Peygamber Efendimizin Soyağacı

 

Babası Abdullah , Annesi Amine Hatundur.

ZEVCELERİ;

Hatice ,Aişe ,Hafsa, Zeynep binti Caşh , Ümmü Seleme , Safiyye , Ümmü Habibe, Meymune , Sevde ve Cüveyriye (r a)

CARİYELERİ;

 Mariye , oğlu İbrahim in annesi , Reyhane , Zeyneb Binti Caşhın bağışladığı bir cariye , bir savaştan Ona düşen güzel bir cariye.

ÇOCUKLARI;

 Kasım , Zeynep , Rukiye, Ümmü Gülsüm , Fatıma , Abdullah ve İbrahim , ( İbrahim hariç hepsi Hz Hatice r a nındır.

AMCALARI;

Hz Hamza , Abbas , Ebu Talib , (adı Abdü menaftır) Ebu Leheb (adı Abdüluzza dır) Zubeyr, Abdulkabe , Muvakım , Dırar , Kusem , Muğıre , (lakabı : Haceldir ) Gaydak (adı Musabdır _ Nevfel olduğuda söylenmiştir) Avvam . { bunlardan yanalız Hamza ve Hz Abbas( r a ) Müslüman olmuştur.}[Amcalarının en yaşlısı Haris , en küçüğü Hz Abbas (r a) dır]

HALALARI ;

 Safiyye, (Zübeyr Bin Avvam’ın annesidir) Atike , Berra , Erva , Ümeyme , Ümmü Hakim el Beyza {bunlardan Safiyye ve Erva Müslüman olmuştur.}

TEYZELERİ ;

 Erva, Berre , Ümeyye , Ümmü Hakim ,

ANNEANNESİ;

Abdul Uzza kızı Berre , Berrenin annesi Esed kızı Ümmü Habib onun annesi de Avf kızı Berre dir. Böylece soy ağacı uzar gider.

BABAANNESİ;

 Amr kızı Fatma dır . Amr babası Aid , Aidin babası İmran , onun ki de Mahzundur.

 Böylece soy ağacı gider.

 

Bütün kaynakların ittifakla belirttikleri, Kâinatın Efendisinin yirminci dedesine kadar uzanan neseb silsilesi de şöyledir:


“Muhammed (a.s.m.), Abdullah, Abdülmuttalib (asıl ismi Şeybe), Hâşim, Abd-i Menâf (Muğîre), Kusay, Kilab, Mürre, Kâb, Lüeyy, Galib, Fihr (Kureyş), Mâlik, Nadr, Kinâne, Huzeyme, Müdrike (Amir), İlyas, Mudar, Nizar, Maad, Adnan.” 1
Annesinin nesebi de şöyledir: Vehb, Abdümenâf, Zühre, Kilâb, Mürre… Görüldüğü üzere her iki tarafın nesebi Kilâb’da birleşmektedir.


İşte, Fahr-i Kâinat Efendimizin büyük dedeleri bu zâtlardı. Herbirinin zürriyeti çoğalmış ve herbiri pekçok cemaatların reisi ve birçok kabile ve aşîretlerin dedesi ve babası olmuşlardır.
Ancak, ne vakit birinin iki oğlu olsa veya bir kabile iki kola ayrılsa, sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)in soyu en şerefli ve en hayırlı olan tarafta bulunur ve her asırda onun büyük dedesi kim ise, yüzünde parlayan müstesnâ nûrdan bilinirdi.

Yirminci Dededen Sonraki Neseb Çizgisi
Neseb âlimlerince, Peygamber Efendimizin yirminci dedesi olan Adnan’ın Hz. İbrâhim’in neslinden olduğu ittifakla kabul edilmektedir. Adnan ile İbrâhim (a.s.) arasında uzun bir zaman mesafesi vardır. Bir kısım neseb âlimleri arada kırk batın (göbek) bulunduğunu belirtirler. Buna göre aradaki zaman biriminin ne kadar uzun olduğunu az çok tasavvur etmek mümkündür.


Bu sebeple, Resûl-i Ekrem Efendimizin yirminci dedesi Adnan’dan Hz. İbrâhim’e kadar olan ikinci kademe neseb silsilesi, basamak basamak tesbit edilememiştir. Bazı neseb âlimleri Peygamber Efendimizin nesebini yedi, bazısı da dokuz göbekte Hz. İsmâil’e bağlarlar. Bu, haliyle arada birçok basamakların atlandığını ortaya koyar.

