Mart, 2008 için arşiv

ADIMIZ AŞIK KONSUN…..

Posted in İslami yazılar on Mart 24, 2008 by islamasevgi

yregim6nk7.jpg

Dinle beni yüreğim…
sadece ve sessizce dinle….
ve selam et yüreğim…
sevdaya aşka dair ne varsa hepsine selam et. ……..

Bir yalvarışla çıkmıştık yola biz…bir haykırışla…umutlarımızı anlatmıştık susayan gönüllere…..
biz sevdanın esiriydik yüreğim….
biz aşk askeriydik…

Şimdi bir köşede bükükse boynumuz…
ağlıyosak hala,incilmişsek yine toparlanma zamanı yüreğim….
bu yolda acının adını GÜL koyduk biz….
zehirin adını BAL koyduk biz….itselerde, herkesi DOST bildik biz….
bilelim yüreğim hep böyle bilelim biz…

Dertlere siper olma zamanı,gönüllerde sevda olma zamanı..yüreğim kışın bahar olma zamanı….hadi bir umut yine…
kalkalım ayağa..hadi silelim gözyaşlarımızı…kimse görmesin bilmesin ağladığımızı…dostumuz olan geceyi bekleyelim yüreğim….vede bizi yalnız bırakmayan yıldızlarımızı..
onları dost seçtik biz kendimize…çünkü hem çok uzaktırlar hemde çok yakındırlar…vede ışıklarıyla geceyi ne güzel aydınlatırlar…
örtsün yüreğim gece bütün yaralarımızı….saklasın bizim gözyaşlarımızı…..elimizi kaldırdık ya semaya biz….UNUTMA yüreğim biz istedik AŞIK olmayı RABBİMİZDEN…
biz istedik dertleri can-ı gönülden…gelsin dedik…
sevginin fedakarlığı olacakdı elbet….

Yüreğim AŞIKLAR için burası sadece bir gölgelikti..yani okadar kısaydı..O yüzden AŞIKLAR buraya hiç kıymet vermediler….kimseyi incitmediler..
değmezdiki zaten bir gölgelikdi bura onlar için…onların yurdu AŞIKLAR DİYARIYDI…..ne kadar uzağız dimi yüreğim oraya..gayret yüreğim…
gayret ve az sabret yüreğim….kapı kapı dolaşma zamanı şimdi…sevginin sahibini anlatmak için…kovulsakda anlatma zamanı yüreğim aşkın sahibini tanıtmak için…
anlatalım haykıralım ve yanalım yüreğim…nereye gidiyor bu insanlar diye….
ağlayalım yüreğim ağlayalım…bize sevgiyi öğretmişti RABBİM….sevgiyi tanımamız için bize anne baba eş dost göndermişti…..ama bunlar araçtı yüreğim…
basamak basamak HAKKA ulaşmak için….sevmekti yüreğim sadece onun için….

Hüzün mevsiminde dökülen yaprak gibiyiz….savrulduk heryere..kaybettik benliğimizi..unuttuk nerden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi….ve şimdi yüreğim….
hatırlama ve hatırlatma zamanı…gözler sahtelikleri gördü hep..eller sahteye uzandı hep…kaç el yetim başını okşuyor yüreğim…
kaç el bir gözyaşı siliyor….oysaki bu eller bize yüreklere dokunmak için verilmişti…ve kaçımız şimdi gerçekleri görüyor..kaçımız işine geleni görüyor….
oysa yüreğim bu gözler hakkı görmek için verilmemişmiydi…..
ve kaçımızın kulağında sevgi sözcükleri çınlıyor….kaçımız iyi şeyler duyuyoruz..oysa bunların hepsi bize bir duyguyu büsbütün yaşamak için verilmişti….
AŞK…
işte ozaman göz onu görürdü,kulak onu duyardı,ayak ona varırdı,el ona uzanırdı……

Hasret yükünü sırtlayarak çok yollar aldık…gözyaşlarımızı gönlümüze akıttık…
ve yüreğim senle beraber kanadak,acıtıldık,incitildik,itildik……varsın yapsınlar yüreğim….
biz burda kalıcı değiliz…varsın yapsınlar yüreğim biz lanet edici değiliz….her şeyi gören her şeyi görüyo yüreğim…

sen üzülme…mahzun olma….

