Yüz Yıllık Kaza Namazınız Olsa Bile çaresi var

2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif

Aslında namazın kazasından çok edasıyla meşgul olmak gerekir. “Namazımızı her yerde, her zaman, tüm engelleri aşarak, hakkıyla nasıl kılabiliriz?” sorusuna cevap vermek için seferber olmalıyız.

Ancak geçmiş namazların kazasının kılınması iki açıdan çok önemli:

Birincisi, henüz namaz kılmayanlar, “Zaten birçok kazam var. Namaza başlasam bile onları bitirmem çok zor” düşüncesiyle bir türlü beş vakit namaza başlayamıyor.

İkincisi, namaz kılanların geçmiş kaza borçları yıllardır bitmeyince şevkleri kırılıyor, namazdaki huşu ve zevki hissedemiyorlar.
 

Ayrıca kaza namazları kılarken şu hususlara dikkat ederseniz, inşallah daha kısa zamanda bitirebilirsiniz:

  • Öncelikle Rabbinize olan namaz borcunu bitirmek için şevkli ve gayretli olun. Kaza namazı borcunuz yüz yıl bile olsa ümidinizi kırmayın. Yeter ki, tövbe edip bundan sonraki namazlarınızı hassasiyetle kılın, kazalara başlayın ve zamanınızı iyi değerlendirip borçlu gitmemek için çırpının. Böylesi bir ihlâs ve gayret olursa, inşallah Rabbimizin rahmet ve mağfireti sizi kuşatacaktır. Söz gelişi, yüz yaşında namaza başlayan ve geçmişi için usûlünce tövbe ederek bir günlük eda ve bir günlük kaza kıldıktan sonra vefat eden birisi bile Rabbimizin af ve mağfiretine uğrayabilir.
  • Namazları eda ederken zaman ve imkân müsaitse uzun sureler okumak daha faziletlidir. Ancak kaza namazlarında esas olan borcumuzu en kısa zamanda ödemek olduğu için hep kısa sureler okuyabilirsiniz. Hatta tüm kazalarınızda Fatiha’dan sonra sadece Kevser ve İhlâs surelerini okumanız bile mümkündür.
  • Kaza namazlarında büyük bir hassasiyetle ve ısrarla üzerinde duracağımız husus, namazın öncelikle farzlarını ve vaciplerini yerine getirmektir. Bunun dışında, meselâ Tahiyyattan sonra Allahümme Salli ve Barik, Rabbenâ Âtina ve benzer duaları okumadan selam verebilirsiniz. Böylece kazandığınız zamanı, daha fazla kaza namazı kılmaya harcayabilirsiniz.
  • Eski çağlarda namaza büyük önem verilir, kazaya bırakmamak için her şey yapılırdı. Bununla birlikte elde olmayan sebepler yüzünden yılda veya ömürde birkaç kez namaz kazaya kalmışsa, büyük üzüntü duyulur, gözyaşıyla tövbe edilir, kazası kılınırken de sanki eda kılıyormuş gibi ezan okunur, kaamet getirilir, kaçırılan sevabı elde edebilmek için sünnet ve âdâba dair en küçük ayrıntılara bile dikkat edilirdi. Fakat siz yıllarca sürecek kaza namazlarını daha kısa sürede kılabilmek için ezan ve kaameti de terk edebilirsiniz.
  • Bilhassa namazlardan sonraki dualarınızda, “Allah’ım, hukukullahı ve hukuk-u ibadı hakkıyla ifa etmeden canımı alma. Ölmeden önce kaza namazlarımı tamamlamayı nasip et” diye dua edin. İnşallah Rabbim bu duayı kabul eder, Allah’a ve kullara ait hakları yerine getirme fırsatı verir. Dua tamamen kabul olmasa bile, sizin samimiyetinizi gösteren bir belgedir. İnşallah Rabbimiz hesap gününde, “Bu kulumun ömrü olsaydı kılıp bitirecekti” diyerek rahmet ve mağfiretle muamele eder.
  • Yıllardır namaz kılmadığınız için hem namazın sevabından mahrum oldunuz, hem de günah kazandınız. Peygamberimiz (a.s.m.), günahlardan kurtulmanın çaresini gösterirken, salih amelleri arttırma tavsiyesinde bulunmuştur. Siz de, madem ki geçmişi kazaya, bugünü edaya başladınız; namazlarınızı hakkıyla ve huşu içinde kılmaya, namazı başkalarına anlatıp teşvik etmeye çalışın. Bir iyiliğe vesile olan onu yapmış gibi sevap aldığına göre, namaza başlamasına vesile olduğunuz kişilerden dolayı siz de namaz sevabı alacaksınız.
  • Geçmiş günahlarınıza kefaret olması için namazla birlikte diğer salih amellere de büyük özen gösterin. Meselâ, yerine getirme şartlarını taşıyorsanız, oruç, zekât, hac gibi farzlara sarılın, dinî hizmetlere omuz verin, sadaka ve benzeri hayır hizmetlerine koşun. Ta ki, bu iyilikler geçmişteki ihmalinizi telâfi etsin.

