Allah Veriyor

Posted in İBRETLİK HİKAYELER on Kasım 20, 2009 by islamasevgi

Bir sûfi Bağdat pazarını gezerken bir ses duydu.

Bir satıcı; “ Bir hayli halim var,çok ucuza satıyorum,alan yok mu?” diye bağırıyordu.

Sûfi satıcının yanına yaklaştı.
“Ucuza satıyorum diyorsun, hiç’e de verir misin?”diye sordu.

Satıcı: “ Git başımdan be adam! Sen delimisin ki? Kim hiçe karşılık başkasına bir şey verir?”

Sûfi: “Allah veriyor”dedi.“Üstelik hiçe karşılık her şeyi veriyor, istersen daha da fazlasını ihsan ediyor.” 

Allah’ın rahmeti öğlen güneşi gibidir, ışığın ulaşamadığı yer olmaz.

Rahmetinin büyüklüğüne bak ki bir müşrik için resulünü azarlamıştı.

Söylesene Gazali!

Posted in İSLAMİ YAZILAR on Kasım 20, 2009 by islamasevgi

Ne yapacağım şimdi? Ne yapacağım ben söylesene Gazali!

O’na teslim olacaksın!

 Nasıl?

İnsan sayısı kadar yol vardır. Önce yola çıkmak gerek.

Gücüm yok!

Sen yola yönel. Adım atacak olan sen değilsin!

Yapamayacağım. Buna cesaretim de gücüm de yok. Hiçbir şey bilmiyorum.

O’ndan iste…

Cumanız Mübarek Olsun

Posted in İSLAMİ YAZILAR on Kasım 19, 2009 by islamasevgi

Zilhicce ayı ve 10 gece nedir!

Posted in İSLAMİ YAZILAR on Kasım 18, 2009 by islamasevgi

Zülhicce’nin ilk yarısındaki günler, yüce Allah katında değerli günler arasındadır Hatta “Cuma haftanın; Zülhicce’nin ilk onu ise yılın mübarek günleridir” denilmiştir. Buna göre Zülhicce’nin ilk onuna tesadüf eden Cuma, her iki fazileti de toplayacağı için yılın en mübarek günlerinden biri sayılmıştır.

Hz. Peygamber ve ashâb-ı kiram pek çok fazîletin bir arada toplandığı Zülhicce’nin ilk yarısını zikr, tesbîhât, ibâdet ve tefekkür ile geçirirler, yoksullara yardım ederlerdi. Dolayısıyle onları örnek alarak müslümanların o günlerde ibadetlerine dikkat etmeleri, dualarını artırmaları, hayır ve hasenâtı daha çok yapmaları, kendilerini nefs muhâsebesine tabi tutarak hatalarına tevbe etmeleri uygun olur.

Geçtiğimiz zaman zarfında Recep, Şaban, Ramazan, Regaib, Miraç, Berat, Kadir fırsatlarını yaşadık. Şayet iyi değerlendiremedik diyorsanız üzülmeyin Rabbimiz yeni bir fırsat daha lutfediyor: Zilhicce ayının ilk 10 günü. Fecr Sûresi’nde, “On geceye yemin olsun ki…” (Fecr, 89/2) diye yemin edilen bu mübarek zaman dilimi hepimiz için yepyeni bir manevi fırsat dönemi.

“Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya, bir gecesini ihya etmek de Kadir gecesini ihya etmeye bedeldir.” (Tirmizi, Savm, 52; İbn Mace, Sıyam, 39)

“Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevap verilir.” “Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç sevabı verilir.” (Tirmizi, Savm, 52)

“Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!” (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257)

Tesbih, Sübhanallah; Tahmid, Elhamdülillah; Tehlil, Lâ ilâhe illallah; Tekbir ise Allahu ekber demektir Zilhicce ayı

Ayların on ikincisi ve savaşmanın haram kılındığı haram ayların (eşhürü’l-hurum: Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb) ikincisidir.

İçinde Kurban bayramının da bulunduğu Zülhicce ayı, mübarek ayların en mühimleri arasında yer almaktadır. Ashabtan ibnu Abbas (ra), Peygamber’den (sas) bu ayla ilgili şu hadisi nakletmektedir: Peygamber (sas); “Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetler diğer aylarda yapılan iyi amellerden, Allah nezdinde daha makbuldür” buyurmuştur.