Adnan’dan Hz. İbrâhim’e Kadar Olan Nesep Çizgisi
Bazı âlimler, Peygamber Efendimizin, Adnan’dan Hz. İbrâhim’e kadar olan ikinci kademe neseb silsilesini şöyle sıralarlar:
Adnan, Udd (veya Udad), Mukavvim, Nahur (veya Sârih), Teyrah, Ya’rub, Yeşcub, Nabit, İsmâil (a.s.), İbrâhim (a.s.)
Ayrıca, İbn-i İshâk, bundan sonra da, Resûl-i Ekrem Efendimizin neseb silsilesini tâ Âdem’e (a.s.) kadar götürür. Ancak belirtelim ki, diğer kaynaklar bu silsile üzerinde ittifak etmiş değillerdir.

1. Sîre, 1/1-3; Tabakât, 1/55-56; Ensâbü’l-Eşraf, 1012 vd; Taberî, 2/172-180
Kainat’ ın Efendisi (ASM), Salih Suruç

Peygamberimiz’in (s.a.v.) meşhur olan dedeleri hangileridir?

Şüphesiz, Kâinâtın Efendisinin nurunu alnında bir İlâhi emânet olarak taşıyan atalarının tamamı hakkında fazla bir bilgimiz yoktur. Atalarından en çok bilgi sahibi olduklarımız ise, zaman bakımından en yakın olanlarıdır. Burada onların hayat ve şahsiyetlerine kısa bir göz atmak yerinde olacaktır.

 

Kusay


Peygamber Efendimizin, asıl ismi Zeyd olan dördüncü kuşaktaki dedesi Kusay, mühim bir şahsiyetti. Kendisinin sadece Zühre adında bir erkek kardeşi vardı.
Hz. Âdem’den beri devam edip gelen nur-u Ahmedî’yi alnında taşıma şerefi, bu iki kardeşten Kusay’a ihsan edilmişti. Büyük oğul olduğu için, âilenin reisliği vazifesi de kendisine verilmişti. Küçüklüğünden beri kabiliyetiyle dikkatleri üzerinde toplayan Kusay, büyüyünce Mekke’nin ileri gelen şahsiyetlerinden biri oldu. Teşkilâtçılığı, idareciliği, adaletli kararları ile kısa zamanda Mekke halkı arasında büyük bir itimad kazandı. Bu sebeple Mekke’nin idaresi ona verildi. Mekke’yi ilk defa mahallelere o böldü; her kabileyi, kendilerine ayırdığı mahallelere o yerleştirdi. Mekke’nin en mühim işleri onun evinde görüşülüp karara bağlanırdı. Kâbe’nin perdedarlığı, hacıların su ihtiyacının karşılanması, onların ağırlanması, savaşa giderken bayrak dikme ve Mekke meclisini idare etme gibi mühim işler, ona emânet edilmişti. Kâbe’nin karşısında ve kapısı Kâbe’ye bakan ilk ev onun için inşâ edilmişti. Bu ev, Mekke’nin bir nevi hükümet binası veya içinde Mekke Şehir Devletinin her türlü iş ve meselelerinin görüşüldüğü bir parlamento idi. Kusay’ın bu konağı tarihte “Dârü’n-Nedve” ismiyle şöhret bulmuş ve Hicretten yarım asır sonrasına kadar da muhafaza edilmiştir.

Kusay, Mekke’de istisnasız herkes tarafından sevilir, sayılırdı. Alnında taşıdığı Fahr-i Kâinat Efendimize ait nuru, onu bütün Mekke halkının sevgilisi ve can dostu haline getirmişti.
Yaşlanınca, âdetleri üzere âile reisliği vazifesini en büyük oğlu Abdüddâr’a teslim etti ve “Sevgili oğlum! Seni bu kavme reis tâyin ediyorum” dedi.
Ne var ki, Abdüddâr, bu büyük vazifeyi yürütecek kabiliyete sahip değildi. Hayatı boyunca da babasının yerini dolduramadı. Çünkü, Fahr-i Kâinat Efendimizin kudsî nuru onun değil, küçük kardeşi Abd-i Menâf’ın alnında parlıyordu. Onun da dört oğlu vardı: Hâşim, Abdüşşems, Muttalip ve Nevfel.

Hâşim
Hâşim, Resûl-i Ekrem Efendimizin ikinci kuşaktan dedesidir.
Mekke’nin ileri gelen eşrafından olan Hâşim, ticâretle uğraşırdı.
Peygamberimiz (s.a.v.)in doğum vakti yaklaştığı için nur-u Muhammedî onun alnında daha haşmetli bir surette parlıyordu. Ayrıca birçok üstün faziletleri de üzerinde taşırdı.


