DUALAR kategorisi için arşiv

Allah’a Yönelme Duası

Posted in DUALAR on Ekim 14, 2009 by islamasevgi

Allah’ım, tam bir içtenlikle senden gayrisinden kopmuş, tüm varlığımla sana yönelmişim. İhsanına muhtaç olanlardan yüz çevirmiş, fazlından müstağni olmayanlardan istekte bulunmayı bırakmışım. Çünkü muhtacın muhtaçtan istemesinin düşüncesizlik, akılsızlık olduğunu anlamış, buna inanmışım.

Allah’ım, izzeti senden başkasının yanında arayıp da zelil olan; senden başkasından servet isteyip de fakirleşen, yücelik isteyip de alçalan nicelerini gördük! Akıllı adamın bunları görüp de ibret almasından ve seni seçerek doğruyu bulmasından daha doğal ne olabilir ki?

O halde ey Mevlam, isteklerimi diğerlerinden değil, yalnızca senden istiyorum; ihtiyaçlarımı diğerlerinden değil, yalnızca senden talep ediyorum. Herkesten önce çağıracağım yalnızca sensin. Ümidimde kimse sana ortak değil; duamda seninle birlikte olan biri yok; çağrımda sana ortak koşacağım biri yok.

Sayı birliği, zevali olmayan eksiksiz kudret sıfatı, güç ve kuvvet erdemi, yücelik ve yükseklik derecesi sana mahsustur.

 Ey Allah’ım;senin dışındakiler ise hayatlarında rahmet ve merhamete muhtaç, işlerinde başarısızlığa mahkum, içinde bulundukları şartlara yenik, durumları değişken ve nitelikleri sabit olmayan zayıf varlıklardır.

O halde, benzerlerin ve zıtların olmaktan çok yücesin; misillerin ve denklerin bulunmaktan çok büyüksün. Sen (her eksiklikten) münezzehsin; senden başka ilah yoktur.

Rabbim, sen, Kitabının muhkem ayetinde, kullarından tövbeyi kabul edeceğini, kötülükleri affedeceğini (Şûra/25), tövbe edenleri sevdiğini (Bakara/222) söylemişsin. O halde, vaad ettiğin gibi tövbemi kabul et; garanti ettiğin gibi kötülüklerimi affet; şart koştuğun gibi sevgini benim için gerekli kıl.

Ey Rabbim, ben de sana, hoşlanmadığın işe geri dönmeme; kınadığın şeyi yapmama ve bütün günahları terketme sözü veriyorum.

 Allah’ım, bizi Muhammed ile hidayet ettiğin gibi, ona ve âline salat eyle; bizi Muhammed ile kurtardığın gibi, ona ve âline salat eyle. Kıyamet günü, sana muhtaç olduğumuz gün bize şefaatçi olacak bir salat ile Muhammed ve âline salat eyle. Hiç kuşku yok, sen her şeye kadirsin ve bu, sana pek kolaydır.

Amin…

Elvedâ yâ Şehr-i Ramazan!…

Posted in DUALAR, İSLAMİ YAZILAR on Eylül 19, 2009 by islamasevgi

Ey güzellik diyarının ışığı! Şimşek gibi deldin ve geçtin otuz günü. Işığının âşığıyız. Geldin, sevindirdin. Şimdi de tam bulduk ve kavuştuk derken, yine ‘Elvedâ’ deyip gidiyorsun. Bu kaçıncı hasret bu kaçıncı vuslat, kim bilir?

Hiçbir saray, hiçbir sofra sunmadı senin sunduğun zenginliği. Sultandan dilenciye kadar, kapının eşiğinde herkes mutlu, herkes huzurlu. İnsanı insan eden, daha da ötesi mü’min eden, çok çabuk mayalayan bir sırrın var. Dileriz bu sır kalıcı olur üstümüzde…

Bir tohum gibi düştün iman toprağımıza. Bereketli mahsuller yeşerttin içimizde. Yedirdin, içirdin, giydirdin, doyurdun kalbimizi. Kat kat rahmet oldun kuşattın ruhumuzu. Şerlere, şeytanlara köstek oldun, kurtardın tuzaklardan bizi. Güzelleştirdin kalbimizi. Arındırdın günahlardan, Yaratan’ın lütfuyla.

Kimsenin bilmediği bir dil öğrettin. Kâinatın dilini, yaratılışın o yüce hikmetini öğrettin. “Mide ölüm evi, ya kalbi seçin, ya da mideyi” dedin.

Seçmek elimizdeydi. Tembellik etmeyelim diye yine tuttun elimizden, gönlümüze hürriyetin hasını getirdin. Zincir vurup kaçmasın diye nasıl bağlanırsa asîler bir köşeye, hiç gerek kalmadı, sen bizi yürekten bağladın kendine. Beraberinde coşkun bir deniz getirdin. Engin bir sevgi ve rahmet getirdin. Fanî değil, bakî bir sevgiydi bu. Ruhumuzu cennetlere yücelten bir duyguydu bu.

Bugün Arefe. Mutlu bir gün. Bayramın gelişinin müjdesi. Ama senin de gidişinin, elvedâ deyişinin hüzünlü günü. Duygularımız kabarık, bugün seller sulara karışık. Sevgiyle korkuyu birbirine karıştırıp, o hamurda yoğurup önümüze koydular bugün.

