Huu de geceye …

Posted in EDEBİ YAZILAR etiketler ile on Şubat 8, 2010 by islamasevgi

 Huu de geceye …
 Sabaha ermezse vahlan !
 Korkut onu gönüldeki dilinle
 Konuşturmazsa şahlan !
 Sür ney/in varsa nefese
 Eğ boynunu sol göğse
 Akıt yaşları tenine
 Şahlanmak senin neyine ?
 Huu de geceye …
 Duymazdan gelirse nazlan !
 
 Her geceden farklı bu dünle aynı olan gece
 Gönül mayhoşlaşmış
 Yürek tadı bozulmuş
 Darda kalındığı gibi aynı
 Boğazda kaldı kelimeler hece hece
 Huu de geceye
 Amiin demezse sen yuhlan !
 
 Her derdin dermanı aynı
 İblisin derdi de..
 Geçmez gecede yaşsız bu yangı
 Gönlün bizimle derdi ne ?
 Huu de geceye
 Ruhun dönerse O’na yaslan  !
 
 Dermansız dertlerin dermanı s/O/nda saklı
 Ümitsiz olmak bize yakışmaz ama
 Ermez biz gibilerin buna aklı
 Seni ağlamaya satan o kimse var ya
 Elbet ödeyecek sende ki bu hakkı
 Huuu de geceye huuu
 Ve hiç sıkma emanet canı
 Nasılsa biliyor bir/i
 Kim aldı günahı
 Kim haklı …

Ne Kadar İnsansın/ız?

Posted in EDEBİ YAZILAR etiketler ile on Şubat 8, 2010 by islamasevgi

Ne kadar dost ne kadar düşmansınız?
Ne kadar masum ne kadar günahkarsınız?
Ne kadar müşfik ne kadar acımasızsınız?
Ne kadar bonkör ne kadar bencilsiniz?
Ne kadar çocuk ne kadar erişkinsiniz?
Bu olduğunuz ya da olmadığınız ve hatta olduğunuzu sandığınız şeylerin de sonu yok bu arada… seç seç al …kavramlar sebil gibi adeta.

Yok aslında ne kadar insansınız?
İşin sırrı insan olmakta…
İşin sırrı olduğu gibi olmakta …

İlla şu kadar bir şey olmalı ya da bu kadar bir şey olmamalı mıyız yani? Kime neyi ispatlamaya çalışıyoruz bir anlasam.
Belki de varsınız ama hiç yoksunuz…
Çoksunuz ama nerdesiniz?
Ne kadar yazarsanız yazın, ne derseniz deyin eğer tüm bunların arkasında , önünde, solunda ve hatta sağında bir yerlerde duramıyor iseniz üzgünüm ama hala ne varsınız ne yoksunuz…

Olduğu gibi olmak belki de var oluşta gerçekleştirebilecek kişisel evrimlerden en zoru ama bir kez bunun kapısını araladınız mı mıknatıs gibi çekiyor huzur ve saadet sizi her ne kadar standartların dışına çıkmak biraz sancılı olsa da…olumlu ya da olumlu bütün bunlar alemde yaratılmış mucizevi eser olan insanın doğasının kaçınılmaz yapı taşlarıdır.Ve olduğu gibi olan insan tüm bunları yaşar doyasıya… bir şey olmak ya da olmamak zorunluluğu hissetmez çünkü an gelir kimilerine göre çılgınlık olarak tanımlanacak bir seçenek onu yaşamın güzelliğine daha da bir tutku ile bağlanmasını sağlar ve gün gelir inanılmaz muhafazakar bir duruş çıkar karşımıza ama bu insan bilir ne olup olmadığını. Nedir biliyor musunuz?
Olduğu gibidir. İnsandır.

Aynanın karşısına geçiyoruz ve öyle zaman zaman birilerinin gözüne gözüne soktuğumuz parmağımızı itina ile kendi gözümüze sokuyoruz?
Acı var mı?
Kuvvetle muhtemel acımıştır.
Güzel…
Nerde biraz acı orada kazanç var diyorum.