Zilhicce’nin sekizinci gününe “terviye günü” dokuzuncusuna “Arefe günü”; Kurban bayramı gününe (onuncu güne) “nahr günü”, ondan sonraki üç güne de “teşrik günleri” denilmiştir. “

Arefe günü” burada, Kurban bayramından bir önceki gün anlamında değil, Arafat’ta vakfe gününü simgeleyen şer’î bir isimdir.

RABBIM hakkı ile geçiren muminlerden eylesin cümlemizi

Selam ve Dua ile…

Ve On geceye Andolsun

Posted in İSLAMİ YAZILAR on Kasım 18, 2009 by islamasevgi
Mevla Celle Celalühu istediği şeye yemin eder. Dağa, aya, Güneşe vb. Lakin bizler böyle yemin edemeyiz. Biz üç türlü yemin edebiliriz; (Vav’ı Kasem ile, bâ’yı Kasem ile ta-ı Kasem ile) vallahi, billahi, tallahi şeklinde. Mevla Celle Celalühu burada önce “Fecr’e” yemin etmiştir. Gece karanlığı çatlayıp sabahın beyazı zahir olmasıdır. Şafak attı deriz ya … Işte o zaman insanları karanlıktan Aydınlığa, KEDERDEN sevince götüren vakte …
 
Cihan karanlıktan Aydınlığa tebessüm ettiği en neşeli ân’a, Mevla Celle Celalühu yemin etmiştir.Denilmiştir ki; “Fecr” den murad, Kurban Bayramı’nın sabahıdır. Bu mana da Imami mucahid: “Fecr” lafzıyla özellikle Kurban Bayramı gününün şafak vakti murad edilmiştir, demiştir.

 

“Ve gece yemin olsun gör.”

Buradaki gecesidir Doğum geceden Zilhicce Ayı’nın ilk Gör murad. Yani Kurban Bayramı’ndan önceki on gecedir.

Mevla Teâlâ’nın gün değilde gece buyurmasının sebebi, Günlerinin dokuz olmasındandır gör gör. Onuncu gün bayramdır. Gece tamam oluyor Doğum Geceler ise önce geldiğinden.

Tefsir Âlimleri; Araf Süresi 142. Ayette geçen, “Musa ile otuz gece (Bana ibadet etmesi için) gece daha kattık Doğum sözleştik ve buna. Böylece Rabb’inin tayin etitiği vakit kırk geceye tamamlandı.”

İşte bu ayetteki “on gün günüdür demişlerdir Doğum” e Alimler Zilhicce Ayı’nın ilk. Mevla Celle Celalühu bu günlerde Musa Aleyhisselam ile kelam etmiş, O’nu düşmanlarından kurtarıp kendine yakın kılmış ve bu emri bildirmiştir, günde O’na gör Doğum denilmektedir.

Hazreti Cabir Radiyallahü Anh’den rivayette Rasulullah Sallellahü aleyhi ve Sellem buyurdular ki:

Gece Kurban Bayramı’ndan gecedir Doğum (evvelki)-On.

Mevla Teâlâ bu günlerin kıymetine faziletine binaen yemin etmiştir.

Cabir Radiyallahü Anh’den rivayet olunan diğer bir hadis-i şerif’te Resulullah Sallellahü aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

Doğum – “Allah Tealâ’nın yanında Zilhicce’nin ilk günü kadar makbul ve fazîletli başka bir gün yoktur.” Sahabe-i Kiram Radiyallahü Anh sordular:

-Ya Rasûlellah! Onun benzeri bir gün, Allah Tealâ’nın yolunda cihadda da yok mudur? Buyurdular ki:

- “Onda da yoktur. Meğer ki malıyla ve canıyla Allah Tealâ’nın yolunda cihada çıkıyor, vuruyor, vuruşuyor ve onlardan hiçbir şeyle DÖNMÜYOR. Ancak bu hariç.

