Mezarim Beni Bekliyor

 

Kendi üzerinde dönen degirmen taslari misali dönüyorum odalarda;
Seccadeler nerde?..
Kible hangi yöne dogruydu bu evde?
seccade nerde?, cekmek icin tesbih var mi?

Bugün bitti. Gece de gidiyor…
Bir günüm daha bitti; ben nereye gidiyorum?..
Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum!.. Gidiyorum!.. Tükeniyorum;
Haberim var mi?..

Herseyi sevmek… Çok güzel.
Kendini sevmek… Cok güzel. Peki, bu nasil kendini sevmek?
cigliklariyla yak kendini hadi!..
Erit kendini, tüket, bitir!..

Sen… Ey sen, aynadaki!..
Kalanin farkinda misin?
Peki talanin?
Sen… Ey sen, aynadaki!..

Dün de bakmistin aynaya. Farkinda misin; bugün daha yaslisin!.. Bugün daha
cökük, bugün daha cirkin, bugün daha tedirgin!..
Cünkü biraz daha dökülmüs saclarin, biraz daha burusmus suratin!
Biraz daha; bir saniye, bir dakika, bir saat, bir gün daha yaklasmissin
düsecegin cukura!..

Nerde, Nerde seccadeleeer?..
Kible hangi yöndeydi bu evde?..

Ninem son gelisinde ne tarafa dogru namaz
kilmisti?..
Katlanir rahlenin nasil acildigini unuttum.

Ve onun icinde acilan Kitabin
yüzümü ve icimi nasil aydinlattigini…
Icim…
ALLAH’ım, icim yaniyor.

Bugün bitti, gece de gidiyor…
Bir günüm daha bitti; ben, ben nereye gidiyorum?..
Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum… Gidiyorum…
Tükeniyorum;
Haberim var mi?..

Son tuttugum orucu hangi iklimde biraktim?.. Son kildigim namaz hangi
seccadeyle katlandi?..
Merak ediyorum;
Kabe hala bekliyor mu beni?..
Bilmiyorum… Bilemiyorum.
Ama sundan eminim:
Mezarim beni bekliyor….

alıntı

 

Sevgiyle kalınız inşaAllah…

Dirilt Beni Rabbim…

110.jpg

Tükeniyorum Rabbim!

Yanliz kaldigimi düsünüp,varlığının her an,her noktasında
tezahur ettigini, beni devamlı koruyup gözettiğini,gönlümden geçenlere dahi cevap verdiğini unuttuğum an!”Rabbim”demeyi unuttugumda tükeniyorum!
Diriliyorum Rabbim!Sana yaslandığım ,Sana güvendiğim…Seninle
başlayıp, Seninle devam ettiğim,tüm işlerimi Sana havale ettigim an!
“Ne güzel dostsun” dediğimde diriliyorum.
Tükeniyorum Rabbim!Tüm sevdiklerimden;anne babamdan,canandan,ten kafesindeki candan yakın olduğunu bilerek,ellerimi Sana açmayı,Senden çözüm ,Senden çare beklemeyi,hüzünlenip,kederlenip,sızlanarak,sızımı gidereceğini unuttğum an! “Bu dertler neden bana?” dediğimde tükeniyorum.Diriliyorum Rabbim!Havayi soluyup Seninle dolduğum, gözümü
açtiğımda Seni bulduğum,en saglıklı irtibatı Seninle kurduğum, tüm
dünya bana küsse de Seni umduğumd an! “Kahrın da hoş, lütfun da
hoş”dediğimde diriliyorum.
Tükeniyorum Rabbim!Dünya meşgalesine dalıp bir cenneti, bir
azabı, bir de ölümü unuttuğum an!”Beni affet” demeyi unuttuğumda
tükeniyorum.

Diriliyorum Rabbim!Yandığımda Seninle söndüğüm,Seni
anıp ruhumu güldürdüğüm,O sırlı gücünden kuvvet aldığım,Seninle
yürüdüğüm,Seninle bulustuğum,seninle konuştuğum an!”Yarab, bırakma ellerimi” dediğimde diriliyorum.
Engelle tukenisimi.

Dirilt beni Rabbim!

Amin.