Sen bir bulut, biz bir tarla olduk otuz gün boyunca. Dikildik, ekildik ve sonunda olgunlaştık, biçildik. Sen bir yolcu, biz bir konak olduk. Ey aziz misafir, yücelerden haber getirdin, aşkla, şevkle dalgalandırdın gönüllerimizi. Ne inciler, ne sırlar, ne yıldızlar gizli görmediğimiz, bilmediğimiz, o otuz günün her ânında.

Bir hiçtim dünya çölünde. Şimdi sayende bir inciyim deniz dibinde. Dalgıcım oldun. O inciyi çıkardın içimden. Allah için açlığa tahammülü öğrendim seninle. Nefse ve şeytana karşı direnmeyi öğrendim seninle. Hiç olmazsa bu gelişinde getirdiğin, denizler armağanı bu inciyi kaybetmemeliyim. Senden tek isteğim, bizden râzı olduğunu sunmandır O’na, biricik dileğim.

Zaman zaman kapansa da gözlerimiz, sen hiç uyumadın. Uyanık geldin, uyanık gidiyorsun. Gönlümüzü temizledin, en büyüğünden en küçüğüne kadar günahlardan arındırdın, ömür defterinde tertemiz sayfalar açtırdın güller gibi. Bir gülden geçtik, gül bahçelerine daldırdın bizi. Aşkın ile yaktın, kendine yaklaştırdın. Bizi de kendine benzettin, Ramazanlaştırdın. Rengine boyandık, ölümsüzlüğe ulaştık. Ölüm yok gayrı, ölmeyiz artık. Yûnus gibiyiz. “Ölürse ten ölür / Canlar ölesi değil!..”

Bizi kendimize getirdin. “İnanan bir kalbin sahibi isen, önce kendi içine dön de bak, Kur’ân’a eğil de bak,” dedin. Kırdın gurur putumuzu. “Bir zerresin, kendini olgunlaştır, senden güneşler çıksın” dedin. Adî bir camı elmasa dönüştürdün.

Emirlerini tutmak için attığımız her adımda, sayısız güzellikler sundun. Şimdi gidiyorsun. Ve bugün Arefe. Elvedâ yâ Şehr-i Ramazan, elvedâ. Bu gece teravih yok, yarın da oruç yok. Zikirler, tesbihler, hatimler, oruçlar, iftarlar, sahurlar, teravihler, bütün güzellikler, hepsi seninle beraber gidecekler.

Cehennemlerin kapısı kapanmış, cennetlerin kapısı açılmıştı ardına kadar senin gelişinle beraber. Elvedâ yâ Şehr-i Ramazan, elvedâ. Şimdi gidiyorsun, elvedâ. Seni sevenlerin; yoluna, peşine düşmüşlerin gözlerinin önünde, dörtnala geçiyorsun. Âhirette şefaatçimiz ol, bırakma bizi burada, al yanına, kat kervanına. Bırakma ne olur. Rahman olan Allah adına bırakma. Bırakma bizi yalnız başına. Tekrar gelmeyi vaad et, kavuşmayı vaad et bize.

Hakikî aşkı, gönülden sevmeyi, Rahman’ın kapısına kul olup, eşiğine yüz sürmeyi senden öğrendik, seninle öğrendik.

Tâ çocukluk günlerimizden âşinayız sana. O günlerden kalma hiç eskimeyen bir sevdamızsın sen. Ayların incisi, ayların solmayan gülüsün sen. Güzelliğini hiç yitirmeyen ve Rabbimizle bizi bağlayan bir köprüsün sen.

Duâ ve niyazdan başka bir şey yok elimizde. Ümidimiz o ki, duâlarımıza cevap gelecek, önümüzdeki perdeler kalkacak İnşallah. Zerre de olsa kalbimizde taşıdığımız bir imanın gücü ve değeri hürmetine Rabbim günahlarımızı affeder diye ümitvârız. Allah kalbimize bütün günahlarımızın affedildiğini ve arındığımızı ilham edecektir; İnşaallah. Bu son gününde senden dileğimiz hata ve kusurlarımıza rağmen hepimizden râzı olduğunu ulaştırmaktır Rahman’a. Son gün de olsa, kapındaki dilencilere bir mülk bağışla. Beratını, Kadir Gecesi alamadıysa bu kullar, Arefe Günü alsınlar İnşallah. Ne güzel bir gündür bu. Son orucun, son iftarındaki ne mukaddes bir duâ ânıdır bu. Kıymetini bilelim İnşallah.

Yeniden buluşmak ve görüşmek üzere. Elvedâ yâ Şehr-i Ramazan, elvedâ!

Tek başına değil, topyekûn bir kurtuluş istiyoruz senden. Kurtuluşumuzun beratını istiyoruz Rabbimizden. Şu mübarek Arefe Günü. Şahit ol ki, gönlümüzde Hak sevgisi var. Şahit ol ki, Sevgili Peygamberimizin (asm) âdetine ve sünnetine saygımız var. Otuz günlük dostluğumuzun hatırına, ne olur râzı ol bizden, râzı olduğunu ilet Rabbimize. O sevgili Rabbimize ki, bizi nefsimize kul olmaktan, o şerefli, en yüce makama, kendisine kul olmaya çıkardığı ve o mertebeye ulaştırdığı için sonsuz hamd-ü senâlar olsun.