Hz. Aise anamız şöyle anlatmıştır:

-Resulullah Sallellahü aleyhi ve Sellem zamanında bir adam vardı. Çalgıyı severdi. Ancak Zilhicce Ayı’nın hilali göründüğünde, sabahına oruçlu olurdu. Durum, Rasûlüllah’a Anlatıldı. Adamı getirdiler. Peygamberimiz Sallellahü aleyhi ve Sellem ona sordu:

-Bu günlerde oruç tutmana sebep nedir? “Şöyle dedi:

-Ya Rasûlellah! O günler Hac menasikinin yerine getirildiği ve Haccın yapıldığı Günlerdir. Hûccac orada dualar okurlar, istedim ki: Allah Celle Celalühu onların duasına beni de ortak eylesin.

Bunun üzerine Efendimiz Sallellahü aleyhi ve Sellem şöyle buyurdular:

-Bu günlerde tuttuğun oruçların her bir günü için yüz köle Azadi ve o kadar da deve kurban etmek sevabı alırsın Gör. Ve ayrıca Allah Celle Celalühu yolunda üzerine binilip savaş edilen yüz at Yetiştirmeye denktir. Terviye (Zilhiccenin Sekizinci günü, Arefe gününden bir gün evvel) günü bin köle Azadi sevabı, bin deve sefere de sadaka etmek sevabı ve bin yollamış gibi sevap kazanırsın.

-Arefe günü olunca; senin için iki bin köle Azadi sevabı, iki bin deve sadaka etmiş sevabı, Ikibin de Allah Celle Celalühu yolunda üzerine binilip savaşa gidilen bağışlama de sevabı verilir.

Bütün bunların dışında Arefe gününün Örücü, biri geçmiş biri de gelecek senenin olmak üzere, iki senenin orucuna denktir.

Şimdi bu günlere erişipte bu kazançlardan istifade etmemek akıl karı mıdır?

Bu günlerde yapılan ibadet kadar hiç bir günde yapılan ibadet Allah Celle Celalühu’na daha sevimli gelmez Gör.

Said b. Cübeyr Rahimehüllah şöyle demiştir:

- “Bu gecelerde lambalarınızı söndürmeyin gör.”

Hizmetçisine dahi uyanık kalmasını emrederdi. O gecelerde yapılacak ibadeti de ona hoşça anlatır, sevdirmeye çalışırdı.

Denilmiştir ki:

Bir kimse, günleri değerlendirir ise, ikramda bulunur Doğum Mevla Teâlâ o kişiye tarihinde bu. Şöyle ki:

-Ömrü uğurlu ve bereketli olur.

-Malinda bereket olur, artar.

-Allah Celle Celalühu onun çoluk çocuğunu korur.

-Günahlarına kefaret olur.

-Yaptığı iyiliklere kat kat sevap alır.

-Ölüm halini kolay eder.

-Kabrindeki karanlık günlerine aydınlık verir.

-Mizanında iyilik tarafını ağır bastırır.

-Ahirette düşük hallerden, rezil ve zelil olmaktan kurtarır.

-Cennetteki derecelerini yükseltir.

Ebu Derda Radiyallahü Anh der ki:

“Zilhiccenin ilk günlerinde çok dua ediniz, çok istiğfar ediniz. Çokça sadaka veriniz. Çünkü ben Rasulullah Sallellahü aleyhi ve Sellem’den:” Zilhicce’nin ilk günün sevabından mahrum günün Yazıklar olsun “, dediğini işittim. Özellikle Zilhicce’nin dokuzuncu günü (yani Arefe günü) oruç tutmayı ihmal etmeyiniz. Çükü bu günün orucunda hiç kimsenin sayamayacağı kadar çok hayır vardır.

Gününde Peygamberlere Yüce Allah Celle Celalühu’dan nice ikramlar gelmiştir Doğum Zilhicce Ayı’nın ilk. Bu mânada gelen bir çok haberler vardır.

İbni Abbas Radiyallahü Anh’ın rivayetine göre:

-Zilhicce Ayı’nın on günü içinde, Allah Celle Celalühu Adem Aleyhisselam’a tevbeyi nasib etti. O’na tevbe, Arefe günü nasib oldu.