Kesin şahsımsa sorulacak bir soru olacaktır tahminime göre…
Ben biliyor muyum ne kadar benim?
Ben hem her şeyim hem de hiç birşey…

Ve bir alıntı:
Konuşkanım dırdırcı değil
Sempatiğim şımarık değil
Özveriliyim enayi değil
Dürüstüm aptal değil
İyiyim melek değil
Zekiyim ukala değil
Değer veririm Değer isterim
Saygı duyarım saygı beklerim

HAK €D€NL€R HAYATIMDA OLUR…

*HAK€TM€Y€NL€Rİ ÇIKARMAM KOLAY OLUR*..

alıntı…

Aff-ı Nisyan…

Posted in DUALAR on Şubat 7, 2010 by islamasevgi

Beni bana verdiğini unutmuşum.
Beni bende kılanların hepsinin senden olduğunu;
Oysa bir sen duydun beni ey Rabbim…
Sıırımı bir sen bildin,
Kovmadın beni yakınlığında tuttun.
Aradan çıkarıp namazı
Yaşamın kıyısına uzandım.
Oysa yaşamayı senin yanında,yanıbaşında aramalıydım….
İtirafımdır……
Yapamadım..
Bağışla,Bağışla…

“beşer elbette şaşar”,
“bütün insanlar nisyan ile maluldür” kavlince;
bu, şaşırmıs ve unutulmuş garip kulunu
aff-ı mağfiret et Yarabbi…

GÖZBEBEĞİM(faniye), GÖZ NURUM(Mevla’ya)…

Posted in EDEBİ YAZILAR on Şubat 7, 2010 by islamasevgi

Ah!… Gelincik beyaz gelinlik, sensizlik… Sessizlik…

Kuruttuk tüm cümleleri, çürüttük alfabeden harfleri, uçuk kaçık hayallerle avuturken kendimizi nefis önünde eğilmemek için bendimizi aşağıladık…

Sevgi nasıl bir duyguydu? Tadına varmadan anlayabilir misin? Gönül sessiz kalır yürek konuşur hal sevda yangınına alenen meydan olur. Ayakları tutmaz görür sevdalısını, dünya yansa umurunda olmaz. Söylenirsin boşuna bir kulaktan girer diğerinden çıkar kapı aralıktır. Onun bu halini yadırgarsan sevgiliye hakaret olur.

Aşk ulaşılmayana idi. Sever, sevmez bir birini görmez. Sevmez, sever yine cisimleri görünmez. Sever, sever de ulaşamaz. Sevmez, sevmez zaten aşk olmaz…

Her yürekte ayrı bir fani yer tutar. Biri birini severken diğeri bir başkasını sever. Araya bir ulak girse iki yüreği bir etse diye söylenirler. Ulak bihayli meşgul ki iki sevdalıyı bir etmekten uzak.

Gecenin sessizliğinde büyüttük sevdayı, karanlık odanın sıvası dökük duvarları ağıda yankı olur. Yollarda ona doğru yürümek ister, isteklidir de dağlar mı engel. Sis çöker geceye kararır gözler, yenileyemediği heceleri susuzdur yangınına yar(en) ah!… sensiz, ah!… sessiz, neredesin yar(en) düştüğüm yollarda gayri bu can nefessiz.

Sevda adına söylenen aşk üç harf sözlerle tüketilsede yaşadıkça güzelleştirilir. (…) nokta ilahi aşk ayrılır sevgi bezeli fani aşktan. Biri yüreğin atışı, diğeri ise gönlün nakışıdır. Farklı duygularla hülyalardadır sevgili, cismini görmek ister sesini duymak arzuludur. Tenine yanmak ister de istekler hiç bitmez…

Arzular kıvrılır göğe uzanır yangın sönmek bilmez. Yan yana, can cana bezenir. Yeşerir sevgi bağında tohum, yeni hayata merhaba der. Neşesidir saadet yuvasının kalıcı canlı.

