
“Gül ateş, gülbün ateş, gülşen ateş, cuybar ateş
Semender-tıynetan-ı aşka bestir lâlezar ateş”
Şeyh Gâlib
(Gül ateş, gül fidanı ateş, gül bahçesi ateş, ırmak ateş… Aşkın semender yaratılışlılarına lâle bahçesi olarak ateş yeter.)
Şeyh Gâlib
Ateş yakar, ateş temizler, ateş pişirir ve ateş, ısıttığı gibi aydınlatır da. Güneş de böyledir. Ateş ürkütür bizi. Sobayı yakarken, ocaktan yemek alırken, ateşle her temasımızda, analarımızın ‘Yakma Allah’ım!’ içli duasının samimiyetiyle büyüdük. Bugün de ateşten Rabb’ime sığınırken annemin sığınışının arkasına sığınırım.
‘Ateş’ kelimesinden dikkat sinyali almışız kadîm zamandan beri. Birileri makam mansıp teklif edecek olsa, veya talebinde bulunsa, ‘Aman! Ateşten gömlektir!’ alarmını alırız. Sonra girişilen işin ne denli tehlikeli oluşunu, ‘Ateşle oynama!’ uyarısıyla elimizi ateşten çekme çabukluğunda anlarız. Eşyanın, resmî evrakın ehemmiyeti de yıllar yılı, ‘ateş’ merkezli kelime grubuyla vurgulanmış:
‘Yangında ilk kurtarılacaklar!’ Ya bizim ilk kurtarılacaklarımız neler? Evlâtlarımız mı? Nefsimiz mi? Neslimiz mi? Topyekûn insanlık mı? Fikirlerimiz mi? Amellerimiz mi? Geleceğimiz mi? Veya daha doğrusu kurtarılma endişemiz olmayan neyimiz var?
Hak dostu; ‘Hamdım, yandım, piştim!’ diyor. Ateş pişmeye vesiledir. Ateş; hamları olgunlaştırma, cevheri saflaştırma, insanı günahlardan arındırma vesilesidir. Yanmak, kirlerden temizlenme vesilesidir.
Bir dostum; ‘Cehennem de cevheri saflaştırmak hedeflidir aslında.’ diyor. İnsan potası yani… Hamlar, çiğler cennete ehil değildirler. Ya burada yanacak, pişeceksin veya… Semender yaratılışlı olmak, ateşte yanmamak demekmiş. Balığın suda boğulmadığı gibi, semender de ateşte yanmazmış. Bugün semender olarak bilinen hayvan gerçekten ateşte yanmaz mı bilinmez; ama böyle bir mantık var.
Yanık bir ses, cami kürsüsünden çığlık olup; ‘Yananlar yanmaz ki, kurban edilmiş kurban, kurban olmaz ki..’ diyordu.
Yanmamak için yanmak, semender kesilip ateşe girmek. Yanmaktan korkulacak mekânın sakini olmamak için yanmak. Özünde cevher olmayanı potaya koymanın esprisi nedir?
Potada posa ayıklanınca, özünde cevher olmayandan elde ne kalır? ‘Ateşten uzak tutun.’ demek kolay. Yanmış yürekler serinlesin diye su takdim edilen testi de, ‘piştim’ dedi. Hani ateşe vurgunsak diyorum.
İlle cevher değilsek bile serinletmeyi vazife bilmiş testi olmak, testiler bulmak için de yanmak! Yanmak!
Yüreğimizden yanmamak için, yanmak!
Yaşar Karayunusoğlu
Sevgiyle Kalınız İnşaAllah…