Allah’ım, sana ihtiyacı olan, senden korkan ve senin kapından başka bir kapıya asla kapılanmayan bizleri affet. Aşkın ile, sevgin ile hür ettin bizi, nefsimize kölelikten azat ettin, kurtardın bizi, hamd olsun. Hiç lâyık olmadığımız hâlde, sevgine, huzuruna lâyık gördün, bir mübarek ayla rahmetine yakın ettin bizi. Şükürler olsun.

Gönderdiğin bu mübarek aya şükürler olsun, o ayda indirdiğin Kur’ân’a, Ramazan’a, o ayın incisine, Kadir Gecesine ve Arefe Gününe şükürler olsun. Boynumuzu büktük, ellerimizi ve gönüllerimizi açtık, affımızı istiyoruz, rahmetini bekliyoruz ümitle, aşk ve şevk dolu bir gönülle.

Rabbim, Arefe Günü hürmetine cümlemizi affeyle. İsm-i Âzam hürmetine affeyle, bayram günü ve gecesi hürmetine affeyle.

Tekrar merhaba demek üzere Elvedâ yâ Şehr-i Ramazan!.. Rabbimize ne olur bizden râzı olduğunu bildir.

alıntı

Selam ve Dua ile…

Dua…Amin…

Posted in DUALAR on Eylül 17, 2009 by islamasevgi

Rabbim hayırla sonuçlandır

Posted in DUALAR on Eylül 7, 2009 by islamasevgi

duaa

“Rabbi yessir velâ tuassir Rabbi temmim bi’l-hayr”

“Rabbim! kolaylaştır zorlaştırma, Rabbim hayırla sonuçlandır”

RAMAZAN DUASI ve MANASI

Posted in DUALAR on Eylül 4, 2009 by islamasevgi

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHIYM,

Allâhümme inni es’elüke bismikel hüsna. Yâ Allâh, fa’lem ennehû lâ ilâhe illellâh
Yâ Rahmân, errahmânü allemel Kur’an
Yâ Rahiym, ve kânellâhü Ğafûrar Rahıymâ
Yâ Mâlik, mâliki yevmiddin
Yâ Kuddûs, el Melikül Kuddûsüs Selâm
Yâ Müteâl, fe teâlellâhül melikü hakk
Yâ Selâm, vâllahü yed’û ilâ dâris selâm
Yâ mü’min, el Mü’minül Müheyminül Aziyz
Yâ Aziyz
ve kânellâhü Aziyzen Hakiymâ
Yâ Cebbâr, el Cebbârül Mütekebbir
Yâ Hâlik, fe tebârekellâhü ahsenül hâlikıyn
Yâ Musavvir, hüvellezi yüsavviruküm fil erham
Yâ Bâriül Musavvir
Yâ Evvel, hüvel evvelü vel âhiru vez Zâhiru vel Bâtin
Yâ Şekûr, inne Rabbenâ le Ğafûrun Şekûr
Yâ Vedûd, ve hüvel Ğafûrul Vedûd
Yâ Zâhir, vez Zâhiru vel Bâtin
Yâ Kâimen bil kıstı lâ ilâhe illâ hû
Yâ Hayy, Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm
Yâ Aliym, Yâ Basıyr, innellâhe basıyrun bil ıbâd
Yâ Haliym innehû le aliymün haliym
Yâ Hakiym, ve kânellâhü aziyzen hakiymâ
Yâ Keriym, innellâhe le Ğaniyyün Keriym
Yâ Kâdir, kul hüvel kâdiru alâ en yeb’ase
Yâ Muktedir, ınde meliykün muktedir
Yâ Bâis, innellâhe yeb’asü men fil kubûr
Yâ Râzık, vallahü hayrür râzikıyn
Yâ Vâris, Ve LillÂhi miyrâsüs semâvati vel ard
Yâ Kaviyy, innellâhe le kaviyyün aziyz
Yâ Şehiyd, innellâhe alâ külli şey’in şehiyd
Yâ Mübdiü, innehû hüve yübdiü ve yüıydü
Yâ Razzâk, vellâhü yerzüku men yeşa
Yâ Tevvâb, innellahe kâne tevvâben rahiymâ
Yâ Vehhâb, inneke entel vehhâb
Yâ Celiyl zül celâli vel ikrâm
Yâ Cemiyl, fasbir sabran cemiylâ
Yâ Vekiyl, ve kefâ billâhi vekiylâ
Yâ Kâfi, ve kefallâhül mü’miniynel kıtâl
Yâ Veliyy, vehüvelveliyyül hamiyd
Yâ Rabbi, fe tebârekellâhü rabbül âlemiyn
Yâ Ğaniyy, vellâhül ğaniyyü ve entemül fükarâ
Yâ Şâkirü, innellahe şâkirun aliym
Yâ Hallâk, vehüvel hallâkul aliym
Yâ Muhsin, vellâhü yuhibbül muhsiniyn
Yâ Kadiyr, vellâhü alâ külli şey’in kadiyr
Yâ Mufaddil, vellâhü zül fadlil azıym
Yâ Mütimm, ve yütimmü ni’metehû aleyk
Yâ Müızz, tüızzü men teşâü ve tüzillü men teşâ
Yâ Refiy’u, refiud deracâti zül arş
Yâ Şefi, men zellezi yeşfeu indeh
Yâ Kebiyr, innellâhe kâne aliyyen kebiyrâ
Yâ Hakk, fe teâlellâhül melikül hakk
Yâ Berru, innehû hüvel berrür rahıym
Yâ Vitr, veş şef’ı vel vetr
Yâ Ğaffâr, innehû kâne Ğaffârâ
Yâ Ğafir, ve ente hayrül ğafiriyn
Yâ Hamiyd, tenziylün min hakiymin hamiyd
YâMennân, be lillâhü yemünnü aleyküm
Yâ Bâki, ve yebkâ vechü rabbike zül celâli vel ikrâm
Yâ Vâhid, kul hüvellâhü ehad
Yâ Metiyn, innellâhe, hüver razzâku zül kuvvetil metiyn
Yâ Hâdi, innellâhe yehdi men yeşâ’
YÂ Bedi’, bediy’as semâvâti vel ard
Yâ Aliym, âlimül ğaybi veş şehâdeh
Yâ Fettâh, ve hüvel fettâhül aliym
Yâ Muhıyt, vellâhü bi mâ ta’melûne muhıyt
Yâ Kâdi, vellâhü yakdi bil hakk
Yâ Samed, Allâhüs samed
Yâ Hasib, ve kânellâhü alâ külli şey’in hasiba
Yâ Nasıyr, ni’mel mevlâ ve ni’men nasıyr
Yâ Vâsiu, ve kânellâhü vâsian hakiyma
Yâ Kâhir, ve hüvel kâhiru fevka ıbâdih
Yâ kebiyr, kebiyrul müteâl
Yâ men leyse lehû veledün, lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad
Yâ Men Leyse kemislihi şey’ün ve hüves semiul basıyru ni’mel mevlâ ve ni’men nasıyr
Vel lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil azıym.