Yeşertin umut tohumlarını sevgi bağında gönlünüzde ilahi aşk, yüreğinizde fani cisme sevda yangını baki vuslat deryasında susuzluğunuza su olsun da aşka ser düşüren âşıkların huzuru kıskandırsın nefsi, ibret olsun kahrından çatlasın. Yaşayın, yaşatın ve yaşatsın cevheri ışıl ışıl gözbebeğim(faniye) göz nurum(Mevla’ya)…

Ahmet Faruk Güvenç

Gönül tüm orantı hesaplarını iflas ettirir.

Posted in İSLAMİ YAZILAR etiketler ile on Şubat 6, 2010 by islamasevgi

İnsan hayatı matematiksel bir yapı içerir mi? Ya da şöyle diyeyim Matematik kuralları insan hayatı ile bire bir örtüşür mü?

Değer verdiğim bir dostum, karar veremediğim bir konuda bana yardımcı olurken: ‘kararını verirken bunu çok bilinmeyenli bir denkleme çevirme, sadece kızın ve sen olsun denklemde, iki bilinmeyenli olsun denklemin… Ha! Şunu da unutma; iki bilinmeyenli denklemi çözmesi de o kadar kolay değildir.’ Demişti de o zamandan beri düşünürüm.

Hayata Matematik kuralları uyarlanabilir mi? İnsan hayatında toplama, çıkarma, çarpma, bölme uygulanabilir mi? İki kere iki dört müdür hayatta? Üçten iki çıkınca bir mi kalır hep? Ya da iki insan birlikte çalışırlarsa iki kişilik iş mi çıkarırlar? Bir buçuk iş çıkabilir mi?

Gönülsüz çalışan kaç kişidir aslında, tembel olan, işten kaytaran. İnsan bu sayılara benzer mi? Kemiyette sayı tutar da keyfiyette tutar mı? Bir kaliteli adam on kişiye bedel olabilir mi? Olabilir. On iş bilmez adam birleşseler kaç kişilik iş çıkarırlar? Bir kişilik bile çıkaramazlar.

Doğru orantı, ya da ters orantı uygulanabilir mi hayata? ‘Benim değer verdiğim kişi bana değer verir, ya da benim değer verdiğim kişi benden nefret eder diyebilir misin? İkisi de olabilir, hiç birisi de olabilir. Düzenli titiz bir annenin kızı da titizdir, zeki babanın oğlu da çok zekidir. Bunu diyebilir miyiz? Tam tersi de olur, aynısı da olur, hiç birisi de…

Fonksiyon hesapları insan hayatına uygulanabilir mi? Kendini bilen bir kişi girdiği her ortamın rengine bürünebilir mi yani? Herhangi bir sayı tertip edilmiş bir bilinmeyenli denkleme sokulsa çok farklı bir değerle ortaya çıkar. İnsanoğlu söz konusu iken; girdiği her ortam insanı değiştirir mi? Yani kişi öyle biridir ki şu ortama girer ortamın rengini alır. Kafirle kafir, münafıkla münafık olur. Müslümanla da Müslüman olur dersek bu nasıl bir insan olur? Kaç yüzü vardır? Kaç kişiliklidir?

Ama olmaz da diyemeyiz hani bukalemun hesabı her girdiği ortama uyanlar da vardır. Dedi kodu edenle eder, dua edenle de dua eder. Namaz kılanla namaz kılar, eve gelir bırakır. Böylesi bir insan kabule şayan birisi olmayıp, münafık damgasını yiyiverir. Limiti var mıdır insan hayatının. Kişinin limiti belli midir? 

Sınırımız var mıdır? İnsanın dostlukta bir limiti var mıdır? Düşmanlıkta limit var mıdır? Anne evladı söz konusu olunca korumak pahasına kartala dönüşürken, başka bir konu söz konusu olunca aynı kartal ortaya çıkar mı? Öfkenin limiti var mıdır? Neşeliyken ki kapasitemiz ile kederli iken ki kapasitemiz aynı mıdır? Hayır. Neşeli insan yorulma bilmezken, kerli insanın eli kalkmaz bir iş yapmak için. Daimi yorgundur. İnsan hayatında yutan eleman var mıdır?