Arefe günü derken, bu bir tanedir. Kurban Bayramı’ndan bir önceki gündür. Lakin halkımız Ramazan Bayramı’ndan önceki güne de Arefe demektedir ki, o gün, kastolunan Arefe günü değildir.

Günlerde İbrahim Aleyhisselam Halil olmuştur Doğum Yine bu. Ateş onu yakmamıştır. Kurban ettiği oğlu İsmail Aleyhisselam bu gün, bir kaç Fidye karşılığında kesilmekten kurtulmuştur.

Kabe-i Muazzama’yı İbrahim Aleyhisselam bu günlerde yapmaya başlamıştır.

Mevla Teâlâ Kur’an’ı Kerim’de buyurdu:

“Ağacın altında seninle biat ettikleri zaman …” Burada geçen Rıdvan Biatı’dır ki, bu dahi Zilhicce’nin on günleri içinde olmuştur.

Gelelim diğer ayetlere.

“Hem Teke, hem çifte yemin olsun”.

Tek lafzından Murad Allah Celle Celalühu’dur. Çift lafzından ise Allah Celle Celalühu’nun yarattığı mahlukattır Murad. Adem ile Havva’dır, da demişlerdir.

“Gelip geçen geceye”.

Bundan ise Kurban Bayramı gecesidir Murad. O gece Müzdelife gecesidir de denilmiştir.

Durum böyle olunca Mevla Celle Celalühu Kurban Bayramı gününe, günlere, üzerinde Adem Aleyhisselam ile Havva Validemiz’e de yemin etmiştir.

Bu arada kendi zatına Kurban Bayramı gecesinede yemin etmiştir. Bütün bu yeminlerden sonra da ne buyurmuştur.

“Bütün bu anlatınlarda, akıl sahipleri için bir yemin vardır”. Çünkü bunlar öyle olaylar, öyle şeylerdir ki bir akıl sahibinin; bunlara önem vermemesi, bunların feyiz ve bereketinden, irşat edici özelliklerinden yararlanmaması, kuvvet almak istememesi ihtimali yoktur. Bu olaylardan, onların yaratıcısının; yaratan bir Rabbin var olduğu neticesini çıkarır.

Alıntı

Sensin Allah’ım

Posted in İSLAMİ YAZILAR on Kasım 17, 2009 by islamasevgi

Bana Yârimi Sorarlar

Posted in VİDEOLARIMIZ on Kasım 11, 2009 by islamasevgi

Başkadır

Posted in RESİMLİ GÜZEL SÖZLER on Kasım 9, 2009 by islamasevgi

ask

Ve can Cânan’dandır.

Posted in EDEBİ YAZILAR on Kasım 9, 2009 by islamasevgi

Ele avuca gelmiyor olabilir. Dokununca dökülüyor parmak uçlarından elimizde avucumuzda varlıktan yana ne varsa, parmak uçlarımızda yakınlıktan yana ne varsa,
hepsi, hepsi suyundan olabilir dokunuşundan olabilir.
Söze sığmıyor, dile gelmiyor olabilir.
Siire uymuyor, öyküde uyumuyor, film karesinde oynamıyor.
Dilimize damağımıza Degen ne varsa tatmak adına, hepsinin tadı olabilir, hepsinin tuzu olabilir. Söz etmeye değer ne varsa, kayda değer ne yaşarsa, hep, hepsi canın Romanı heyecanı olabilir.

Mezara inmiyor olabilir, toprağa düşmek bilmiyor. Çamura düşen, Toprakta biten ne varsa, hepsinin dürtüsü candan, hepsinin dirilişi candan. Mezarlar boyu GİZLENEN ne varsa, hepsi tarlası olabilir. Ne varsa toprak üstünde kanayan ve sancıyan, hep kavgası olabilir

Kokusu yok canın; sesi yok, nefesi yok. Çağıltısız ve uğultusuz, gürültüsüz, kavgasız kayıp gidiyor alnımızdan ve anımızdan. Bileğimizden akıp, damarımızda kanayan dem, damağımızda tuzlu nem, dudağımızda gamlı ney, hepsi hepsi kaygısı olabilir, hepsi olabilir tortusu bir giden.