MANASI:

Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adı ile

Ey Rabbim!
Yüce Esmai Hüsnan hürmetine senden istiyorum Ey Allah’ım! Senden başka ilah yoktur
Ey Merhametli Rabbim! Yüce Kitabımız Kur’an’ı öğreten, affeden ve acıyan sensin
Ey mülkün ve kıyamet denilen dehşet verici günün sahibi ve hakimi Rabbim!
Ey bütün eksik ve noksanlıklardan münezzeh, Malik, güven veren ve yüce olan Rabbim!
Melik, Hak ve selam isimlerinin sahibi olan Allah, imansızların vasfından beridir.
Allah insanları kurtuluş yurduna çağırır
Ey güven sağlayan, görüp gözeten, zor kullanma gücüne sahip yüce ve münezzeh Rabbim
Ey Aziz ve Hakim Rabbim! Ey güç ve kuvvetin sahibi Rabbim! Yücelik, güç ve kuvvet ancak sana aittir
Ey yoktan var eden Rabbim! Yoktan varetmek ancak sana aittir
Ey şekil veren Rabbim! Ana rahimlerinde bulunanlara istediği şekli veren Sensin
Zat’ına karşı söylenen sözlerden beri olan, evvel, ahir, zahir, batın ve yapılan şükürleri kabul eden Rabbim! Mutlaka bağışlayan ve şükürleri kabul eden sensin
Ey merhametlilerin en merhametlisi, çok bağışlayıp, çok acıyan Rabbim! Ey her görünende birliği gayet açık, zahir ve batın olan Rabbim!
Ey herşeyi ayakta tutan, mutlaka adaletin sahibi, zatından başka gerçek bir ilah olmayan Rabbim! Ey Hay sıfatının sahibi! Sen teksin ve birsin. Senden başka bir ilah yoktur
Hay ve Kayyum olan Rabbim!
Ey ilmiyle herşeyi kuşatan! Sen herşeyi bilen ve işitensin!
Ey herşeyi gören, mutlak surette kulların hert haline nigahban olan Rabbim!
Ey yapılan bunca isyana karşı sabırlı olan, Rabbim! Çünkü Sen ilminle herşeyi bilir ve sabrınla bir müddet verirsin
Ey gerçek hükmün sahibi! Sen Azizsin ve gerçek hüküm ancak Sendedir
Herşeye gücü yeten, öldükten sonra da diriltmeye ancak Sen muktedirsin
Ey herşeyi kudreti ile ayakta tutan Rabbim! Yarın kıyamet gününde takva sahibi kullar Melik-i muktedir olan Rabbin katında bulunacaklardır
Ey ölenleri dirilten! Kabirlerde çürüyecek toprak olanları da sen dirilteceksin
Ey her canlının rızkını veren! En güzel rızkı veren sensin
Ey mülkün yegane sahibi! Semaların ve yerin mutlak sahibi Sensin
Ey en güçlü! Güçlü ve Aziz sensin
Ey her şeyin şahidi! Mutlaka her şeyin gerçek yüzünü bilen sensin
Ey yoktan varden! Yoku var, varı yok eden Allah’ım! Ey bol rızık veren! Dilediğine rızık veren sensin
Ey tevbeleri, yakarmaları kabul eden rabbim! Karşılıksız veren ancak sensin
Ey Yüce olan Rabbim! Celal ve ikram sahibi sensin
Ey güzeller güzeli Rabbim! Her hususta bizi güzel sabredenlerden eyle
Ey herşeyin dayanağı Allah’ım! Dayanak olarak sen bize kafisin
Ey rızıkları üzerine alan Rabbim! Herkesin rızkını vermeye ancak sen kefilsin
Ey bakıp gözeten Allah’ım Savaşta mü’minleri gözetip muvaffak kılan sensin
Ey dost olanların dostu olan Rabbim! Övülmeye layık tek dost sensin
Ey her şeyi terbiye eden! Alemleri terbiye eden ancak Sen’sin