Bir süre buralarda olmayacağız cümleten Rabbime emanetsiniz. 

Dostlarımızı bıraktığımız yerde bulmamız ümidiyle…

Sevgiyle kalın inşallah.

Bir Çiçeğin Duası…

193.jpg

Ey bütün çiçeklerin,bütün bitkilerin,yerin göklerin,ve alemlerin rabbi…
Ben senin yaratığın tohumlardan cansz bir tohumdum bir zamanlar,
Sen bana can verdin.
Dualarm kabul ettin,beni bir çiçek yaptın.
Bana kendi dilediğin gibi bir şekil verdin,renklerle,desenlerle,süsledin
yüzümü,
Bana bir koku sürdün,koklayanı mest eden
Güzellerden bir güzel yaptn görenlere gösterdin,
Senin verdiğin cazibeyle kuşları böcekleri çağırdım kucağıma….
Dayanamadlar koştular…
Onlara senin rahmet çeşmelerinden şerbetler sundum,
Senin izninle
Birbirimize güldük,birbirimize sarldk,el ele kucak kucağa sana
şükrettik,seni zikr ettik günler boyunca nice kuşlar nice böceklerle tanıştm
böylece…
Hepsiyle mutlu beraberliklerim oldu.
Nihayet’ min kulun gördü,
Yanımdan ge birgün…
Beni bir müçiyordu,beni fark etti,durdu,geri döndü,eğildi
Yüzüme baktı uzun uzun önce gözleriyle,sonra elleriyle okşadı kokladı
kokladı…
‘ ‘ Ne güzel yaratılmış! ‘ ‘ dedi sesizce.
işte o an niçin var olduumu anladm.
Melekler sardı etrafmz anszn,
imrenerek seyrettiler olup biteni…
Görmediği Rabbine görmüş gibi inan bir insann yücelişini gördüler.
Ve her şeyi en ince ayrntısıyla kaydettiler…
Çekilen resimlerde ben de vardm…
Ey dualar cevap veren Rabbim,
Ben cansz bir tohumdum…
Dualarm kabul ettin güzel bir çiçek oldum.
Senin kudretinle canlandm,
Senin sanatınla süslendim,
Senin lütfunla güldüm…
Şimdi bir duam daha kaldı mahşere sakladm;
‘ ‘ BENİ GÖREN GÖZLERİ ATEŞTE YAKMA,YA RABB ! ‘ ‘

Hayırlı Cumalar

islamasevgidua.jpg 

Yüceler Yücesi, yerin ve göğün Rabbi, sonsuz Merhamet sahibi, alemlerin Maliki, en güzel isim ve sıfatların sahibi olan ALLAH ‘ ım…Sana sonsuz hamd ve senalar olsun; Habibin, Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e ve O’nun temiz, pak Al’l ve Ashabına ve Ehl-i beytine sonsuz selat ve selam olsun…

Ya Rabb; bizi yaratan Sensin, bizi rızıklandıran Sen, Sen bizim Rabbimizsin, Senden başka ilah yoktur, gökten ve yerden türlü türlü nimetleri önümüze seren Sensin… Sen nasip etmeseydin biz bunlara kavuşamazdık… Sen emretmeseydin bu nimetlere nail olamazdık…

Ya Rabb; muhakkak ki biz kendimize çok zulmettik, çok günah işledik, bilerek veya bilmeyerek türlü hatalara düştük, işimizde çok aşırıya gidip zulmettik, ibadetlerimizde çok gevşek davrandık, iyi ve güzel olan ne varsa tersine gittik, nefsimize ve şeytana kulak verdik, Sana layıkıyla kulluk edemedik ve tüm kusurlarımızı itiraf eyleriz…

Ya Rabb; Sen tövbeleri .çokca kabul edensin, Sen samimiyetle açılan elleri geri çevirmezsin, Sen affetmeyi çok seversin, Sen sonsuz Rahmet ve Merhamet sahibisin…

Ya Rabb; huzuruna gelmeyi bizlere nasip eyledin, Sen istemeseydin tövbeyi aklımıza getirmezdin, Senden af dilememiz bile Senin Lutfun ve Merhametinin eseri…