Umut hayalimiz olsun..sevdamız sermayemiz olsun…gözlerimiz ışığımız olsun…
sözümüz özümüz olsun…halimiz aşkımız olsun…
benliğimiz HAK ESİRİ olsun…..
güneşimiz rüyamız olsun….ve bir gün öldüğümüzde

ADIMIZ AŞIK KONSUN…..
hep diyorum ve hep diyeceğim yüreğim sanma AŞK kolay değildir….
AŞIKLAR DİYARINA varmak kolay değildir…bedelde herşeyi ister….
AŞIKLAR kendilerini düşünmezlerdi kendileri yoktiki zaten onlar hiç buraya ait olmadılar ki….
onların yaşadığı acıları yaşamadan bu yolda sana yol yok yüreğim..yol yok…..

ve yüreğim yine gitme zamanı….
dönmeni bekleyen biri var dönecekmisin tekrar …..
umut et dua et yüreğim kavuşacaksın o eski yüreğine yüreğinin eşine ……

Hak_yol’dan alıntı.Rabbim cümlemize onunki gibi bir güzel gönül nasip etsin inşaAllah…

Sevgiyle kalın İnşaAllah…

Muhammed(s.a.v) benim Efendim…

Posted in Peygamberimize Şiirler,Mektuplar on Mart 24, 2008 by islamasevgi

lglsz5wv5.jpg 

Bütün çiçeklerin içinde bir çiçek (gül), bütün taşların içinde bir taş (yakut), bütün insanlar içinde bir insan (peygamber) o.

Şairin dediği gibi,

Muhammedün beşerün lâ ke’l-beşer/Bel hüve yâkâtün beyne’l-hacer (Muhammed elbette beşerdir, ama sıradan bir beşer gibi değildir. Belki taşlar arasında yakut ne ise, insanlar arasında Muhammed de odur.)  

Sevginin damıtılmış, süzülmüş, rafine muhatabı olarak sevilen (maşuk), estetik sevgi imbiğinden geçirilip Müslümanların kalbine süzülen aşk (Muhammed).      Neler söylenmedi onun hakkında, neler yazılmadı. Yazmakla bitirilemedi ve bitirilemeyecektir de. Bütün söz ustaları kalemleri ellerine aldılar, adına na’t dediler onu anlattılar; tazarru dediler, ona iltica ettiler. Siyer dediler hayatını söylediler, şemail dediler vasıflarını sayıp döktüler. Hilye yazdılar yakınlıklarını ifade için, mi’raciye dizdiler şanını tebcil için. Adına gül dediler ve besteler yaptılar gül terennümünde, ilahiler söylediler gül deminde. Na’tî diye mahlas kullandılar, divanlar doldurdular; adını anarak başladılar mesnevilere bir bakışına mazhar olmak için. Aherli kağıtlara döküldü bin bir harf düz ve eğik, Rasul’ü yazmak için yarıştı gubari ile şikeste ta’lik.

Hamdullah’tan Hâmid’e harf başına Muhammed diye yazdı divitler; Levnî’den Osman’a tel tel renk verdi maviler ve çivitler. Onun içindir ki ne yana baksa Rasul’den bir iz görür gözler, ne yöne dönse Rasul’ü özler, geceler ve gündüzler.

Eşya ve varlık Rasul için vardır ve Rasul, elbette eşya ve varlık kadardır. Bir milyon adı varsa aşkın, bir eksiğiyle hep Rasul’ün gül yanağından alır ilhamını. Kağıt, kalem ve kitap…

Söz, kelam ve hitap…

Kimiler gül deyip ömür boyu gülerler; kimiler gül deyince gül uğruna ölürler. Muhammed, benim Efendim.     

Efendim’i anlatmayan dil ne söyler ki efsaneden başka!.. Muhammed harflerinden Muhammed söylemeyen kelimeler gerçeği olmayan isimlerden öte nedir ki?!..