Ey Ğaniy! Zengin olan ancak Sen’sin! Başkası senin zenginliğin karşısında fakirdir. Ey şükredenlerin şükrünü kabul buyuran Allah’’m! Şükredenleri ancak bilen sensin
Ey yoktan var eden Allah’’m! Yoktan var eden ve bilen sensin
Ey hazinelerinden ihsan eden Allah’’ım! Sen, senin için ihsanda bulanan kullarını seversin
Ey Kadir olan Allah’ım! Her şeye kadir olan sensin
Ey herşeyi kemale erdiren! Her şeyi kemale erdiren sensin
Ey yücelten!Dilediğini yücelten, dilediğini alçaltan sensin
Ey dereceleri yükselten! Dereceleri yükselten, arşınsahibi sensin. Şefaat edenler ancak senin izninle şefaat edeceklerdir
Ey büyük olan Allah’ım! Yüce ve en büyük olan Sen’sin!
Ey Hakk olan Rabbim! Bütün mahlukatın gerçek hakkını veren Melik Sen’sin
Ey iyilik edenleri seven Allah’ım! İyilik edenleri seven ve onlara acıyan Sen’sin
Ey tek olan Allah’ım! Her çift ve teke yemin eden Sen’sin
Ey günahları bağışlayan Allah’ım! Affedenlerin en hayırlısı Sen’sin
Ey Hamd edenlerin hamdini kabul buyuran Rabbim! Kur’an kendisine hamd olunan, gerçek hükmün sahibi Allah tarafından indirilmiştir
Ey ihsan edici Allah’ım Gerçek ihsanın sahibi Sen’sin
Ey Baki olan Allah’ım! Senden başka her şey fani, yalnız Sen Baki’ sin. Celal ve İkram sahibi Sen’sin
Ey bir olan Allah’ım! Tek olan ancak Sen’sin
Ey güçlü olan Allah’ım! Güçlü olan, rızık veren ancak Sen’sin
Ey yol gösteren Allah’ım! Dilediğini doğru yola gösteren Allah’ım! Dilediğini doğru yola götürecek Sen’ sin
Ey en güzel Yaratıcı Allah’ım! Yerleri ve gökleri yaratan Sen’sin
Ey bilen Rabbim! Görünen ve görünmeyen alemleri bilen Sen’sin
Ey maddi ve manevi her çeşit fütuhatı veren ve bilen Sen’sin
Ey her şeyi kudreti ile ihata eden Sensin
Ey hükmün sahibi Allah’ım! Gerçek adil hükmü veren Sen’sin
Ey herkesin kendine muhtaç olduğu Rabbim! Herkesin hesabını en iyi bilen Allah’ım! Herkesin hesabını en ölçülü şekilde görecek sensin
Ey yardım eden Allah’ım! Sen ne güzel yardım eden bir Mevlasın
Ey Kainatı kudret elinde tutan Allah’ım! Her şey Sen’in kudret elindedir
Ey bütün varlıkları bir anda yok etme gücünün sahibi Allah’ım! Kulları öldürmek de, Sen’in kudret elindedir
Ey büyüklerin büyüğü olan Rabbim! En yüce ve en büyük Sen’sin
Ey zatı ile kaim olan Rabbim! Doğmamış, doğrulmamış Allah’ım! Sen’in eşin ve bir benzerin yoktur
Ey misli olmayan Rabbim! Sen duyan ve herkesin görmediği gizliliklere vakıfsın. Sen ne güzel bir Mevla ve ne güzel bir yardımcısın
Ey yüce Rabbim! Güç ve kuvvet ancak senin yardımınla mümkündür.

Sekine Duâ’si ve Okunuşu

Posted in DUALAR etiketler ile on Ağustos 10, 2009 by islamasevgi

 

Aslı vahye dayanan yüksek, sırlı, tılsımlı, feyizli ve kuvvetli duâlardan birisi de sekinedir. Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm Peygamber Efendimizin (asm) huzurunda bir sayfa indiriyor. Allah’ın altı ismi yazılı bulunan bu esrarlı ve tılsımlı duâ sayfası, Hazret-i Ali’ye (ra) tebliğ ediliyor.

