SAHABE YÜREKLİ GÖNÜLLER..

6a533261ed7879d8lf0cw8.jpg 

Hamd Alemlerin Rabbine;Salat ve Selam Onun Kulu ve Elçisi,Gönüllerin Efendisi Muhammed(a.s.)üzerine olsun.

“Onlar ki,gayba inanırlar,namazı dosdoğru kılarlar,kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.Yine onlar,sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler.İşte onlar ,Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.”


Rasulullahtan yansıyan nurla aydınlananlardır onlar…
Hz.Peygamberden Hak’ka uzanan hidayet yolunun işaret taşlarıdır onlar…
Vahyi tüm yüceliğiyle ve bedeliyle omuzlayan yiğitlerdir onlar…. 
Onlar;Allah için canlarından ,mallarından,yurtlarından,ehlinden ve neden….neden…geçenlerdir.
 

Ya bu günün sahabeleri…

Asrı Saadet rüzgarları estirmenin çabasında olanlar…
Gönüller Sultanının iki parmağını birleştirerek asshabına gösterdiği “Gerek kendisineve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben,cennette işte böyle yanyanayız”buyurduğu mananın peşine düşen;
 

Savaşlarla dağılmış ,parçalanlmış,afetlerle yıkılmış,acılarla yorgun ve hasta düşmüş yüreklere ilaç olmaya çalışanlar….
 

Kur-an’ın söylemiyle “Size ne oldu da yolunda ve “Rabbimiz!Bizi,halkı zalim olan bu şehirden çıkar,bize tarafından bir sahip gönder bize katından bir yardımcı yolla!”diyen zavallı erkekler,kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz!”ayetinin işaret ettiği feryatlara kulak tıkamayanlar…
 

Evet onlarda bu günün sahabeleri olmanın gayretinde ,Rasulullahın sahabesine dahil olabilme sancısını yüreklerinde taşıyanlardır..
 

En zor zamanlarımızda ,ihtiyaç anlarımızda Rabbim hep bu güzel mümin ve mümineleri vesile kılar bizlere..
Verdiğinde incitmeyen ,başa kakmayan,
Karşılık beklemeden ,menfaat gözetmeden sunan,
Maddi olmasada ,manevi desteğiyle sizi yeniden onaran,
Müminler Kardeştirler ahdini yerine getiren;

SAHABE YÜREKLİ GÖNÜLLERDİR ONLAR…. Uğradıkları yerlerde masum çocukların gözlerindeki ışık olup neşe saçarlar.Misk kokuları gibi etrafa huzur yayarlar … Ve yetim ve mazlum yüreklere umut olurlar… 
 

Biliyorum;

Çünkü bizim gönüllerimize de huzur saçıp,

ardın da umutlar bırakan sahabe yürekli bir mümin geldi….

Rabbim bizleride sizin gibi bakıp sizin gibi görebilenlerden eylesin inş.AMİN….

Saygılarımız gönlümüzden gelip geçen sahabe yürekli mümine olsun inşallah…

Dua ile kalınız.

Kullukta Derinlik…

allah_rab_al_alameen_by_dufoe88.jpg

 İnsan, hem maddî hem de mânevî yönü itibariyle, yüksek hedeflere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. Allah (cc) bu potansiyelin harekete geçirilmesini insan irâdesine bırakmıştır.

Herkes, cüz’î irâdesinin temâyülü ve Cenab-ı Hakk’ın buna lütufkâr cevabıyla; kendisini Allah’a (cc) ulaştırabilir.

Lütfedilen ihsanları değerlendirip vicdanında kendisini O’na vardıracak yollar açabilir. Terakki mertebelerini birer birer aşıp, aşkın (müteal) bir insan olma makamına yükselebilir. Boğucu dalgalarla boğuşup sahil-i selâmete çıkabilir.  

Kendi gönlünde Allah’ı (cc) hissedip, gönlünü O’nun misafirliğine hazır hâle getirebilir. Çok zor olan bu yolculukta inayet ve yardımı, Sonsuz Kudret Sahibi’nden isteyerek matlubuna kavuşabilir. Kavuşabilir ama, ilk hareket, ilk gayret, hikmet gereği insanın iradesine bırakılmıştır.

Allah (cc) kulunun gayretlerine fazlasıyla karşılık verecektir. Ama O’nun bu vaadi; adımı atana, cehdi gösterene, didinip çabalayana, gayret içinde olanadır. İçinde öyle bir heyecanı duymayana, böyle bir gayret içinde olmayana herhangi bir vaadi, bir ahdi yoktur.

Diyebiliriz ki, Allah’a yakınlıkta bütün büyükler, bu heyecanı içlerinde duymuş, bu gayretle yollara revân olmuş kimselerdir. Sadece peygamberlerdir ki, ileride yapacakları büyük hamlelerin, açacakları büyük çığırların mükâfatını önceden almış, sonra da bu mükâfatın hakkını vermiş, vazifeye layık olduklarını icraatlarıyla göstermişlerdir.

İlk adımı atmanın, tutulacak eli uzatmanın, açılması beklenen kapının tokmağına vurmanın başı ise, ihtiyaçtır.

Her şeyden evvel, Allah’a (cc) yakın olma adına bir ihtiyaç hissedilmelidir. O’na yakın bir insan olma hüviyetine mazhariyet arzusunu vicdanlarında duyup, bu boşluğun farkına varanlar, şartlardan en mühim olanını yerine getirmiş sayılırlar.

Allah (cc) yolunun yolcusunu kamçılayacak, ışığı ve tâkâti kesildiğinde kendisine derman olacak, yol gösterecek, sendelediğinde elinden tutup onu tekrar yola revan edecek husus budur.

Böyle bir sezişe sahip olmayanların, böyle bir duyuştan yoksun olanların, hedefe ulaşabilme ihtimalleri yok gibidir. Bu konudaki diğer önemli bir husus iştiyaktır.

Allah (cc) yolunun yolcusu, vicdanında hissettiği ihtiyaç nispetinde bir iştiyak ile talebi tahsile girişir. Her büyük hedefin kendine göre bir zorluğu olduğu şuuru ile hareket eder. Sa’ye sarılıp, azme ram olup, şevkle kanatlanıp, Allah’ın (cc) inayetine dayanıp ufuklarda pervaz eder.

Allah’ı (cc) hatırlatan, kendilerine karşı ister istemez hürmet hissi uyandıran, atmosferlerine girildiğinde meleklerle diz dize olunduğu hissini uyaran bütün büyükler; bitip tükenmez zannedilen yolları tüketmiş, aşılmaz gibi görülen dağları aşmış, yanına yaklaşılamayan ateşlerde yanmış ve şekillenmiş, adanmış ruhlardır. Evrâd u ezkâr; namazı ve diğer ibadetleri Allah’ın (cc) huzurunda imiş gibi ihsan şuuru ile yerine getirmek, dünyayı bir liman gibi görüp buradan Allah’a yelken açmak, peygambere bir derinliğin remzidir. Böyle insanlar Allah’ın bahtiyar kullarıdır. O’na kul olanlar ve kulluklarında derinliğe erişenler ise, başkalarına kul olmazlar.

Mehmet Yavuz ŞEKER