Gülün kokusunu taşıyan bilgi canda ışık; ama bir gül destesi götürmeyen kervan bedene kuru yüktür.     

Gülünce yüzünde güller açan güzeller, yüzyıllarca bütün güzelliklerini bir tek güzellikten damıtarak yaşadıklarının farkındaydılar; yazık ki teknoloji çağında bunu kaybettiler. Oysa beşeriyet bütün zaman ve mekan boyunca onu bilememenin ve onu sevememenin ıstırabıyla kıvrandı ve büyük hakikat şu ki başını nereye vursa o Efendiler Efendisi’ne sığınmaktan başka kurtuluş bulamayacak, Efendim’i örnek almadıkça ete kemiğe bürünmüş feryadından kurtulamayacak.

Eller nakış nakış, desen desen Muhammed’i dokudukça, kağıtlar renk renk, deste deste Muhammed’i okudukça ancak kurtulacak beşeriyet.

Onun gül damlası terinin ıtırlarında bülbüller yaşar aşk ile, ve aşk ile yanağının rengine pervaneler düşer.

Çünkü kimin eline değerse bir gül, elleri gül kokar onun. “Eğer Elçi’nin vasıflarının şerhini devamlı, durmadan söylesem, yüzlerce kıyamet geçer de o yine bitmez.” der Mevlana.

Lisan ve kalem onu hakkıyla anlatamaz, bunu herkes bilir. Bu yüzden biz haddimizi elbette bilecek ve Zekâî Mustafa Dede’den ariyet bir beyit ile ona iltica edeceğiz:  

Garîk-i bahr-i isyânem şefâat yâ Rasûlallah

Esîr-i nefs-i nâdânem şefâat yâ Rasûlallah  

Elbette hasretini terennümdür kasdımız Efendimizin, cür’etimiz ise içimizin yanışından.

Varlığa o iken sebep, hayalinden ya fikrinden, hiç olmazsa adının zikrinden nasıl duralım ayrı.

Sevgiyle Kalın İnşaAllah…

Çünkü TEBESSÜM SADAKADIR..

Posted in İslami yazılar on Mart 24, 2008 by islamasevgi

tebessum_9579584002.jpg

Ne kaybettirir ki bir tebessüm.Ya da zaman kaybına uğratır mı kişiyi?HAYIR hatta ASLA.

Peki neden bazılarımız bozuk bir yüzle dolaşmakta bu kadar inatçı?Çünkü kaybetmeye alışkın tipler onlar.Gülmezler,güleryüz görmezler,kızarlar,kızdırırlar,severler aslında ama belli etmezler(ne zaman belli edeceklerse),sevilmezler vs…vs… Aslında bir bilseler tebessüm ettiklerinde neleri elde edeceklerini,hangi kalbi kazanacaklarını ,kendilerine gelecek olan güveni…Aldanırlar hep.

“TEBESSÜM SADAKADIR”der alemlere rahmet Peygamber Efendimiz(asm).Korur bizi tüm kötülüklerden.

Allah’ın rızasını kazanmak için bir yol,

Annemizi mutlu edebilmek için bir hal,

Babamızın en dertli gününde moral,

Arkadaşımızın gözyaşında dostluk,

Alışverişte ticaret,

Güne güzel başlamak için bir renk,

Hastaya sağlık….

Herşeyin 2.başlangıdır tebessüm BESMELE’den sonra.

İşte sırf bunun için …

Hayatımızı ahiretle birleştirmek için tebessümün bir köprü olduğunu düşünerek…

Yürekten tebessüm edelim.

Karşılık beklemeden.

Çünkü TEBESSÜM SADAKADIR..

Sevgiyle kalın inşaallah…

Vera…

Posted in İslami yazılar on Mart 21, 2008 by islamasevgi

66mf.jpg

Takvâ, sakınma, korunma, günahtan hassasiyetle kaçma ve korkma, haramlar bir tarafa, şüpheli olan şeylerden, mâlâyânî ve boş şeylerden uzak kalma.

Vera’, kısaca “dînî hükümlere riayette titizlik” manasına gelir.Vera’, hayırlı ve övgüye değer amellere sarılıp, geçici dünya hevesi peşinde koşmayı terketmeyi gerektirir.