Ya Rabb; pişmanız, bütün yapmış olduğumuz günahlardan, hatalarımızdan dolayı, Sen ki pişmalığı bile tövbe kabul edensin, günahları ancak sen affedersin,

Ya Rabb; affet bizi, bağışla, Rahmetinden, Merhametinden bizlerede nasip eyle, Senin bizlerden daha iyi bildiğin hallerimizide mağfiret eyle,

Ya Rabb; Sen hakkıyla Ğafur ve Rahimsin,

Ya Rabb ; bizi, annemizi, babamızı, ve bütün inananları bağışla, dinimizi, vatanımızı, milletimizi, ve inananları bağışla; hertürlü musibetten koru…

Ya Rabb; düşmanlarımız fırsat verme, zor durumda olan müminlere yardım et ve ölmüşlerine Rahmet eyle…

Ya Rabb; bizleri ve tüm müminleri her türlü maddi ve manevi hastalıklardan muhafaza eyle…

Ya Rabb; bu dünya ve ahirette bizlere iyilik ve güzellikler ihsan et, Lutfun ve Kereminle bizlere muamele et…

Ya Rabb; geçmiş günah ve hatalarımıza bir daha dönmememiz için bizleri dinin üzerine sabit kıl, o günah ve hatalardan çabucak dönebilmemiz için bize iman gücü nasip et…

Ya Rabb; bizleri sana layıkıyla kulluk edenlerin, İslamı tam manasıyla yaşayanların zümresine dahil et,

Ya Rabb; sevdiklerimizle beraber bizlere hayırlı, Senin yolunda yürüyeceğimiz uzun ömürler ver, bizlere hidayet nasip eyle…

Ya Rabb; ölmüşlerimizin, ve diğer ümmeti Muhammed’in ölmüşlerine Rahmet eyle, azapları var ise kaldır ve kabirlerini cennet bahçelerinden birer bahçe eyle…

Ya Rabb; bizde öldükten sonra bizlere dua edecek hayırlı nesiller bahşet, arkamızdan Kur’an okuyacak, bizleri hayırla yad edecek nesiller nasip et…

Ya Rabb; bizleri amel defterini sağ tarafından alanlardan eyle, bizlere sakarat-ı mevtte kolaylıklar ihsan et, kabir azabından muhafaza eyle, sırattan çabucak zahmetsiz geçmemiz için bize yardım et, hesap günü hesabımızı çabuk, kolay ve hayırlı sonuçlandır, bizleri Habibinin şefaatine nail eyle,

Ya Rabb; bizleri azapsız bir şekilde cennetine girenlerin, Habibine komşu olan bahtiyar kullarının zümresine ilhak eyle,

Ya Rabb; bizlere gönül huzuru ver, ferahlık ver ve kurtuluşa erenlerden eyle…

Ya Rabb; bizleri korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nail eyle…

Ya Rabb; dualarımızı Dergah-ı Ululiyyetinde ahseni makbul ile kabul et, edilen dualar hürmetine, okunan Kur’an’lar hürmetine, sevdiklerin hürmetine ve Zatının hürmetine dualarımızı kabul ve makbul eyle…amin…

Yasin’i Şerif Duası Allah kabul etsin…

Sevgiyle kalın inşallah…

Yasin’i Şerif Duası(bugün Cuma)

Ey merhametlilerin en merhametlisi olan ALLAH’ım! Herkesin hakir görüp
de dalına bindiği, çaresizlerin RABBİ ancak SENSİN. Bizlerin RABBİ de
ancak SENSİN. SEN, bizleri kötü huylu, yüzsüz bir düşmanın eline
düşürmeyecek kadar merhamet sahibisin.