Bu tavsiyelerimize uyarak, kaza namazlarınızı daha kısa zamanda bitirmeniz ve şevkle kılmanız mümkündür. Söz gelişi, her namazdan sonra aynı vaktin bir kazasını kılıyorsanız, iki veya üç kılabilirsiniz.

Maksadımız, kaza namazlarını baştan savma kılmak değildir. Namaz için gerekli olan bütün şartları ve huşuu elbette ihmal etmeyeceksiniz; sadece en kısa zamanda farz borcundan kurtulmak için zaman kazanmış olacaksınız.

Cemil Tokpınar

2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif2d0b1wk.gif

Patronu Ondan Memnun…

52d9ee56c76ayo8.jpg

“Ateş bizim Rabbimiz” diye inanan ,iki mecusi kardeştirler.

Bir gün inançlarını denerler. Ateşe bakarak ”Bu gerçekten bizim Rabbimizse bizi yakmaz”.

Ellerini ateşe sokarlar…
Elleri yanar…

İnaçlarıda elleriyle beraber…


Kardeşlerden biri camide mü’ minleri namaz kılarken görür.
İşçi-patron, fakir- zengin, alim- cahil, amir- memur, yan yana durmaktadır. Etkilenir,iman eder.
Sonra yeni inancını eşiyle de paylaşır ve eşi de müslüman olur.
Fakat dinini değiştirdiğini öğrenen mecusi patronu onu işten çıkarır.
Yeni mü’minin sıkıntılı sınav günleri başlar… O, rabbine tevekkül eder.Bütün gün iş arar, namaz vakitlerinde ise camiye koşar ellerini açar dua dua yalvarır:
Rabbim” der “Çoluk çocuğumuzun helal ve selametli olarak ver”.

Birinci günün sonunda eve elleri boş dönmüştür.Eşine karşı mahcuptur.”Patron” der “erken çıktı. Yevmiyeyi alamadım. Yarına kaldı. Bu gecelik eldekilerle idare edelim”. Evdeki yemek – ekmek kırıntılarını bir araya toplarlar. Yarım yamalak çocuklarını doyurur, onlar aç yatarlar.
İkinci gün de aynı şekilde geçer. Bütün kapılar yüzüne kapanmaktadır. Yeni mü’ min ise bunun ciddi bir sınav olduğunun farkındadır… Yine her namazından sonra duaya durur, yalvarır…
“Rabbim beni bu sınavdan, Senin rızanı kazanmış olarak çıkar. Ve çoluk çocuğuma katından temiz, helal bir rızık indir.”
Hiçbir şey olmaz. Akşam eve dönerken bir lokantanın çöplerini karıştırır… Orada bulduğu yemek artıklarını yanına alır. Eşine yine aynı mazereti söyler:
“Patron” der “bu günde erken çıktı. Yevmiyeyi alamadım. Yine yarına kaldı.”
“Bu günlük de çocuklara şu yemek artıklarını yedirelim.”

Üçüncü gün olur.Her şey yine aynıdır.Bütün kapılar yüzüne kapanmakta, fakat yeni mü’ minin isyan düşüncesinin hayalinden bile uzak, bütün gönlüyle rabbine yönelmektedir.

Ve akşam olur.
Hüzünlüdür.Evin yolunu tutar.Eşine aynı mazereti söyleyemeyeceğini, artık bunun inandırıcı olmayacağını düşünür. Aklına gelen başka bir şeyde yoktur, ne yapacaktır?

Bilinmez…
 

Fakat: evdeki hava yeni mü’ mini şaşırtır. Mutfakta tencereler kaynamaktadır. Kiler ağzına kadar erzakla dolmuştur.Eşinin ve çocuklarının üzerinde yeni elbiseler vardır…

Şaşkınlıkla sorar.

Eşi boynuna sarılarak cevaplar.
“Bu gün eve bir adam geldi. Kocaman bir kese altın getirdi.
Birde mesaj…
Yeni patronundan sana. Dedi ki

“Patronu ondan çok memnunmuş, aynı şekilde devam etsin”

Yani Rabbimiz memnun olduktan sonra bütün dünya memnun olmasa ne yazar… Bütün kapılar yüzümüze kapansa ne yazar…

Dua ile kalınız inşallah…