Yine vera’, emredilen ve nehyedilen bütün dinî hükümleri teferruatı ve incelikleriyle tatbik etmeyi gerektirir. Bunun gereği olarak, ağızdan giren ve çıkanın Allah ve Rasûlünün sevdiği şeyler olmasına dikkat etmek, günaha düşmekten ve harama bulaşmaktan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak durmak, zerre kadar da olsa kimsenin hakkını üzerine geçirmemek vera’dır.

Hz. Ebû Bekir (r.a), “Bir nevi harama düşeriz korkusuyla yetmiş çeşit helâli terkey-ledik” sözüyle vera’ örneği sergilemiştir.Gereksiz şeyleri terketmek demek olan “mâlâyânî”yi terketmek de vera’ cümlesindedir.

Zaten Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadîsinde, kişinin lüzumsuz şeyleri terketmesinin o kişinin İslâmî güzelliği gereği, bir başka deyişle İslâmî iyi anlayıp uyguladığının delili olduğunu söylemiştir (Tirmizî, Zühd, 11; İbn Mâce, Fiten, 12).Haramda vera’ (kaçınmak) dindarlıktır. Lakin bunun da dereceleri vardır.

Gazâlî vera’nın dört derecesi olduğunu söyler:

1- Haram olan şeylerden kaçınmak,

2- Şüpheli şeylere karşı korunmak (ki bu salihlerin vera’ıdır);

3- Harama sebep olması ihtimalini düşünerek helalî terketmek (ki bu muttakilerin vera’ıdır).

4- Her ne kadar kendini harama düşürmeyecekse de, Allah’a yakınlığının artmayacak şekilde ömrünün bir kısmının boşa geçeceği korkusundan dolayı, bütün mevcudiyetiyle Allah’a teveccüh edip, Allah’ın dışında her şeyden yüz çevirmek (ki bu da sıddıkların vera’ıdır) (Gazali, İhya, I, 25, II, 95).

Vera’nın en düşük seviyesi Allah’ın nehyettiklerinden sakınmak, en yüksek seviyesi de Allah’ı zikirden alıkoyacak her şeyden kaçınmaktır.

Şurasını belirtmekte yarar vardır ki sûfiler, mübah olmadığı konusunda en küçük şüphe bulunan hususlardan da haramdan kaçınır gibi kaçınırlar; şüpheli şeylere girmenin kendilerini harama sürükleyeceğinden endişe ederler.

Ayrıca helal ve mübah olduğu kesinlikle bilinen şeylerin ihtiyaç ve zaruret miktarından fazla olan kısmını da terkederler. Bu konudaki fikir ve davranışları herkes için değil kendileri gibi olmak isteyenler için örnektir.

Yoksa Allah’ın helâl kıldığı şeyleri, mubahları haram kılmak hiçbir kimsenin haddi değildir ve tehlikelidir.Vera’ ile zühd arasındaki fark, vera’ şüpheli şeyleri, zühd ise ihtiyaç fazlasını terketmektir.

Vera’yı takva kargılığı alanlar olsa da vera’, takvanın ileri bir merhalesidir. Vera’nın sevabı ve neticesi, âhirette hesabın hafif olmasını sağlar.

Sevgiyle kalın inşaallah…

Cumanız Mübarek Olsun…

Posted in İslami yazılar on Mart 21, 2008 by islamasevgi

1lpk8.jpg

Her Abdest bir Yemindir…

Posted in İslami yazılar on Mart 21, 2008 by islamasevgi

abdest.jpg 

 Unutmayın Kİ; Her Abdest Bİr Yemindir aslında…Bu Eller bir daha Harama günaha Uzanmayacak!

Bu ağız Harama açılmayacak!

Bu dil bir daha kötüyü söylemeyecek, iftira etmeyecek, yalan söylemeyecek,dedikodu yapmayacak!

Bu burun yeni arzuların peşinde koşmayacak!

Bu Kollar Harama sarılmayacak!

Bu gözler Harama bakmayacak!

Bu beyin kötüyü Planlamayacak!