ALLAH’ım yeter ki SENİN gazabına uğramayalım. Ne çekersek ona
katlanırız. Fakat SENİN af ve mağfiretin bunları bize yaptırmayacak
kadar geniştir.ALLAH’ım! SENİN gazabına uğramaktan, ilahi rızandan uzak durmaktan,
SENİN o zulmetleri aydınlatan ve ahiret işlerini yoluna koyan İlahi
nuruna sığınırız

ALLAHIM! SEN razı oluncaya kadar, affını dileriz! ALLAHIM! Her kuvvet, her yardım ancak SENİNLE
kaimdir!..Amin..Amin..Amin.(Bu dua şefkat ve merhamet sahibi, iki cihanın güneşi sevgili
PEYGAMBER EFENDİMİZE aittir)

Allah cümlemizin dualarını kabul etsin inşallah. HAYIRLI CUMALAR

119497a-muslim-at-prayer-posters.jpg

Sevgili Muhâfızım!
Beni, ilgilendirmeyen işe karışmaktan, Değiştirmeye güç yetiremeyeceğim meseleye kafa yormaktan, Kendi kapım pisken, başkalarının kapısının pisliğine takılmaktan, Bünyesi nice mikropla hasta ve dertliyken, doktorluk iddiâsında bulunmaktan, Sadece işittiğiı hususlar için biliyorum demekten, Sağdan soldan duydukları ile fetvâ vermekten, İlmi ve hilmi israf etmekten, Boyumu aşan mevzûlarda, gevezelik yapmaktan beni koru. Edebe yol olmayan yaşmaktan, Nefsim dururken, başka bir düşmanla savaşmaktan, Ve şerlilerin şer tuzağına düşmekten Sana sığınırım. Dışı içine kaçmaktan, içi dışına çıkmaktan, haktan sapıp hataya koşmaktan koru beni.
 Sevgili Yaratıcım!
Beni, var ettiğin o ezel yurduna, tertemiz geri döndür. Bu dünyaya gelişim pek mâceralı, büyümem pek meşakkatli olmuş, Anamı ve babamı cennet bahçende gezdir.  Gidişimi kolay eyle. Akıl yaşta değil, başta diyorlar, başıma akıl nasip eyle. Hakikatte aklın ne yaşta, ne de başta olmadığını, Fakat aklın ille de yanışta olduğunu fark ettir. Aklını yaşında sanan büyüyememiş ihtiyarı olmaktan Sana sığınırım. Aklı, baş olmakta sanan büyükbaşı olmaktan da koru beni… Hakkımda her ne murâd etmişsen, beni ondan râzı kıl da, şikâyet edip duran bedbahtlardan olmayayım