Tene değiyor gibi, ete kemiğe bürünüp öylece görünür oluyor. Tenin tenhasında, et kemik arasında gizli ne varsa, hepsinin libası gibi, hepsinin ayinesi olabilir.

Nefese siniyor gibi, bakışta siliniyor, dokunuşta yitiyor, ateşte Eriyor. Renkten yana ne varsa gülde, ateşi yakan ne varsa, kanı Kaynatan her neyse, hep candan, hep ocağından olabilir, hepsi olabilir Alevi.

Dağılıp çözülüyor, kırılıp dökülüyor yüreğin odacıklarında kıvrımlarında zamanın olabilir. Anları birbirine ulayan ne varsa hepsi canın bağından; kırık ayinelerde, soluk sarı Fotoğraflarda unutulmadık, umulmadık ne varsa, hepsi canın yumağından.

Için, bebek yüzlerden, güzel yüzlerden, masum yüzlerden Yüzlere uğruyor, mahzun yüzlerden Geçip gidiyor. Için de içine sızan, sularda sızlayan, kalplere süzülen, şah damarında dolanan ne varsa, hepsi canın kuyusundan, hepsi canın kıyısından.

Yaralarda çoğalıyor için, kanda kıvranıyor, geceyi açılıyor, gündüzü kanatıyor. Karbeyaz soğukların göğsüne akan sıcak Kanda Azalan neyse, bir pıhtının özünde közlenen yangın neyse, gecenin acısını gündüzün yarasına dolayan ne hikmetse, hepsi, hepsi olabilir çaresinden paresinden olabilir.

Dağı yol eyliyor olabilir, denizi Çölde boğuyor, rüzgarı susturup, suları yakabiliyor. Dağdağanın ortasındaki Yunus’dan savrulan rüzgâr nereye estiyse, yangının orta yerindeki İbrahim’den sızan su nereye aktıysa, denizin göğsündeki Musa’dan artan çöl nereye taştıysa, hepsi canı dağladı, hepsi canlar yaktı, hep canlar ağlattı.

Can, Paslı bir bıçak yarasıdır varlığın göğsünde. Tenin beyaz yüzünde bir kardelen hülyasıdır. Göğün en canlı yıldızı, yerin en kanlı çiçeğidir.

Yüreğimizin yayında gerili oktur olabilir, ki buralı değildir, Şimdiye de razı değildir; bizden Önceleri ve bizden sonralarıdır. Gölgemizin kuytusunda saklı bir hayaldir olabilir, ki bizden ama bizden olmayandır, bizimle ama bizimle kalmayandır. Alnımızda doğmuş bir şebnemdir olabilir, ki bizde ama bize ait olmayandır, bizden ötelerde Aşkları vardır.

Ve Cânan’dandır olabilir. Semâda Ahmed muştusu, Hira’da Muhammed korkusu, Hicret’te Sıddık telaşı, Mekke’de mahbubiyet davası, Taif’de Rahmet Duası, Medine Ensar sevdası … Ne varsa, Cânan’dan yana, hepsi candan Ala, hepsine olabilir feda, hepsine canlar kurban olası.

Canan yurdunun yeni canları, kevnin yüreğinde dolanıp temizlenen ümmetin taze kanlari, Hacılar bundan böyle taşraya akmalı, dışarı illere varmalı, herkesi aşk ile boyamalı, herkesi Canan ile oyalamalıdır.

Ne varsa yaşadığımız, tattığımız, Sevdiğimiz ve var Bildiğimiz; ne varsa yaşamaya değer Bildiğimiz, anamız, babamız, yavrumuz, Yurdumuz, vatanımız, dünyamız, göğümüz, gözümüz, elimiz, yüreğimiz …
Hepsi Cânan’ın ayinesinde bir göründü bir kayboldu. Hepsi Canan Hatırına varlığa vardı. Hepsi hepsi Canan uğrunda birer kırığı edebilirsin …

Canan ol ki [asm], canın cânıdır. Canlar cânıdır. Yüreğimiz bir Canan sevdasına kanmalı, Canımız Canan ile kanamalıdır.

Selam ve dua ile …

ÖLüM

Posted in DİĞER VİDEOLAR on Kasım 7, 2009 by islamasevgi