Etkisiz eleman var mıdır? Benciller, materyalistler, tüketim hastaları, sadist ruhlular yutan eleman olabilirler. Belli bir kişi yutan eleman olmadığına, çok kişi yutan eleman olabileceğine göre Matematikte sıfırı tanır gibi bunları tanıyabilir miyiz? Hayır.

Hayatımız da sıfırın yeri neresi? İki küme de kesişen elemanlar, bileşen elemanlar vardır da insan söz konusu olunca kesişim mümkün müdür? Hayır. Her insan şahsına münhasır, tektir. Birbirinin her konuda aynısı iki insan bulmak ikizler söz konusu iken bile mümkün değildir. Bire bir aynı yoktur da bazı konular da benzerlik olabilir. Aynı sıfır hatalı çıkmaz. Gerçekte bir ailenin elemanı olmasak bile onların yanında olmuş gibi olur muyuz?

Gönüller de taşınanlar hangi kümenin elemanı acaba? Bir karar verilecekken denklem tek bilinmeyenli mi kurulur, çok bilinmeyenli mi, bilinmeyen hesabını kim yapar, sürpriz bilinmeyenler çıkar mı? Sen iki bilinmeyenli zannederken bir de bakmışsın ortada denklem falan yok.)))

Taktir, tedbiri bozmuştur.

Kapsar sözcüğü kim kimi kapsar? Ailem ne kadar beni kapsar? İçinde bulunduğum kurum konum ne kadar beni kapsar? Eşler birbirini kapsar mı? Kısmen belki, tamamen asla…

Çünkü herkes hisleriyle, birikimleriyle, birbirinden o kadar çok farklıdır ki; ben benlikten çıkıp sadece bir başkasının kapsam alanında olamam. İnsanın ‘yeter be’ dediği zamanda kim kimi kapsam alanına, boyunduruğu altına alabilir? Matematikte bir problemin çözüm yolları bellidir. Hangi yolu kullanırsan kullan, sonuç hep aynı çıkar. Sürpriz olmaz hiç…

İnsan söz konusu ise aynı problem farklı insanlarda aynı sonucu verir mi? Asla. Kiminde sonuç menfi, kiminde ise müspettir. .

Matematikte çözülen probleme duygu katılmaz. Yediden altı çıkacak olsun bu gün çok neşeliyim beş kalsın denilmez. Ama insan hayatında problem çözerken çözüm onun duygularından azade değildir. Sadece kişinin duygularından, kişinin kendisinden kaynaklanan şartların dışında, dış etkenlerden kaynaklanan tepkiler de vardır ki bu ne yüzde hesapları ile, ne faiz hesapları ile belirlenemez. Problemi biz oluştururuz belki ama sonuç daima farklıdır.

Çünkü insanoğlu davranışlarını, tepkilerini seçebilir belki fakat sonuçlarını asla bilemez.  Bir gecede tüm ülke zengin, bir gecede fakir de olabilir. O zaman kim ihtimal hesabından sıfır hata ile çıkmış? Kayıplar kestirilemez.

Duygu tüm matematiği alt üst eder. Gönül tüm orantı hesaplarını iflas ettirir. Duygu, gönül ruh sahibi bir varlık söz konusu ise eğer değil matematik, mantık, her şey iflas eder. Hayatı sadece matematiksel bir dokudan, daha doğrusu kesinlik ifade eden formüllerden ibaret görenler hayal kırıklığına uğrarlar. İnsan denen varlıklar bir meçhuller örgüsüdür.

Ona dair bilgilerin vardır belki ama duygular, seziler, kişisel paradigmalar söz konusu ise, eşittir kelimesi asla kullanılamaz. Şu kişi eşittir, şu diyemeyiz. Değişim her daim insanladır ve üç yıl önceki insan ile şimdiki insan aynı değildir. Zamanın rüzgarı insanı taşırken, dağlara, tepelere vurarak taşır. Öylece, olduğu gibi bırakıvermez.