Sevgili Dostum!
Sevdiklerim uyuduğu, en çok sevdiğim de rüyalara daldığı ve beni sevdiğini söyleyenler yorulup, kendilerine bile hayırları kalmadığı zaman, beni yine de gözleyen, koruyan ve kollayan Sen’sin!.. O herkesin bırakıp gittiği ve sadece Sen’inle baş başa kaldığım zamanlarda, “Sen”inle olmak!duygusunu bana öyle derinden hissettir ki! Ömr-ü billah, yalnızlık nedir, unutayım! Dostlarına dost olmayı, dostlarının hizmetinde bulunmayı ve dostlara yaraşır bir sevgiyle sevmeyi nasip et!
Sevgili Lûtfedicim!
Özellikle ağzımın içinde, inci taneleri gibi pırıl pırıl durmakta olan, hani şu yeri; üstte, önde ve ortada olan iki dişim için, Sana şükredemezken, beni , Sana hakkıyla şükrettiğini zannetme! gafletinden uzak tut. O iki diş olmasaydı, ne insanların alaycı bakışlarından kurtulabilir, ne doğru düzgün yemek yiyebilir, ne de böyle düzgün konuşabilirdim. Ama ne olur, iki inci tanesi dişin kulu etme de beni, onlar sebebiyle kibir çamuruna batıp, deryadan ayrı kalmayayım. Karşıma, beni onlar olmadan da sevebilecek, takıntısız, yüce ruhlu insanlar çıkar. Kabuğa değil, öze âşık güzel kullarının arkadaşlığıyla, lutuflarına lutuf ekle!  İkram ettiğin iki dişimle ilgili istediklerimi, yardımınla üstesinden geleceğim, herhangi iki işim için de istiyorum, lutfet!Sevgili Sınayıcım!
Karşıma çıkardığın imtihanlar hakkında, hüsn-i zan beslemeyi ve onların her birini, sadece benim hayrıma yarattığını düşünmeyi!  Çirkin bakarak güzellikleri karalayanlardan değil, güzel bakarak pislikleri paklayanlardan olabilmeyi bana nasip et!  Yoklukla, çoklukla, açlıkla ya da toklukla sınadığında, kanaat lutfet!  Yusuf olmaya güç yetiremem belki ama!  Ben farkında olmadan, ruhumda bir Yusufluk büyütmüşsen, Züleyhâ’lar karşısında serinlik, iffet ve asâlet nasip et!  Kim bilir, belki Yusuf değil de, Züleyhâ olarak sınanmaktır nasibim!  Eğer öyleyse, lütfen, karşıma Yusuf gibi bir Yusuf çıkar! Her ikimizi o sınamadan, alnı ak çıkar!  Ve alnıma, o Yusuf ile, râzı olduğun şekilde visâli yazıver!  Dedikodusunu yapanlardan olmaktansa, Züleyha olmak yeğdir!  Lâkin o vakit, bana öyle bir el ver ki, gömleğe uzanmasın! Öyle bir göz ver ki, fesat bakmasın! Öyle bir dil ver ki, zora sokmasın! Öyle bir kalp ver ki, fitne dolmasın! Öyle bir ayak ver ki, icabında kendine ayak diresin! Öyle bir irade ver ki, Sen’in hükmünde erisin! Öyle bir sabır ver ki, sabrından bir zerre olsun! Öyle bir güç ver ki, içi kaynar, içi yanık, içi bitik ise de. Dışı pek serin, pek sakin ve ille kavî olsun!
Sevgili Vefâkârım!
Sen, ne uğruna çekilen zerrece sıkıntıyı, ne de uğruna yapılmış zerre miktarı fedâkârlığı unutursun! Senin bu ahlâkından nasip almayı bana da bahşet!  Nankör ve hayırsızlardan değil, vefâlı ve şükrân dolu olanlardan et beni!  Verdiklerin içinde “kötü” olmadığını fark ettir… Şer içinde gizlediğin güzellikleri görebilecek göz lutfet… Hayırlar içinde sakladığın şerleri sezebilecek kabiliyet lutfet… Kalemde gizlediğin âlemi… Âlemde gizlediğin kendini… Kendinde gizlediğin huzuru lutfet… O huzur için şükreden, şükrünün her dâim kıt olacağını ve hiç bir zaman Sana lâyık olan şükrü edâ edemeyeceğini fark eden… Akıl sahibi bir akla kavuşmuş, ahmaklıktan kurtulmuş; fakat yine de, akıllılar (!) içinde aptal, aptallar içinde zekî… Uyanıklar (!) arasında enâyi, enâyiler arasında alabildiğine ferâsetli olmayı lutfet…

Sevgili Mahmûdum! Verdiğin nimetleri sahiplenmekten, emânetçi olduğumu unutmaktan, haddimi bilmemekten koru beni… Haddi aşanlardan olacaksam, aşk ile kendimden geçtiğim ve aklım çatladığı için olsun… Haddimi bileceksem…. Bu had bilmenin içi, riyâ ile kirlenmesin… “Bilmesi câhillik” olmaktan… İlmiyle cehâlet batağına saplanmışlar arasında bulunmaktan… İlmi sebebiyle hakka itiraza düşmekten… İlmi, put edinmekten koru! Cehli içinde ilm-i hakikî gizlenen… İcâbında hakikati çekinmeden dile getirebilen… Sen’den uzak kalmaktan başka korku taşımayan… Gerektiğinde gözünü dahî kırpmadan, rızân yolunda canını ortaya koyanlardan eyle beni!

Sevgili Kudretlim!