Hazret-i Ali (ra), bu hâdiseyi şöyle anlatıyor: “Ben Cebrail’i gökkuşağı gibi semayı kuşatmış olarak gördüm. Sesini işittim. Sayfayı ondan aldım. Sayfada Allah’ın Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerini yazılı buldum.”1

Sekine ile bildirilen ve Allah’ın Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl ve Kuddûs isimlerinden ibaret olan bu altı ismi, Hazret-i Ali (ra) için ism-i azamdır. Bu isimlerden Hakem ve Adl isimleri İmam-ı Azam için ism-i azamdır. Hayy ismi, Abdülkadir-i Geylânî için ism-i azamdır. Kayyum ismi, İmam-ı Rabbânî için ism-i azamdır.

Bu isimlerin mânâları kısaca şöyledir:

Ferd: Allah birdir, tektir, yegânedir, biriciktir, istiklâl ve infirad Sahibidir.

Hayy: Allah sonsuz diridir, ezelî, ebedî ve ölümsüz hayat Sahibidir. Her şeye hayatı veren, her şeyi dirilten O’dur.

Kayyûm: Allah dâimâ kâimdir, tabir câizse dâimâ ayaktadır, yarattığı her şeye hâkimdir, varlıkları dilediği gibi idâre eder, sevk eder ve yönlendirir, her şey O’nunla var olur, O’nunla ayakta durur, O’nunla devam eder. Allah’ı ne bir uyuklama, ne bir uyku ve ne bir gaflet hâli almaz. Göklerde ve yerde ne varsa, O’nun irâdesiyle ve kayyûmiyetiyle varlığını sürdürür ve ayakta kalır.

Hakem: Allah hüküm Sahibidir, hikmet Sahibidir, yarattığı her şeyde bir hikmet ve bir fayda gözetmesi O’nun yüksek âdetindendir. Faydasız ve boşu boşuna bir şeyi yaratmaz. Yarattıklarını gözetler ve denetler. Kullarından haklıyı ve haksızı ayırır, aralarında hak ve adâletle hükmeder.

Adl: Allah adalet Sahibidir, her yarattığına hakkı olan her şeyi verir, hiç kimseye hiçbir zaman haksızlık yapmaz, mahşerde adaletle hükmeder, cezası zulüm veya haksızlık değil, adaletten ibârettir. Allah kendisi adalet Sahibi olduğu gibi, kullarına da her işlerinde adaleti emreder.

Kuddûs: Allah paktır, temizdir, noksanlıklardan, kusurlardan, âcizliklerden, küfür ve dalâlet ehlinin düşündüğü her türlü eksik sıfatlardan münezzehtir. Allah kemâl sıfatlar Sahibidir. O’nun her sıfatı, her ismi, her işi, her fiili mükemmeldir. Varlıkları mükemmel, kusursuz, temiz ve pâk yaratır. Temizliği sever, temizliği emreder, işlediklerinden pişman olan ve tövbe eden kullarını günahlarından arındırır ve temiz kılar.

SEKİNE DUASI okunuşu

1- Niyet( ne için ve ne maksatla okunduğuna niyet etmek)
2. İstiğfar (7 DEFA)
3. Salavat-ı Şerife ( 7 DEFA)
4. Allah-u Ekber (10 DEFA)
5. Altı Esma her ayetle beraber okunacak.(19 DEFA)
yani besmele çekilir sonra FERDÜN, HAYYUN, KAYYUMUN, HAKEMUN, ADLUN, KUDDÛSUN.”denir ve 1. ayet okunur bu sırayla 19 kere tekrarlanır.sonra tekrar besmele ,
6 esma ve 2. ayet okunur.19 ayet bitene değin aynı şekilde okunur.

6 esma:FERDÜN, HAYYUN, KAYYUMUN, HAKEMUN, ADLUN, KUDDÛSUN.”

1.Ayet: Seyec ‘alullahu ba’de ‘usru-y yusra”
2.Ayet:Anetil vucuhü lil hayyil kayyum
3.Ayet:Ve innallahe biküm lera ufün rahimu
4.Ayet:İnnallahe kane tevvaben rahime
5.Ayet:innallahe kane gafuran rahime
6.Ayet:fe innallahe kane afüvven kadira
7.Ayet:innallahe kane semian besira
8.Ayet:innallahe kane alimen hakime
9.Ayet:innallahe kane aleyküm rakibe
10.Ayet:İnnâ fetâhnaleke fethan mübiyna
11.Ayet:ve yen surakellahu nesran azize
12.Ayet:İnne hızballahi humül gâlibûn
13.Ayet:innallahe huvel kaviyyül aziz
14.Ayet:innallahe huvel ganiyyül hamid
15.Ayet:Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ HU
16.ayet:Hasbünallâhu veni’mel vekîl
17.ayet:la yeh zünühümül fezeul ekber
18.ayet:iyyake na’budü ve iyyake nestain
19.Ayet:velhamdü lillahi rabbil alemin