Son derece cömertti. Bir kıtlık yılında Mekke’de ekmek bulunmaz olmuştu. O, Şam’dan getirdiği has buğday unundan bembeyaz ekmekler yaptırmış, bir çok develer ve koyunlar kestirmiş, ekmek, et ve etsuyu (tirit) ile bütün Mekke halkına büyük bir ziyafet çekmişti.


Hâşim, üstün seciyeli, kabiliyetli, dirayetli, cömert, faziletli ve herkes tarafından sevilen, sayılan yüksek bir şahsiyetin sahibi olduğu için ismi, ailesine ve soyuna ad olmuştur. Bu sebeple Fahr-i Kâinat Efendimizin de arasında bulundukları bu yüce soya, kendilerinden sonra “Haşimîler” denilmiştir.


Hâşim’in dört erkek çocuğu olmuştu: Şeybe (Abdülmuttalib), Esed, Ebû Sayfî ve Nadle. 1
Hâşim’in nesli erkek çocuklarından Şeybe ile Esed’den devam etmiştir. Şeybe, Resûl-i Ekrem Efendimizin birinci kuşaktaki dedesidir. Esed ise Hz. Ali’nin annesi Fâtıma’nın dayısıdır.
Ne var ki, Esed sulbünden dünyaya gelen Huneyn de zürriyet bırakmayınca, bütün Haşimîler sadece Abdülmuttaliboğulları kolundan gelerek çoğalmış ve yeryüzüne dağılmışlardır. 2

 

Şeybe (Abdülmuttalib)
Peygamber Efendimizin birinci kuşaktaki dedesidir. Doğuştan ak saçlı olduğundan kendisine “Şeybe” ismini vermişlerdi. Abdülmuttalib onun lâkabıdır. O daha çok bu lâkabla şöhret bulmuş ve anılmıştır.
Bu lâkabı alışının hikâyesi şöyle anlatılır:


Şeybe küçüklüğünde Medine’de dayılarının yanında kalıyordu. Bir gün mahalle arkadaşları diğer çocuklarla Medine’de bir meydanda ok atışı yapıyorlardı. Bütün çocuklar arasında, alnında parlayan Kâinatın Efendisine ait nur sebebiyle rahatlıkla farkediliyordu. Çocukların bu yarışmasını seyretmek için büyüklerden bir kalabalık da orada toplanmış bulunuyordu.
Ok atma sırası Şeybe’ye gelmişti. Okunu yayına yerleştirdi. Kendinden emin bir tavırla yayını gerdi. Bir an nefesini kesip yayını salıverdi. Yaydan fırlayan ok, hedefe tam isabet etmişti. Herkes hayranlık dolu bakışlarla kendisine bakarken, o ise bu başarıdan duyduğu sevinç ve heyecanı şu sözlerle dile getiriyordu:


“Ben, Hâşim’in oğluyum. Ben, (Bethâ) Beyinin oğluyum. Okum elbette hedefini bulur.”
Seyre gelen büyükler Şeybe’nin bu övücü sözlerini duydular. Haris bin Abd-i Menâfoğullarından biri yanına yaklaştı ve sorup sual ederek onun Hâşim’in oğlu olduğunu öğrendi. Mekke’ye dönüşünde bu adam, durumu amcası Muttalib’e anlattı ve böylesine kabiliyetli ve zeki bir çocuğun yabancı ilde bırakılmasının doğru olmayacağını belirtti.
Muttalib bu haber üzerine derhal Medine’ye vardı. Şeybe’yi alarak Mekke’ye getirdi. Muttalib terkisinde yeğeni Şeybe ile Mekke sokaklarına girerken sordular:

 

“Bu çocuk kim?”
Göz değmesinden korkan Muttalib’in ağzından, “Kölemdir” sözü çıktı.
Evine gelince karısı Hâtice de kendisine aynı soruyu yöneltti. Yine cevabı “Kölemdir” oldu.
Ertesi günü amcasının kendisine aldığı güzel elbiselerle Mekke sokaklarında dolaşmaya başlayınca, herkes onun kim olduğunu merak etmeye ve sormaya başladı. Bilenler, “Abdülmuttalib” (Muttalib’in kölesi)” diye cevap veriyorlardı. Her ne kadar kim olduğu sonradan ortaya çıktıysa da, ismi, o günden sonra “Abdü’l-Muttalib” (Muttalib’in kölesi) olarak kaldı. 3

 

Tabakat, 1/75-80
2. A.g.e., 1/79-80
3. A.g.e., 1/82-83

 

www.sorularlaislamiyet.com

29 Yanıt “Peygamber Efendimizin Soyağacı”

  1. berbat ve yanlış yazılmış

  2. çok iyi insanlar varrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr

  3. Peygamber efendimizin soyağacı mı berbat.Allahtan korkun yanış olanı düzelseniz bizde öğrensek sizinde bir faydanız olurdu kanısındayım.
    Berbat diye nitelendirmek daha fazla hayra geçerdiniz ya neyse.
    birçok forumda gördüm aynı soyağacını yanlış olduğunu ilk duydum.