Sadece , “Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır” diyerek gürleyenlerden değil, lâkin, çektiği bir “of!” ile, kendi içinde, güneşi görmeye maâni dağ ve tepe nâmına her ne varsa yıkılan, samimi ve ihlaslı kullarından olmayı nasip et! “Of!” nidasının içinde, tevbe, inilti, naz, duâ, yakarış ve selâm saklanan içlilerden et beni! Ayın ve güneşin ışığını yansıttığı nûra hayran, o nûra ermek adına, nâra da giryân, her derde de, her çileye de mest kullarından. Cefâ içre bin bir derman gösterdiğin nasiplilerden et beni Sevgili İkram Edicim!
Sonu yok ki,  iyiliğime iyilik kat, Gözlerimi aç da, iyiliği kendi engin deryası içinde görür olayım. Hâdiseleri daracık, küçücük aklımla değil, akıl ötesi hikmetleriyle değerlendirme gücü ver. Sadrımı genişlet! İyiliği, sadece dil ile tavsiye edenlerden değil, fedâkârlık ederek ve çilelere katlanarak, iyiliğe bizzat vesîle olanlardan et beni. Taif’lerde taşlansa da, nefsi için zerrece öfke duymayacak yürek lutfet! Genişlemişlere, darları sarma ve kollama aşkı ver. Dar kalmışlara, o genişlerin eteğine sığınma ve onlara teslim olma nimetini bağışla! Baş gözümü de kalp gözümü de körlükten muhafaza buyur. Sonra da o göz açıklığının, her dâim şükrünü nasip et! Arayıp da bulamayan… Bulduğundan gâfil, aranıp duran… Arayışlarını beyhûde zannedip ümitsizliğe kapılanlardan etme beni! Kalabalıklar içinde bir tenhâ lutfet de, o tenhâda gizli gizli, Sen’inle buluşayım, Biricik sevgili olan “kendinle” oyala ve sevindir beni!
Sevgili Esrârengizim!
 Herkes ağlarken bazen, pek abukça gülebilmeyi, herkes gülerken bazen, pek abukça ağlayabilmeyi… Herkes duyarken sağır, herkes görürken görmez olmayı nasip et! Başkalarının hatalarını ve zaaflarını seçip çıkarmaya ayarlı bir bakıştan Sana sığınırım. Bana, kendi hatalarını görmekten, başkalarınınkini görmeye hâli kalmayacak göz lutfet! Beni, sırdaş olabilen, sırdaş kalabilen, güvenilen ve peygamberinin «emîn»lik sıfatıyla boyanmış olan biri et. Bana nasip ettiklerini hor, hakir ve çirkin görmekten gözlerimi kurtar! Nefis perdesi yüzünden baktıklarını göremeyen, görüşü yanıltıcı ve aldatıcı olan, isabetsiz, sığ ve bön bakan biri olmaktan koru beni, Gözlerimden perdeleri dilediğince kaldır… Esirgeme ne olur, beni huzuruna aldır! Öyle bir aldır ki, her an huzurunda huzur, her dem huzurunda sürûr duyayım! Her ne çıksa karşıma Sen’ den bilip, hürmet ile baş üstüne koyayım.

Sevgili Setredicim!Sen, öylesine şefkatli bir dostsun ki, kusurlarımı örtersin. Eğer böylesine setretmeseydin, hiç bakılacak hâlim kalır mıydı? Bana, o setredişinden nasip ikram et de, ben de insanların hatalarını örtebileyim. Birilerinin yanlışını dilime dolamaktan, birilerinin eksiğiyle mutluluk duymaktan, bencil ve kaba olup, nezâketten mahrum kalmaktan, Sana sığınırım! Hem, sadece beni başkalarına karşı örtmekle kalmaz, kendinle arama da perde çekersin. Bunu yapmakla, yine sadece beni korumayı murad ettiğini biliyorum! Lâkin. Perdeleri kalın etme de, hiç değilse, ardında gizlenen cemâlini seyretmeye yol bulayım! Sevgili Biriciğim!
“De ki, ALLAH birdir!” âyetini, hayatımın her ânında dolu dolu hissettir bana. Samed oluşun karşısında, Sana alabildiğine muhtaç oluşumu hissettir. Kapında bir fakir ve bir dilenci olmaktan ayırma beni! Vesîleye takılıp kalarak Sen’i unutmaktan, vesîleye teşekkürü ihmal sûretiyle, Sana şükürde kusur etmekten koru! Kul hakkıyla ve nicelerinde hakkım olduğu iddiasıyla huzuruna gelmek ihtimalinden azâd et beni!
 

