mahşere sakladm;
‘ ‘ BENİ GÖREN GÖZLERİ ATEŞTE YAKMA,YA RABB ! ‘ ‘

Hayırlı Cumalar

Posted in DUALAR, Sizden Gelenler on Ocak 10, 2008 by islamasevgi

islamasevgidua.jpg 

Yüceler Yücesi, yerin ve göğün Rabbi, sonsuz Merhamet sahibi, alemlerin Maliki, en güzel isim ve sıfatların sahibi olan ALLAH ‘ ım…Sana sonsuz hamd ve senalar olsun; Habibin, Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e ve O’nun temiz, pak Al’l ve Ashabına ve Ehl-i beytine sonsuz selat ve selam olsun…

Ya Rabb; bizi yaratan Sensin, bizi rızıklandıran Sen, Sen bizim Rabbimizsin, Senden başka ilah yoktur, gökten ve yerden türlü türlü nimetleri önümüze seren Sensin… Sen nasip etmeseydin biz bunlara kavuşamazdık… Sen emretmeseydin bu nimetlere nail olamazdık…

Ya Rabb; muhakkak ki biz kendimize çok zulmettik, çok günah işledik, bilerek veya bilmeyerek türlü hatalara düştük, işimizde çok aşırıya gidip zulmettik, ibadetlerimizde çok gevşek davrandık, iyi ve güzel olan ne varsa tersine gittik, nefsimize ve şeytana kulak verdik, Sana layıkıyla kulluk edemedik ve tüm kusurlarımızı itiraf eyleriz…

Ya Rabb; Sen tövbeleri .çokca kabul edensin, Sen samimiyetle açılan elleri geri çevirmezsin, Sen affetmeyi çok seversin, Sen sonsuz Rahmet ve Merhamet sahibisin…

Ya Rabb; huzuruna gelmeyi bizlere nasip eyledin, Sen istemeseydin tövbeyi aklımıza getirmezdin, Senden af dilememiz bile Senin Lutfun ve Merhametinin eseri…

Ya Rabb; pişmanız, bütün yapmış olduğumuz günahlardan, hatalarımızdan dolayı, Sen ki pişmalığı bile tövbe kabul edensin, günahları ancak sen affedersin,

Ya Rabb; affet bizi, bağışla, Rahmetinden, Merhametinden bizlerede nasip eyle, Senin bizlerden daha iyi bildiğin hallerimizide mağfiret eyle,

Ya Rabb; Sen hakkıyla Ğafur ve Rahimsin,

Ya Rabb ; bizi, annemizi, babamızı, ve bütün inananları bağışla, dinimizi, vatanımızı, milletimizi, ve inananları bağışla; hertürlü musibetten koru…

Ya Rabb; düşmanlarımız fırsat verme, zor durumda olan müminlere yardım et ve ölmüşlerine Rahmet eyle…

Ya Rabb; bizleri ve tüm müminleri her türlü maddi ve manevi hastalıklardan muhafaza eyle…

Ya Rabb; bu dünya ve ahirette bizlere iyilik ve güzellikler ihsan et, Lutfun ve Kereminle bizlere muamele et…

Ya Rabb; geçmiş günah ve hatalarımıza bir daha dönmememiz için bizleri dinin üzerine sabit kıl, o günah ve hatalardan çabucak dönebilmemiz için bize iman gücü nasip et…

Ya Rabb; bizleri sana layıkıyla kulluk edenlerin, İslamı tam manasıyla yaşayanların zümresine dahil et,

Ya Rabb; sevdiklerimizle beraber bizlere hayırlı, Senin yolunda yürüyeceğimiz uzun ömürler ver, bizlere hidayet nasip eyle…

Ya Rabb; ölmüşlerimizin, ve diğer ümmeti Muhammed’in ölmüşlerine Rahmet eyle, azapları var ise kaldır ve kabirlerini cennet bahçelerinden birer bahçe eyle…

Ya Rabb; bizde öldükten sonra bizlere dua edecek hayırlı nesiller bahşet, arkamızdan Kur’an okuyacak, bizleri hayırla yad edecek nesiller nasip et…

Ya Rabb; bizleri amel defterini sağ tarafından alanlardan eyle, bizlere sakarat-ı mevtte kolaylıklar ihsan et, kabir azabından muhafaza eyle, sırattan çabucak zahmetsiz geçmemiz için bize yardım et, hesap günü hesabımızı çabuk, kolay ve hayırlı sonuçlandır, bizleri Habibinin şefaatine nail eyle,

Ya Rabb; bizleri azapsız bir şekilde cennetine girenlerin, Habibine komşu olan bahtiyar kullarının zümresine ilhak eyle,

Ya Rabb; bizlere gönül huzuru ver, ferahlık ver ve kurtuluşa erenlerden eyle…

Ya Rabb; bizleri korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nail eyle…

Ya Rabb; dualarımızı Dergah-ı Ululiyyetinde ahseni makbul ile kabul et, edilen dualar hürmetine, okunan Kur’an’lar hürmetine, sevdiklerin hürmetine ve Zatının hürmetine dualarımızı kabul ve makbul eyle…amin…

Yasin’i Şerif Duası Allah kabul etsin…

Sevgiyle kalın inşallah…