Ayetlerin Mealleri:
1- Allah her sıkıntıdan sonra kolaylık lütfedecektir.
2- Yüzlerin sıkıntısı Hayy-ı Kayyûm içindir.
3- Allah size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
4- Allah tövbeleri çok kabul edici ve kullarına çok merhamet edicidir.
5- Muhakkak ki, Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.
6- Muhakkak ki, Allah her şeye gücü yettiği halde çok bağışlayıcıdır.
7- Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla işitir ve her şeyi hakkıyla görür.
8- Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilir ve her işi hikmetle yerine getirir.
9- Muhakkak ki, Allah sizin üzerinizde gözeticidir ve her halinizi görür.
10- Biz sana apaçık bir fetih yolu açtık.
11- Ve Allah sana pek şerefli bir zaferle yardım etsin.
12- Şüphesiz Allah’a tâbi olan topluluk gerçek gâliplerin tâ kendisidir.
13- Muhakkak ki Allah, azabında pek kuvvetlidir ve kudreti her şeye galip olandır.
14- Muhakkak ki hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve her türlü övgüye lâyık olan ancak Allah’tır.
15- Allah bana yeter. O’ndan başka ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.
16- Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.
17- En büyük korku olan kıyâmetin dehşeti onlara üzüntü vermez.
18- Ancak Sana kulluk eder ve ancak Senden yardım isteriz.
19- Ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

Allah(c.c) kabul etsin…

Selam ve Dua ile…

İnşirâh! Yâ Allah(c.c)!

Posted in DUALAR on Ağustos 8, 2009 by islamasevgi

duadayım

Kalemin ve kâğıdın kaldıramayacağı, harflerin ve imlânın taşıyamayacağı bir dert var içimde. Çilenin ifadesine kalksam, mübalâğa ölü doğar dudağımdan. Kelimeler tefritte çoğalırken ifratta can verir bütün mânâlar. Ancak yine de yazının bedenine ihtiyacım var. Ruh, kara mürekkebin ucunda şimdi…

Keder, bütün zehirlerini sunuyor kadehime. Endişe, tüm zerrelerime varasıya dek kemiriyor hücrelerimi. Hüzünlerle örtülü gönül meclisimde sâkînin boynu bükük, peymânenin ateşi sönük…

Ne dökülen meyin lezzeti var damağımda, ne de inleyen neyin ezgisi kulağımda…

Derûnumda bütün ifâdeler tarifsiz ve bütün tarifler ifâdesiz…

Nereye baksam acı, sancı, gam…

Gün geçtikçe büyüyor kavgam. Âh ne yapsam? Ne yapsam da aralasam, aslında hiç kapanmayan kapıları… “Melâle âşina bir nesil” de gelse, bilirim, benim elemime lâl kesilir dilleri

Bilirim, ben yine kendimleyim. Gönül âyinemde kendimi seyrettim de, ahvâlim nihâyetinde tek kelime: Çile! Şimdi dolansam kırk zeytin ve bir testi su ile. Nâfile… Hani hikâyedeki gibi… Son haddine varasıya kadar suyla dolu bir bardağın üzerine konan gül yaprağı olsam. Girsem kapından. Âh ne yapsam? Ne yapsam da aralasam aslında hiç kapanmayan kapıları…

Bunca dert ve onca kasvetten sonra kapanmayan kapıların son/ucundayım. Ey bana şahdamarımdan daha yakın olan Allah’ım! Şüphesiz Sen beni benden daha iyi bilensin. İnşirâh! Koca bir okyanusum, her damlası günah kokan bir suyum. İnşirâh!..

Yûnus diyor ya: Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı Tak etti bu gönül darlığı, dilimin tokmaklarına dayandı. İnşirâh! Yâ Allah(c.c)!

Hata ettim ve nihâyet Sen’in kapına geldim. Değil mi ki Sen; “Sen’in göğsünü açıp genişletmedik mi?” diyensin. “Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?”, “Sen’in şânını yükseltmedik mi?” kelâmını işitip de bir alev gibi titrememek, bir zelzele gibi kalbi titretmemek elde mi? Sevgili…

Kelâmının her bir kelimesini kendine yâr edinen bu fakîr, kendini yalnız hissedebilir mi, ey Sevgili? Ben kendimi bıraktığımda bile beni bırakmayan ilâhî müjdeni sol yanımda taşıyorum. Yâ Mevlâ, dünyâ denen bu zindânda ancak böyle yaşıyorum. Hücremde…

Kimse bilmez; sırrı ifşâ eden kamışların sesi her ân yankılanır içimin vâdîlerinde, gül kokusu getiren sabah melteminin âsûde esintileri yayılır içimin vâdîlerine. Kimse bilmez, bu dîvâne nasıl yaşar kalp kalesinde… Dünyâ bana büyük, dünyâ bana yük…

Koca âlemi omuzlarıma, gönül âyinemi avuçlarıma koyuyor; ah yine de ağır basan ve cam kırıklarıyla parçalanan ellerimi kurtaramıyorum. Yaralarımı kendim saramıyorum. Soramıyorum sana ey her şeyimi, her zerremi bilen Rabbim(c.c)!…

Ancak yine de bir cevap buluyorum kelâmında: “Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” “Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” “Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.” Ne olur, kuşat fikrimi hikmetinle.