Bu Kulaklar harami duymayacak!

Bu Ayaklar Harama Adim Atmayacak!

söz veriyorum Allah’ım!

Evet itiraf ediyorum bunları yaptım,affet!

Temizle, arıt beni, Sen temizlemezsen Ben temizlenemem!

Bana Yardim Et, Beni Temizle , Beni Arıt!

Her Abdest Bu Anlama gelir

Ya da gelmeli

Farkında mıyız?

Abdest mi alıyoruz?

Yoksa El yüz mü yıkıyoruz?

Abdest Ruhumuzda Beynimizde böyle Algılanıyor mu?

Yankılanıyor mu?

Eğer Abdest böyle Alınmışsa Uzakta Değil Hemen evinizin önünde,

Çok yakınınızda, hatta evinizin içinde

İstediğinizde Hemen bulabileceğiniz

Arıtıcı, Temizleyici, durulayıcı Bir Nehir bulursunuz

Böyle bir nehirde günde beş kez yıkananda

Kirden,Günahtan Eser kalır mı?

Alıntı.

Kandiliniz Mübarek Olsun…

Posted in İslami yazılar on Mart 19, 2008 by islamasevgi

2103907670097042347cdimzv6.jpg

HER TOMURCUK YENI BIR GÜLÜN,HER GÜL YENI BIR BAHARIN,HER KANDİL YENI RAHMETLERİN HABERCİSİDİR.RAHMET VE MAGRİFET DOLU KANDİL GECİRMENİZİ DİLERİM.

İslamaSevgi

Salavat…

Posted in İslami yazılar on Mart 19, 2008 by islamasevgi

22501181714a30bf207docq4.jpg

Özledim Seni Ya Nebi

Posted in Videolarımız on Mart 18, 2008 by islamasevgi

Sen Yürüyeceksin…(Bismillah de…)

Posted in İslami yazılar on Mart 14, 2008 by islamasevgi

Sen ağlayacaksın,belki horlanacaksın, belki dışlanacaksın ama, sen yürüyeceksin..

Kimi zaman nefsin karşına çıkacak,kimi zaman çevren, kimi zaman ailen, kimi zaman gücü elinde tutanlar.. Ama sen yürüyeceksin.

Belki anlamak istemeyecekler seni Belki anlamazlıktan gelecekler Belki gülecekler, belki küçümseyecekler ama, sen Allaha dayanacak ve yürüyeceksin

Belki güvendiğin dağlara kar yağacak, belki belki tuttuğun dallar kopuverecek ama sen Rabbine güvenip yürüyeceksin.

Belki sürüleceksin, belki taşlanacaksın,belki dışlancaksın, belki yalnız bırakılacaksın ama sen Rabbinin birlikteliğini bilip yürüyeceksin&

Kimi zaman düşeceksin,kimi zaman çelme atacaklar ayağına, kimi zaman set çekecekler,yorulacaksın kimi zaman fakat, yoluyun yüceliğini bilecek, bismillah diyecek ve yürüyeceksin.

Kırılacaksın belki, kıracaklar kimi zaman seni,için belki kan ağlayacak ama sen hasbiyAllah diyecek ve yürüyeceksin.

Duranlar olacak, yolu terk edenler, belki yoldan çıkanlar, belki yolda saraylar yapanlar, belki geri dönenler ama sen yürüyeceksin.

Ağlayacaksın belki, belki ağlatacaklar seni ama sen gözyaşını azığın yapıp yürüyeceksin.

Belki kıymetin bilinmeyecek, belki kadir kıymet bilmezler kıymet bilmeyecek, belki halin sorulmayacak, belki vefasızlar seni unutacak ama, sen ev vefalı dostun yolunda yürüyeceksin.

Eğilenler olacak, belki yolu satanlar ama, sen dimdik yürüyeceksin.

Yolda yalnızım sanma, yürüdüğün yollu sakın başa kakma bil ki bu yolun yolcularının dostu Allahtır.

Bismillah de,

hasbiyAllah de ve yürümene devam et.

Elbette ulaştırılacaksın varılması gereken yere bir gün…