  4. dilek Diyor ki:

    Amcalarının isimlrinin hepsi yazılmamış Apduşems in çocuklarının ismi yazılmamış daha tetay lütfen insanları yanıltmayın bilmiyorsanız hiç yazmayın

  5. elif Diyor ki:

    sizin gibi insanlar için bişey yapmamak lazım aslında fenr
    berbat dediğin resmin üstünde mubarek isimler var saygısız

    Allah razi olsun kardesş.

  6. cok iyi ama agaclı falan olsaydı daha iyi olcaktı hocamıs bole istemedi bisten annem de iyi olmuş diyor daha bekleriz yhane ole seyler sizden …:) ;)

  7. bence bu site çok güzel harika ben beğendim derim

  8. haaaaarrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrriiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiikaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa tebrikler

  9. yeşim Diyor ki:

    bu bilgiler işime yaradı sagolun.

  10. ali Diyor ki:

    abi ellerine sağlık emeğe saygılarım arkadaşlar boyle hayırlı işlere hepimiz vesile olalım

    süper olmuş ellerinize sağlık…!!!!!

  11. çağla Diyor ki:

    bu bilgi gerçekten çok işime yaradı kuran dersimi yapmama yardımcı oldu çok saolun çok düşüncelisin allah razı olsun allah tuttuğunu altın etsin..haydi çocuklar allaha emanet olun…

  12. çağla Diyor ki:

    yarın bu bilgileri arkadaşlarımla paylaşıcam çok teşekkür ederim peygamber ifendimiz hakkında çok şey öğrendimmm.. bayy

  13. semra Diyor ki:

    Gonul tecellegah olduktan sonra Goze negerek goze be dostum
    sukut lehcesini bildikten sonra Soze negerek soze be dostum
    offf yoruma negerek Rasulumun adi geciyor sozu ediliyorsa edendende diyendende sevendende sevdirendende Allah razi olsun….

  14. semra Diyor ki:

    GONUL tecelligah olduktan sonra
    olum vuslat ise hayat iskence
    Goze ne gerek goze be dostum
    Sukut lehcesini bildikten sonra
    Soze ne gerek soze be dostum
    offfff…KONU Rasulu ekberse yoruma negerek soze ne hacet peygamberimizi sevenlere sevdirenlere Allah razi olsun

  15. makedonyali Diyor ki:

    cok guzel olmus gercekten kardeslerim bize cok lazim boyle bisi ALLAH RAZI OLSUN

  16. Mehmet Diyor ki:

    berbet olmuş.ben HZ.ALİ’NİN OĞLU SEYYİD BİLAL’İN TORUNUYUM…BİRAZ DÜZGÜN YAPSAYDINIZ SEVİNİRDİM…

  17. Mehmet Diyor ki:

    DÜZELTME!!!KUSURA BAKMAYIN SEYYİD BİLAL HZ.ALİ’NİN TORUNUDUR.HZ.HÜSEYİNİN OĞLUDUR…ÖZÜR DİLERİM

  18. kurat Diyor ki:

    çok güzel olmuş ama bu soyu tablo haline getirseydik çok güzel oyurdu ancak yinede allah razı olsun

  19. hayriye Diyor ki:

    tsk

  20. edfe Diyor ki:

    çok güzel olmuş

  21. edfe Diyor ki:

    allahın takdiri bu

  22. edfe Diyor ki:

    kurat gelmiyim oraya

  23. teşekkürler…

  24. çokkkkkkk beğendimmmm teşekkürlerrrr

  25. allah razı olsun

  26. çokk beğendim işime yaradı ama böyle konuşmayalım lütfen!!!

  27. harikkkkkkka tebriklerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr

  28. şeyma nur Diyor ki:

    bence güzel olmuş din kültürü dersim için lazımdı

  29. HÜSEYİN KAR Diyor ki:

    seyitlerden evran ismi nedir rüyada çıktı

Yorum Yapın