Ne olur, donat gönlümü muhabbetinle. Ve gayret…

Bir işi bitirip diğerine koyulmam için bana gayret ihsan et, ne olur…

Hayretimle geldim aslında hiç kapanmayan kapıların önüne. Kalbimi ve beynimi, hissimi ve fikrimi…

Sîretimi, sûretimi

Benliğimi, kimliğimi eritip de geldim kapına. İnşirâh! Kapına geldim. Bir alev topu gibi yana yana geldim. Sana geldim. “Ancak Rabbine yönel ve yalvar.” diyen Sen değil miydin?

Nihâyet Sana yöneldim. İnşirâh! Yâ Allah(c.c)!!

Gönül ferahı istesem de, gönül refahı dilesem de bezm-i elestten bilirim güle kan, bülbüle figan düşüren hisseyi. Âşık ve maşûk ayırmaksızın herkese; «Belâ!» dedirten o suâli… “Elestü bi-Rabbikum?” (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?)” “Belî…”

Bundan gayrısını kabul etmez lügatim ve bundan başkasına dönmez dilim. İllâ belâ…

Dünyâ sayfasında önüme bir mürekkep karalığıyla dökülen her belâ, süveydâ gibi, mücellâ bir ayna gibi durur sol yanımda. Sol yanım şerha şerha, elif elif…

Ve o kadar muhtaç ki genişletip ferahlatmana… Yâ Allah(c.c)!!

Biliyorum vebâlim çok. Anlatmaya mecâlim yok. Adının ezelî ve ebedî hürmetine bir âh çeksem yetecek hâlimin ifâdesine: Âh! İnşirâh! Yâ Allah(c.c)!!..

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge, Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı! diyen Fuzûlî kadar, Kimsesiz bir kimse yok her kimsenin var kimsesi, Kimsesiz kaldım meded ey Kimsesizler Kimsesi! diyen Avnî kadar kimsesizim cihan denen zindanda.

Yâ Velî!..

Bir tek Sen varsın. Varsın ateşin bütün bedenimi sarsın. Sen bana iki dünyâda tek yârsın. Bu hakîr, bu fakîr ne yapsın da adım atsın râhına.

Bunca dert, kasvet ve kederden sonra muhtacım inşirâhına. Yâ Allah(c.c)!…

İnşirâh! İnşirâh!

Selam ve Dua ile…

Berat Gecesi Duası

Posted in DUALAR etiketler ile on Ağustos 4, 2009 by islamasevgi

“Bismillâhirrahmanirrahim. Eûzu bi-afvike min ikâbike ve eûzu bi-ridâke min sahatike ve eûzu bike minke celle vechuke lâ-uhsî senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike.”

Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:

“Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.”

İnşallah bu mübarek geceyi hayırla geçirenlerden oluruz..
Dualarda buluşmak ümidiyle..

Güzel Bir Dua

Posted in DUALAR etiketler ile on Ağustos 4, 2009 by islamasevgi

Gurbetimde dostum,
Kederli halimde ferahlatansın
Ey Rabbim!

Sen şaşkınlığımda bana yol göster
Sen kalbimin hem Tabibi, hem Sevgilisisin
Ey Allah’ım!

Ben senin kulunum

Biliyorum hakkımdaki hükmün imzadan geçmiştir
Ve hükmün adalettir.

Ya Rabbi
Beni affet!!!

Amin.

Dua…

Posted in DUALAR on Ağustos 3, 2009 by islamasevgi

267014-main_Full

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Biz her seferinde SENi unutsakta,biliyoruz ve hissediyoruz ki SEN hiçbir zaman bizi unutmadın!
Bazen oluyor ki geç hatırlıyoruz SENi…

Kafamızı duvarlara vurunca, herşey geç kalmaya yakınken,yanımızdaki herkesin,hatta kendinin bile kendine yetersiz kaldığı zaman sadece SENSİN aslında bana yâr olan dediğim zaman.

Allah’ım AMENTÜ esaslarıyla açıyorum yüreğimi…
SANA ve RASÛLÜNE!..

Beni bana bırakmamanın büyüklüğünü yaşayarak…
Allah’ım hani sen diyorsun ya:
BİR KULUM BANA DUA ETMEZSE, BANA CEFA ETMİŞ OLUR.AMA EĞER DUA EDER DE, BEN ONUN DUASINI KABUL ETMEZ İSEM BEN ONA CEFA ETMİŞ OLURUM. Kİ BEN KULUMA HİÇ CEFA ETMEM!..

Hep bunun arkasına sığınarak açıyorum ellerimi ve yüreğimi sana doğru.
Buradaki merhametin kollarına atarak kendimi seccadeye,kapanıyorum her seferinde…

Senin verdiklerini sonuna kadar hakkıyla yaşamak istiyorum!..
SENi sevmek nedir?…
SEN de yok olmak nedir?..
Öğret ve yaşat…

Verdiğin musibetlere karşı dik durabilmeyi, acizliğimi yaşayarak nasip et Allah’ım…
SENden başkasını gönlümden al.
SENi incitecek her davranıştan beni uzak tut!
Beni KUR’AN’A MAHKUM,KUR’AN’I bana HÂKİM kıl RABBİM!…

AMİN