Sevgili Âdilim!
Ben nefsime çok zulmettim! Bunu, Sen’in emirlerini yaşamak hususunda lâkayt kalmakla yaptım. Doğrusu, hâlâ “nefsim nefsim!” demekle bile, kendime zulmetmekteyim! Zira, fasulye gibi nimetten sayıp zikretmekle, nefsimin kendini bir adam sanmasına sebep oluyorum. Hakkımda adaletinle değil, rahmetinle hüküm ver. Yüceler yücesi af ve merhametine öylesine muhtacım, üstelik bunu Sen’den isterken, öyle de yüzsüzüm ki. Bana kızgınlık ve kırgınlıkla âh ettirme! Kimsenin bu şekilde âhına da beni sebep etme. Fakat keşke, ne şeref ki, aşk ile âh edeyim! Ve aşk ile «âh»a vesile edileyim….
 Sevgili Merhametlim!
Bana bir “ben” lutfet ki, kendine hayrı olsun!  Ve o “ben”e lutfet de ömrünce hayra koşsun! Yok, zerrece şüphem yok, Sen bana sevdalısın! Bunca kusuruma karşın, böylesine yüce, böylesine akıl almaz bir cömertlik ve şefkat sergileyişini, başka neyle açıklayabilirim? Kaldı ki, Sen’in tutumunu açıklamaya sanki gücüm mü var!? Nicedir vefâya dönüşemeyen tavrım için!  Nicedir sevdâna karşılık vermeye güç yetirememiş gönlüm için!  Ve nicedir, öyle veya böyle, biricik oluşundan gaflete düşmüş bakışım için, beni affet!  İşlediği sevapları kendinden, günahları ise uydurduğu nice kılıftanmış farz edip, varlık iddia etmekten geçemeyen nefsim için beni affet! 

Şimdi desen ki: A benim sevgili ?Bilir Bilmez?im! Yine ne çok konuştun! Ne çok laf sıraladın! İsteklerinin kimi mâkul, kimi ise pek yersiz ve gereksiz. Bilmez misin ki, senin için en güzelini, zaten her an önüne çıkarmadayım. Bilmez misin ki, sen istemeden de sana nimet yağdırmadayım.
O zaman derim ki: A benim naz çekenim! Sen değil misin bana “Duâ et, duân da olmasa neye yararsın?! ” diyen, Hani, “kul” olmuş değilim, ama hoş görüver işte, bilir bilmez ettim bir duâ, sen tashih ve tanzim ediver! İsteyeceğim diye, açgözlülük ve abes sözler etmişsem, affediver! O ki söylettin, o ki istettin, o ki yordun dilimi, yazdırdın kalemimi. Sanki hazinenden bir şey mi eksilir be canım, dilediğin kadarını lutfediver!
Ve Sen kızar da dersen ki: A benim utanmazım! Bacak kadar boyunla, şu ele avuca gelmez huyunla, iki elini beline koyup da, ukalalık ediyorsun! Neyine güvenip, böyle şımarıyorsun! Ne bu samimiyet?! Hem sadece kendin için duâ ettin, hani başkaları için istemeler?! O da yetmezmiş gibi, ne o öyle iki duâ edip de “Aman yoruldum zaten” demeye getirmeler?! Ben de derim ki: A benim sevmelere eremediğim! Sen’in eşsiz hazinelerin karşısında, ben bir lokmacık çıkınımdakine varlık der, güvenirsem, ayıp olmaz mı? Hem Sana da yapamayacaksam buncacık nazı, başka kime yaparım? Kendim için isteyişimi hoş gör, bilirsin ya bu benlerin şânıdır! Fakat Sen, Senin şânına yaraşırcasına, beni biz et Tanıdık-tanımadık her bir beni, bu duâdan nasipdâr et! Üstelik, niye yorulmayacakmışım sevdiceğim! Bak, ki zaten bir nazarlık canım var! Dağılırım, yorulurum, nahifim! Şimdi!İsteyenin bir yüzü kara, lâkin, Yüzü-özü aklar hürmetine, de hadi, Sen kabul buyur şu duâyı, ben de “Âmin!” diyeyim!Âmin! Âmin! Âmin!
Bi rahmetike yâ erhamerrâhimîn!

Sevgi ve Dua İle İnş.