İnsan kendini bile tam olarak keşfedememişken, kendi bilinmezini çözememişken nasıl olacak da denklem çözecek? Bir de hepsinin üstüne ‘senin bir hesabın varsa Allah’ın da bir hesabı vardır; Allah’ın hesabının karşısında kulun hesabı hiçtir’ kanunu da koyarsak kim kuyu kazar, kim içine düşer. Kimler pişirir de kimler yer. Firavun kucağında, bir de bakmış, Hz. Musa’yı büyütür.

Alıntı

Bu Meydana Kaside (Kani Karaca)

Posted in İSLAMİ YAZILAR on Şubat 5, 2010 by islamasevgi

Aşk’a Nankörlük Etme…

Posted in İSLAMİ YAZILAR on Şubat 5, 2010 by islamasevgi

Allah(c.c) bir insanı senin kapından alıp aşk sarayına yerleştirecekse,

O insana sen nasıl “seni sevmiyorum”diyebilirsin?

Allah(c.c) senin dilinle bir insanı bağışlayacaksa sen nasıl”seni asla bağışlamıyorum” diyebilirsin?

Allah(c.c) seni insanlara sevdirmek istiyor,

Allah(c.c) senin dağılmış  parçalarını topluyor.

Aşka nankörlük etme.

Allah yüreği kırıklarla beraberdir.(s.y)

Hani Özlem Çekiyorsun Ya!

Posted in MEVLANA etiketler ile on Şubat 5, 2010 by islamasevgi

Ey âşık hani özlem çekiyorsun ya!

Ululukta değildir aşk hünerde değildir. Bilgide değildir hem defterde değildir.
Kitap sayfalarında hele hiç değil. Halkın dedikodusu da olamaz aşıkların yolu…
Dalı sonsuzluktadır aşkın kökü ilksizliktedir. Ne arşa dayanır bu ağaç ne toprağa.
Bir gövdesi yok ki gövdeye dayanası.Aşk gelince aklı koyduk rafa heva ve hevesi falakaya yatırdık…

Akla ve ahlaka yaraşır şey değil çünkü şu kendini beğenmişlik.
Hani ey aşık hani özlem çekiyorsun ya Sevgili’ye!

Bil ki Sevgili’dendir özlemin özü.Odur asıl sana özlem duyan.

Çünkü o tutuşturmayınca alevi kimsede olmaz ateş ve aşk ateşi önce sevilene ondan sevene düşer.

Deniz yolcusuna ya korku ya umut tahtasıdır gemi.
Yolcu da tahta da yok olunca ne kalır ki yokluktan başka!..
Bir tahta parçasına verdinse gönlünü boğulmaktan korkarak yol eri değilsin sen.
Belki aslına isyan eden bir isyancı!..

Bir şerbet sun bana canlar bağışlayan dudağından da şifa bulayım derhal. Hastaya bundan daha etkili ilaç mı bulunur?
Sustum!

Bir harf bile söylememin imkanı yok yoklukta artık.
Aslı olmayan sözlerdir çünkü hep dilimde gerçek değil surettir hep…
Cana eziyetten başka bir şey vermez ki söylesem!..Sustum! çünkü hadden aşkın olacak söz kabından taşacak…

Ne kulaklarda onu anlayacak bir kudret var oysa; ne anlayışında ona uygun bir kabiliyet!..

Ey Tebrizli! Hem denizsin sen hem inci. Tanrı nurundan başka bir şey değil varlığın da!..”

Hz.Mevlâna

Ötme Bülbülüm (A.Önül)Gönül İncisi

Posted in VİDEOLARIMIZ etiketler ile on Şubat 2, 2010 by islamasevgi

Kıyama Kamet

Posted in İLAHİ&EZGİ DİNLE on Şubat 2, 2010 by islamasevgi